Ana Sayfa›İngilizce Kelimeler
İngilizceİngilizce Kelimeler
A1'den C1'ye 5.274 İngilizce kelime, Türkçe anlamları ve örnek cümleleriyle. Seviyeni seç, listeden çalış ya da uygulamada kartlarla ve oyunlarla tekrar et.
Bu sayfada İngilizce kelimeleri seviyelere göre toplandı. Her kelimenin Türkçe anlamı ve gerçek bir örnek cümlesi var. Seviyeni seç; listeden oku, sonra uygulamada kelime kartları ve dokuz oyunla tekrar et.
Seviyeye göre İngilizce kelimeler
A1Başlangıç910 kelime. Günlük hayatın temel kelimeleri: aile, ev, yemek, sayılar, selamlaşma.En sık 100 kelime →A2Temel851 kelime. Alışveriş, yol tarifi, iş ve okul; kısa konuşmalar için gereken kelimeler.En sık 100 kelime →B1Orta786 kelime. Görüş bildirmek, deneyim anlatmak; haber ve yazı dilinin ilk basamağı.En sık 100 kelime →B2İleri orta1.417 kelime. Soyut konular, iş hayatı ve uzun metinler; akıcılığa giden kelimeler.En sık 100 kelime →C1İleri1.310 kelime. Akademik ve profesyonel dil, ince anlam farkları ve resmî ifadeler.En sık 100 kelime →
Konu konu İngilizce
Rehber yazılarıHer seviyenin öne çıkan kelimeleri ve çalışma yöntemleri.Aç →Düzensiz fiillerEn sık kullanılan düzensiz fiillerin üç hâli.Aç →Phrasal verbs listesiA1'den C1'e phrasal verb'ler, kalıp ve örnekleriyle.Aç →Kelime türleriİsim, fiil, sıfat, zarf: cümlede hangisi nerede durur.Aç →Karıştırılan kelimelermake/do, say/tell ve daha fazlası.Aç →Seviye testiBirkaç dakikada hangi seviyeden başlaman gerektiğini gör.Aç →
Hikâyelerle oku
İngilizce Kısa HikâyelerA1–C1 seviyelerinde 60 kısa hikâye; her cümle renkli Türkçe çevirisiyle. Üçü ücretsiz.Aç →The Table by the WindowA1 okuma metni: Evde gürültü olunca Clara bilgisayarını alıp yakındaki bir kafeye gidiyor. Pencere kenarındaki masa boş, ama yanında priz yok.Ücretsiz oku →
Örnek İngilizce kelimeler (A1)
Başlangıç seviyesinden birkaç kelime. Seviye listelerinde her kelime böyle, anlamı ve örnek cümlesiyle duruyor.
| Kelime | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|
| window | pencere, cam, vitrin | A cat was sleeping on the window sill. Bir kedi pencere kenarında uyuyordu. |
| weather | hava durumu, hava | Did you check the weather forecast? Hava durumunu kontrol ettin mi? |
| banana | muz | He eats a banana every morning for breakfast. Her sabah kahvaltıda bir muz yer. |
| book | kitap | She borrowed a book from the library. Kütüphaneden bir kitap ödünç aldı. |
| choose | seçmek, tercih etmek | You can choose any book from the bookcase. Kitaplıktan istediğin kitabı seçebilirsin. |
| phone | telefon, aramak | She phoned me to discuss the plans. Planları tartışmak için beni aradı. |
| explain | açıklamak, izah etmek, anlatmak | I don't understand; please explain again. Anlamadım; lütfen tekrar açıkla. |
| similar | benzer, benzeyen, eş | My father and I have similar views on politics. Babam ve ben siyaset konusunda benzer görüşlere sahibiz. |
| tired | yorgun, bitkin, bıkkın | The little girl was tired after playing in the park. Küçük kız parkta oynadıktan sonra yorgundu. |
| there | orası, orada, oraya | She went there to study English. İngilizce öğrenmek için oraya gitti. |
Nasıl çalışmalı?
- Seviyeni seç. Emin değilsen A1'den başla; bildiğin kelimeleri kartlarda hızla geçersin.
- Günde az ama her gün. Uygulamadaki günlük görev her gün yeni kelimeler ve tekrarı zamanı gelenleri getirir.
- Oyunlarla pekiştir. İngilizce kelime oyunları aynı kelimeleri farklı yollardan sorar.