Fransızca A1 Kelime Listesi
Başlangıç seviyesindeki 800 Fransızca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
Fransızca A1 seviyesi (Başlangıç), sıfırdan başlayanların ilk aylarda karşılaşacağı temel kelimeler: selamlaşma, aile, ev, yemek, sayılar, günler ve en sık kullanılan fiiller.
Bu sayfada Fransızca A1 seviyesindeki 800 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 700 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.
İsimler artikeli ve cinsiyetiyle veriliyor. Sesli harfle başlayan isimlerde artikel l' olduğu için cinsiyet ayrıca (m.) ya da (f.) diye yazıyor.
Önce uygulamayı denemek istersen
Bu seviyenin 800 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. Fransızca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Fransızca havuzunu açEn sık kullanılan 100 kelime 100 / 800 kelime
| # | Fransızca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | à | -de, -e | Je vais à la piscine le mercredi. Çarşamba günleri havuza giderim. |
| 2 | alors | o zaman, o halde, bu yüzden | Il pleut, alors je prends mon parapluie. Yağmur yağıyor, o yüzden şemsiyemi alıyorum. |
| 3 | après | sonra | Après le dîner, nous regardons la télé. Akşam yemeğinden sonra televizyon izleriz. |
| 4 | aussi | de, da, dahi | Moi aussi, j'aime le chocolat. Ben de çikolatayı severim. |
| 5 | autre | başka, diğer | Vous avez une autre couleur ? Başka bir renginiz var mı? |
| 6 | avant | önce | Avant le cours, je bois un café. Dersten önce bir kahve içerim. |
| 7 | avec | ile | Je vais au marché avec ma mère. Annemle pazara gidiyorum. |
| 8 | avoir | sahip olmak, -si olmak | J'ai deux frères et une sœur. İki erkek kardeşim ve bir kız kardeşim var. |
| 9 | avoir ... ans | ... yaşında olmak | Mon grand-père a quatre-vingts ans. Dedem seksen yaşında. |
| 10 | beaucoup | çok | Merci beaucoup pour le cadeau ! Hediye için çok teşekkürler! |
| 11 | bien | iyi, güzel | Tu chantes très bien ! Çok güzel şarkı söylüyorsun! |
| 12 | bon (bonne) | iyi, lezzetli | Ce gâteau est très bon ! Bu pasta çok lezzetli! |
| 13 | ça | bu, şu, o | J'aime bien ça, c'est joli. Bunu beğendim, çok hoş. |
| 14 | Ça va? | Nasılsın?, İyi misin? | Salut Léa, ça va ? Oui, ça va bien. Selam Léa, nasılsın? Evet, iyiyim. |
| 15 | ce (cet, cette, ces) | bu, şu | Cet hôtel est près de la gare. Bu otel garın yakınında. |
| 16 | chez | -in evinde, -in yanında | Ce soir, je dîne chez mes grands-parents. Bu akşam dedemlerde yemek yiyorum. |
| 17 | la chose | şey | J'ai beaucoup de choses à faire. Yapacak çok şeyim var. |
| 18 | comme | gibi, olarak | Comme dessert, je prends une glace. Tatlı olarak dondurma alıyorum. |
| 19 | comment | nasıl | Comment est-ce que tu vas à l'école ? Okula nasıl gidiyorsun? |
| 20 | dans | içinde, -de | Les clés sont dans mon sac. Anahtarlar çantamın içinde. |
| 21 | de | -den, -in | C'est le vélo de mon frère. Bu, erkek kardeşimin bisikleti. |
| 22 | De rien! | rica ederim, bir şey değil | Merci pour le café ! De rien ! Kahve için teşekkürler! Rica ederim! |
| 23 | déjà | zaten, şimdiden, daha önce | Il est déjà dix heures ! Saat on olmuş bile! |
| 24 | depuis | -den beri, -dır | J'habite à Lyon depuis trois ans. Üç yıldır Lyon'da oturuyorum. |
| 25 | deux | iki | Nous avons deux enfants. İki çocuğumuz var. |
| 26 | dire | söylemek, demek | Il dit bonjour à la voisine. Komşu kadına merhaba diyor. |
| 27 | donc | bu yüzden, demek ki | Je suis malade, donc je ne travaille pas. Hastayım, bu yüzden çalışmıyorum. |
| 28 | elles | onlar (dişil) | Elles sont amies depuis l'école. Okuldan beri arkadaşlar. |
| 29 | en | -de, -e, ile (araç) | Nous allons en France en avion. Fransa'ya uçakla gidiyoruz. |
| 30 | encore | yine, hâlâ, daha | Tu veux encore du gâteau ? Biraz daha pasta ister misin? |
| 31 | est-ce que | (soru eki) mı, mi | Est-ce que tu aimes le sport ? Sporu sever misin? |
| 32 | et | ve | J'ai un chien et deux chats. Bir köpeğim ve iki kedim var. |
| 33 | l'été (m.) | yaz | Cet été, nous allons à la mer. Bu yaz denize gidiyoruz. |
| 34 | être | olmak | Je suis étudiant à Paris. Paris'te öğrenciyim. |
| 35 | faire | yapmak, etmek | Qu'est-ce que tu fais le week-end ? Hafta sonu ne yapıyorsun? |
| 36 | la fois | kez, defa | C'est la première fois que je viens ici. Buraya ilk defa geliyorum. |
| 37 | le français | Fransızca | J'apprends le français depuis six mois. Altı aydır Fransızca öğreniyorum. |
| 38 | français | Fransız, Fransızca | J'aime beaucoup le fromage français. Fransız peynirini çok severim. |
| 39 | la France | Fransa | J'habite en France depuis deux ans. İki yıldır Fransa'da yaşıyorum. |
| 40 | les gens (m. pl.) | insanlar | Les gens sont très gentils ici. Burada insanlar çok nazik. |
| 41 | grand | büyük, uzun boylu | Paris est une très grande ville. Paris çok büyük bir şehir. |
| 42 | l'homme (m.) | adam, erkek, insan | Un homme attend devant la porte. Kapının önünde bir adam bekliyor. |
| 43 | il y a | var | Il y a une pharmacie près d'ici ? Buralarda bir eczane var mı? |
| 44 | ils | onlar (eril) | Ils jouent au tennis le samedi. Cumartesileri tenis oynarlar. |
| 45 | jamais | asla, hiç | Je ne bois jamais de café. Asla kahve içmem. |
| 46 | je | ben | Je travaille dans un hôpital. Bir hastanede çalışıyorum. |
| 47 | le jour | gün | Quel jour sommes-nous aujourd'hui ? Bugün günlerden ne? |
| 48 | là | orada, burada | Mets ton sac là, sur la chaise. Çantanı oraya, sandalyenin üstüne koy. |
| 49 | lui | o, ona | Je parle souvent avec lui. Onunla sık sık konuşurum. |
| 50 | mais | ama, fakat | Il est tard, mais je n'ai pas sommeil. Geç oldu ama uykum yok. |
| # | Fransızca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 51 | mal | kötü | Je dors mal quand il fait chaud. Hava sıcakken kötü uyurum. |
| 52 | me | beni, bana | Tu me donnes ton numéro ? Bana numaranı verir misin? |
| 53 | même | aynı | Nous avons le même âge. Aynı yaştayız. |
| 54 | moi | ben, bana | Pour moi, un jus d'orange, s'il vous plaît. Bana bir portakal suyu, lütfen. |
| 55 | moins | daha az | Le bus est moins rapide que le métro. Otobüs metro kadar hızlı değil. |
| 56 | mon (ma, mes) | benim | Voici mon frère et ma sœur. İşte erkek kardeşim ve kız kardeşim. |
| 57 | ne... pas | -me, -ma (olumsuzluk) | Je ne mange pas de viande. Et yemiyorum. |
| 58 | ne... plus | artık ... değil | Il ne travaille plus ici. Artık burada çalışmıyor. |
| 59 | non | hayır | Non, merci, je n'ai pas faim. Hayır, teşekkürler, aç değilim. |
| 60 | notre (nos) | bizim | Notre maison a un grand jardin. Evimizin büyük bir bahçesi var. |
| 61 | nous | biz | Nous habitons près de la mer. Denize yakın oturuyoruz. |
| 62 | on | biz, insan (genel) | On va au parc cet après-midi ? Bu öğleden sonra parka gidelim mi? |
| 63 | ou | veya, ya da | Tu veux du thé ou du café ? Çay mı istersin, kahve mi? |
| 64 | où | nerede, nereye | Où sont les toilettes, s'il vous plaît ? Tuvalet nerede acaba? |
| 65 | oui | evet | Oui, je parle un peu anglais. Evet, biraz İngilizce konuşuyorum. |
| 66 | parce que | çünkü, -dığı için | Je reste ici parce qu'il pleut. Yağmur yağdığı için burada kalıyorum. |
| 67 | le pays | ülke | La France est un beau pays. Fransa güzel bir ülke. |
| 68 | la personne | kişi, insan | Il y a dix personnes dans la salle. Salonda on kişi var. |
| 69 | peu | az | Il mange peu le matin. Sabahları az yer. |
| 70 | peut-être | belki | Peut-être qu'il va pleuvoir demain. Belki yarın yağmur yağar. |
| 71 | plus | daha, daha çok | Paris est plus grand que Lyon. Paris, Lyon'dan daha büyük. |
| 72 | pour | için | C'est un cadeau pour toi. Bu senin için bir hediye. |
| 73 | premier (première) | birinci, ilk | C'est mon premier jour de travail. Bu, işteki ilk günüm. |
| 74 | qu'est-ce que | ne | Qu'est-ce que tu veux manger ? Ne yemek istiyorsun? |
| 75 | quand | ne zaman | Quand est-ce que tu pars en vacances ? Tatile ne zaman gidiyorsun? |
| 76 | que | ki, -dığını | Je sais que tu es occupé. Meşgul olduğunu biliyorum. |
| 77 | qui | kim | Qui est la dame avec ton père ? Babanın yanındaki hanım kim? |
| 78 | quoi | ne | Tu fais quoi ce soir ? Bu akşam ne yapıyorsun? |
| 79 | rien | hiçbir şey | Je ne comprends rien ! Hiçbir şey anlamıyorum! |
| 80 | sans | -sız, olmadan | Je bois mon café sans sucre. Kahvemi şekersiz içerim. |
| 81 | le sel | tuz | Il n'y a pas assez de sel dans la soupe. Çorbada yeterince tuz yok. |
| 82 | si | evet (olumsuz soruya cevap) | Tu n'aimes pas le thé ? Si, j'adore ça ! Çayı sevmiyor musun? Seviyorum, hem de çok! |
| 83 | son (sa, ses) | onun | Paul aime beaucoup sa maison. Paul evini çok seviyor. |
| 84 | sous | altında | Tes chaussures sont sous la table. Ayakkabıların masanın altında. |
| 85 | sur | üstünde, üzerinde | Le chat dort sur le lit. Kedi yatağın üstünde uyuyor. |
| 86 | le temps | zaman, vakit, hava | Je n'ai pas le temps aujourd'hui. Bugün vaktim yok. |
| 87 | toi | sen, sana | Et toi, tu viens d'où ? Ya sen, nerelisin? |
| 88 | ton (ta, tes) | senin | C'est ton sac sur la table ? Masadaki çanta senin mi? |
| 89 | toujours | her zaman, hep, hâlâ | Il est toujours en retard. O her zaman geç kalır. |
| 90 | tout (toute, tous, toutes) | bütün, tüm, her | Je travaille tous les jours. Her gün çalışırım. |
| 91 | très | çok | Il fait très chaud aujourd'hui. Bugün hava çok sıcak. |
| 92 | trois | üç | J'ai trois cousins en France. Fransa'da üç kuzenim var. |
| 93 | trop | fazla, çok fazla | Tu parles trop vite ! Çok hızlı konuşuyorsun! |
| 94 | tu | sen | Tu as quel âge ? Kaç yaşındasın? |
| 95 | un peu | biraz | Je parle un peu français. Biraz Fransızca konuşuyorum. |
| 96 | la vie | hayat, yaşam | La vie à Paris est chère. Paris'te hayat pahalı. |
| 97 | voir | görmek | Je vois la tour Eiffel de ma fenêtre. Penceremden Eyfel Kulesi'ni görüyorum. |
| 98 | votre (vos) | sizin | Quel est votre numéro de téléphone ? Telefon numaranız nedir? |
| 99 | vous | siz | Vous êtes d'où, madame ? Nerelisiniz, hanımefendi? |
| 100 | vraiment | gerçekten | Ce film est vraiment génial. Bu film gerçekten harika. |
A1'den sonra ne var?
Sınava mı hazırlanıyorsun? DELF A2 kelimeleri sayfası sınavın konularına göre gruplanmış 100 kelime.
Bu listeyi bitirdiğinde sıradaki seviye Fransızca A2. Diğer seviyeler: Fransızca A2, Fransızca B1, Fransızca B2. Hepsini tek sayfada görmek için Fransızca kelimeler sayfasına bak.
Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen Fransızca kelime oyunları sayfasına bak.
Okuma pratiği: Bu seviyenin kelimelerini bir hikâyenin içinde görmek için A1 hikâyesi: Le premier café sayfasını oku; her cümle renkli Türkçe çevirisiyle. Diğer hikâyeler Fransızca Hikâyeler sayfasında.
Fransızca A1 kelimeleriyle çalışmaya başla
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. Fransızca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış