Ana Sayfa›Yazılar›Dilbilgisi
Dilbilgisi

En Çok Kullanılan 55 Phrasal Verb (Türkçe Anlamlarıyla)

get, take, put, look, turn… Ana fiillerine göre gruplanmış 55 phrasal verb ve nesnenin nereye konacağının kuralı.

Dilbilgisi8 fiil grubu10 dk okuma

Phrasal verb, bir fiilin bir edat ya da zarfla birleşip yeni ve çoğu zaman tahmin edilemez bir anlam kazanmasıdır. look “bakmak”, after “sonra” demektir ama look after “bakmak, göz kulak olmak” anlamına gelir. Parçaları bilmek bütünü anlamana yetmez.

Türkçede bu iş çoğunlukla tek bir fiille ya da bir ekle çözüldüğü için phrasal verb'ler bize zor gelir. Ama onlardan kaçamazsın, gündelik İngilizce phrasal verb'lerle dolu. “I'm looking for my keys” demek yerine “I'm searching my keys” demek anlaşılır olsa da yabancı durur.

Nasıl öğrenmeli? Alfabetik listeden değil, ana fiile göre. get ile kurulan yedi phrasal verb'i birlikte öğrenirsen aralarındaki mantığı görürsün. Aşağıdaki 55 phrasal verb'ü de bu yüzden ana fiillerine göre grupladık.

Önce üç kural: ayrılabilir mi, ayrılamaz mı?

Nesnenin nereye konacağı phrasal verb'ün türüne bağlıdır. En sık hatalar da burada yapılır:

  1. Ayrılabilenler. Nesne araya da girebilir, sona da: turn on the light = turn the light on. Ama nesne zamirse araya girmek zorundadır: turn it on ✓ / turn on it ✗.
  2. Ayrılamayanlar. Fiil ve edat hiç ayrılmaz: look after the baby ✓ / look the baby after ✗. Zamirle de aynı: look after her.
  3. Üç parçalılar. put up with, look forward to, come up with, run out of gibi fiiller hiç bölünmez, nesne hep sona gelir.

Kural ezberlemek yerine daha pratik bir yol var: phrasal verb'ü her zaman bir örnek cümleyle öğren. Doğru dizilimi cümleden kendiliğinden öğrenirsin.

get ile kurulanlar

get, İngilizcede en çok phrasal verb kuran fiillerden biri. Tek başına “almak, elde etmek” demek ama phrasal verb'lerde “hareket” ve “durum değişimi” anlamı taşır.

Phrasal verbTürkçeÖrnek
get upyataktan kalkmakI get up at seven every morning.
get on(otobüse, trene) binmekShe got on the bus at the last stop.
get off(araçtan) inmekWe get off at the next station.
get on with-yle iyi geçinmekHe gets on with his colleagues very well.
get overüstesinden gelmek, atlatmakIt took her a month to get over the flu.
get backgeri dönmek; geri almakI'll call you when I get back home.
get rid of-den kurtulmakWe need to get rid of these old boxes.

take ile kurulanlar

Phrasal verbTürkçeÖrnek
take off(uçak) kalkmak; (giysi) çıkarmakThe plane takes off at noon.
take up(bir uğraşa) başlamakShe took up swimming last year.
take care of-e bakmak, ilgilenmekCan you take care of my cat this weekend?
take backgeri almak (sözünü, eşyayı)I take back what I said.
take part in-e katılmakForty students took part in the competition.

put ile kurulanlar

Dikkat: put off (ertelemek) ile put out (söndürmek) arasındaki fark yalnızca edattan geliyor ve anlamlarının birbiriyle hiçbir ilgisi yok. Phrasal verb'leri neden tek tek öğrenmen gerektiğini bu örnek iyi gösteriyor.

Phrasal verbTürkçeÖrnek
put ongiymek, takmakPut on your coat, it's cold outside.
put offertelemekThey put off the meeting until Friday.
put out(ateşi, ışığı) söndürmekFirefighters put out the fire in an hour.
put up withtahammül etmek, katlanmakI can't put up with this noise any longer.
put awayyerine koymak, kaldırmakPlease put away your toys.

look ile kurulanlar

look for (aramak) ile look after (bakmak) en çok karıştırılan ikilidir. Kısa bir hatırlatıcı: for bir hedefi gösterir (aradığın şey), after bir sorumluluğu (peşinden gittiğin kişi).

Phrasal verbTürkçeÖrnek
look foraramakI'm looking for my keys.
look afterbakmak, göz kulak olmakWho looks after the children?
look forward tosabırsızlıkla beklemekI look forward to hearing from you.
look up(sözlükte) aramakLook up the word if you don't know it.
look outdikkat etmekLook out! There's a car coming.

turn ile kurulanlar

Bu grup çiftler hâlinde çalışır: on/off cihazları açıp kapatır, up/down ise sesi açıp kısar. Aynı çift “reddetmek” ile “çıkagelmek” anlamlarını da taşır.

Phrasal verbTürkçeÖrnek
turn onaçmak (cihaz, ışık)Can you turn on the lights?
turn offkapatmak (cihaz, ışık)Don't forget to turn off the oven.
turn upçıkagelmek; sesi açmakHe turned up two hours late.
turn downreddetmek; sesi kısmakShe turned down the job offer.
turn into-e dönüşmekThe rain turned into snow overnight.

come ve go ile kurulanlar

Phrasal verbTürkçeÖrnek
come across(rastgele) rastlamakI came across an old photo of us.
come up with(fikir) bulmak, üretmekShe came up with a brilliant idea.
come backgeri gelmekCome back when you're ready.
go ondevam etmekGo on, I'm listening.
go outdışarı çıkmakWe go out for dinner every Friday.
go overgözden geçirmekLet's go over the plan one more time.
go through(zor bir şey) yaşamak, geçirmekHe's going through a difficult time.

break ve run ile kurulanlar

Phrasal verbTürkçeÖrnek
break downbozulmak (araç, makine)My car broke down on the way home.
break upayrılmak (ilişki)They broke up after five years.
break intozorla girmekSomeone broke into the shop last night.
run out of-i tüketmek, bitmekWe've run out of milk.
run into-e rastlamakI ran into an old friend at the airport.

Diğer sık kullanılanlar

Phrasal verbTürkçeÖrnek
find outöğrenmek, ortaya çıkarmakHow did you find out about this?
figure outçözmek, anlamakI can't figure out how this works.
work outspor yapmak; sonuç vermekIt all worked out in the end.
carry outyürütmek, gerçekleştirmekThey carried out a survey last month.
give upvazgeçmek, bırakmakDon't give up so easily.
give backgeri vermekGive back the book when you finish.
bring upyetiştirmek; gündeme getirmekShe brought up an important point.
call offiptal etmekThe match was called off because of rain.
set upkurmak, oluşturmakThey set up a small company.
show upgelmek, ortaya çıkmakOnly three people showed up.
grow upbüyümek (çocukluktan)I grew up in a small town.
hang outtakılmak, vakit geçirmekWe hang out at the same café.
make upuydurmakHe made up the whole story.
pick upalmak, teslim almakI'll pick you up at eight.
sign upkaydolmakI signed up for an English course.
fill in(form) doldurmakPlease fill in this form.

Bu 55 phrasal verb'ü kalıcı hâle getirmek

  • Günde bir grup. Sekiz grup var, sekiz güne yay. Her gün o grubun cümlelerini yüksek sesle oku.
  • Kendi cümlelerini kur. Tablodaki cümleyi okuduktan sonra aynı phrasal verb'le kendi hayatına dair bir cümle yaz. En çok işe yarayan adım bu.
  • Zamir testi yap. Ayrılabilir olanlarda nesneyi zamire çevirip tekrarla: turn it on, put it off, pick her up. Böylece doğru dizilim zamanla otomatikleşir.
  • Karıştırdıklarını ayır. look for / look after, put off / put out, turn up / turn down gibi çiftleri ayrı bir listede topla ve yalnızca onlarla çalış.

Fiillerle hedefli çalış

Renkli Kelime'de kelime türü filtresinden yalnızca fiilleri seçip oyunlarla ya da kartlarla çalışabilirsin.

Çalışmaya Başla

İlgili yazılar

Bu 50 fiilin ötesine geçmek istersen A1–C1 phrasal verbs listesinde 842 fiil ve 1.421 anlam var; her anlam kalıbı ve renkli örnek cümlesiyle.

Fiillerin geçmiş hâlleri için düzensiz fiiller tam listesi; edat seçiminin mantığı için İngilizce kelime türleri.

Almanca'nın phrasal verb'leri: ayrılabilir fiiller

Phrasal verb mantığı İngilizce'ye özgü sanılır ama Almanca'da çok daha sistemli bir karşılığı vardır: ayrılabilir fiiller. stehen "durmak", aufstehen ise "kalkmak" demektir. Tıpkı give ile give up gibi, ön ek anlamı tamamen değiştirir.

Almanca'da ise bu ön ek cümle kurulurken fiilden kopar ve sona gider: Ich stehe um sieben Uhr auf. O yüzden ayrılabilir fiilleri cümle içinde görerek öğrenmen gerekir; Almanca A1 listesindeki fiiller örnek cümlesiyle birlikte veriliyor.