Ana Sayfa›Yazılar›Dilbilgisi
Dilbilgisi

Türkçe Konuşanların En Sık Karıştırdığı İngilizce Kelimeler

Türkçede tek kelime, İngilizcede iki ya da üç. En sık karıştırılan 20 grup ve aralarındaki gerçek fark.

Dilbilgisi20 kelime grubu9 dk okuma

Belli bir seviyeden sonra hatalarının bir düzeni olduğunu fark edersin. Türkçe konuşanlar hep aynı kelimeleri karıştırır. Sebebi basit: Türkçede tek kelimeyle karşılanan şey İngilizcede ikiye, üçe ayrılır.

“Kazanmak” bunun en net örneği: Türkçede tek kelime, İngilizcede üç ayrı fiil (win, earn, gain) ve hangisini seçeceğin bağlama bağlı. Bu tür ayrımları bilmemek anlaşılmanı engellemez ama konuşmanı sürekli “çeviri gibi” gösterir.

Aşağıda en sık karıştırılan 20 grup var. Hepsini bir kerede ezberlemeye çalışma; kendinde tanıdıklarını işaretle, önce onlarla çalış.

KelimelerFarkÖrnek kullanım
make / domake = üretmek, ortaya çıkarmak · do = bir işi yapmak, yerine getirmekmake a cake, a decision, a mistake, money, plans, noise
do homework, the dishes, exercise, business, research, a favour
say / tellsay = söylemek (kime olduğunu belirtmeden) · tell = anlatmak (kime olduğunu belirterek)He said hello. He told me the truth.
“say to someone” yerine “tell someone” kullanılır.
borrow / lendborrow = ödünç almak · lend = ödünç vermekCan I borrow your pen? — Sure, I'll lend it to you.
bring / takebring = buraya getirmek · take = oradan götürmekBring your laptop to the meeting. Take this file to Ali.
come / gocome = konuşanın olduğu yere doğru · go = konuşandan uzağa doğruCome here! · I have to go now.
watch / see / look atwatch = izlemek (süreli, hareketli) · see = görmek (istemsiz) · look at = bakmak (istemli)I watch films. I saw her yesterday. Look at this photo.
hear / listen tohear = duymak (istemsiz) · listen to = dinlemek (istemli)I heard a noise. I listen to music every evening.
remember / remindremember = hatırlamak · remind = hatırlatmakI don't remember his name. Remind me to call the bank.
learn / teach / studylearn = öğrenmek · teach = öğretmek · study = ders çalışmakShe teaches English. I study two hours a day and I learn new words.
win / earn / gainwin = kazanmak (yarışma, ödül) · earn = kazanmak (para, emekle) · gain = elde etmek (deneyim, kilo)He won the match. She earns a good salary. I gained experience.
lose / misslose = kaybetmek · miss = kaçırmak; özlemekI lost my wallet. I missed the bus. I miss my family.
travel / trip / journey / voyagetravel = seyahat etmek (fiil) · trip = kısa gezi · journey = yol, yolculuk · voyage = deniz yolculuğuI love to travel. We took a short trip. The journey took six hours.
economic / economicaleconomic = ekonomiyle ilgili · economical = tasarrufluthe economic crisis · an economical car
sensible / sensitivesensible = mantıklı, akıllıca · sensitive = hassas, duyarlıThat's a sensible decision. She's very sensitive to criticism.
historic / historicalhistoric = tarihî öneme sahip · historical = tarihe ilişkina historic victory · a historical novel
affect / effectaffect = etkilemek (fiil) · effect = etki (isim)The weather affects my mood. It had a strong effect on me.
advice / adviseadvice = tavsiye (isim, sayılamaz) · advise = tavsiye etmek (fiil)Can you give me some advice? I advise you to wait.
beside / besidesbeside = yanında · besides = ayrıca, -in yanı sıraSit beside me. Besides, it's too late.
fun / funnyfun = eğlenceli, keyifli · funny = komik, gülünçThe party was fun. His joke was funny.
boring / boredboring = sıkıcı (bir şeyin özelliği) · bored = sıkılmış (kişinin hâli)The film was boring, so I was bored.

Bu ayrımları kalıcı hâle getirmenin yolu

Bu konuda kural okumak pek işe yaramaz, konuşurken kuralı hatırlamaya vaktin olmaz. Yapman gereken, doğru eşleşmeyi öbek olarak ezberlemek.

Yani “make mi do mu?” diye düşünmek yerine make a decision, do the dishes kalıplarını tek bir birim gibi öğrenirsin. Anadili İngilizce olanlar da böyle yapar; kural düşünmezler, kalıbı hatırlarlar.

Üç adımlı pratik 1) Karıştırdığın çifti seç. 2) Her biri için üç örnek kalıp yaz (make money / make a mistake / make plans). 3) Bir hafta boyunca günde bir kez o kalıpları kendi cümlelerinde kullan. Böylece aklına kural yerine kalıp yerleşir.

En sinsi üçü

make / do

Kaba bir ayrım var ve çoğu durumda işler: make ortada olmayan bir şeyi ortaya çıkarır (kek, karar, hata, plan, gürültü); do zaten var olan bir işi yerine getirir (ödev, bulaşık, egzersiz, araştırma). Ama istisnalar var, o yüzden kalıp ezberi kuraldan güvenlidir.

say / tell

Kısa yol: tell'in hemen ardından kime söylendiği gelir, say'in gelmez. tell me ✓, say me ✗. Söylenen şeyi kime söylediğini belirtmeden aktarıyorsan say, belirtiyorsan tell.

-ing / -ed sıfatları

Bu hem çok yaygın hem de düzeltmesi kolay bir hata. -ing bir şeyin özelliğidir, -ed kişinin hâlidir. “I am boring” demek “ben sıkıcı biriyim” anlamına gelir. Söylemek istediğin büyük ihtimalle “I am bored” (sıkıldım). Aynı mantık interesting/interested, tiring/tired, surprising/surprised, confusing/confused için de geçerli.

Karıştırdıklarını ayrı listede çalış

Renkli Kelime yanlış yaptığın kelimeleri otomatik olarak “Zor Kelimelerim” listesinde toplar; oradan tek tuşla o kelimelerle çalışmaya başlayabilirsin.

Çalışmaya Başla

İlgili yazılar

Fiil kalıpları için en çok kullanılan 55 phrasal verb; kelimenin cümledeki yeri için İngilizce kelime türleri.

Diğer dillerde karıştırılanlar

Benzer tuzaklar her dilde var, hatta bazıları daha sinsi: Almanca das Gift "hediye" değil zehir demektir, bekommen "olmak" değil almaktır. İspanyolca embarazada "utanmış" değil hamile, İtalyanca morbido "hastalıklı" değil yumuşak anlamına gelir.

Bu dillerde de kelimeyi örnek cümlesiyle öğrenmek gerekiyor: Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca listelerinde her kelimenin yanında cümlesi var.