Ana Sayfa›Fransızca Kelimeler›Fransızca B2 Kelime Listesi
Fransızca

Fransızca B2 Kelime Listesi

İleri orta seviyesindeki 940 Fransızca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 kelimeB2 · İleri ortaörnek cümleli

Fransızca B2 seviyesi (İleri orta), soyut konular ve uzun metinler: bir görüşü savunmak, artıları ve eksileri tartmak, iş yazışması yapmak. Bu seviyedeki kelimeler akıcı ve doğru ifade etmenin anahtarı.

Bu sayfada Fransızca B2 seviyesindeki 940 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 840 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.

İsimler artikeli ve cinsiyetiyle veriliyor. Sesli harfle başlayan isimlerde artikel l' olduğu için cinsiyet ayrıca (m.) ya da (f.) diye yazıyor.

Bu liste nasıl çalışılır? Bu 100 kelimeyi tek oturumda okumak yerine birkaç güne böl. Uygulamada Fransızca havuzunu seçip planını B2 seviyesinden başlatırsan kelimeler günde 10–30'luk parçalar hâlinde, aralıklı tekrarla önüne gelir. Unuttukların tekrar karşına çıkar.

Önce uygulamayı denemek istersen

Bu seviyenin 940 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. Fransızca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Fransızca havuzunu aç

En sık kullanılan 100 kelime 100 / 940 kelime

#FransızcaTürkçeÖrnek cümle
1à force deçok ... ederek, -e -eÀ force de travail, elle a fini par obtenir son diplôme.
Çalışa çalışa sonunda diplomasını almayı başardı.
2à juste titrehaklı olarakLes riverains se plaignent, à juste titre, du bruit de l'autoroute.
Çevre sakinleri haklı olarak otoyolun gürültüsünden yakınıyor.
3à l'issue de-in sonundaÀ l'issue de la réunion, un communiqué officiel sera publié.
Toplantının sonunda resmî bir bildiri yayımlanacak.
4à la lumière de-in ışığındaÀ la lumière de ces nouveaux éléments, l'enquête a été rouverte.
Bu yeni bulguların ışığında soruşturma yeniden açıldı.
5à termeuzun vadede, zamanlaÀ terme, ce projet devrait créer plus de cinq cents emplois.
Uzun vadede bu projenin beş yüzden fazla iş yaratması bekleniyor.
6à titre deolarak, sıfatıylaÀ titre d'exemple, citons le cas de la ville de Nantes.
Örnek olarak Nantes şehrinin durumunu ele alalım.
7à torthaksız yere, yanlışlıklaIl a été accusé à tort d'avoir volé l'argent de la caisse.
Kasadaki parayı çalmakla haksız yere suçlandı.
8l'Assemblée nationale (f.)Millet MeclisiLe texte sera examiné par l'Assemblée nationale la semaine prochaine.
Metin gelecek hafta Millet Meclisi tarafından incelenecek.
9l'assurance maladie (f.)sağlık sigortasıL'assurance maladie a lancé une campagne contre l'abus d'antibiotiques.
Sağlık sigortası antibiyotiklerin aşırı kullanımına karşı bir kampanya başlattı.
10au profit de-in yararına, lehineUn concert sera organisé au profit des victimes du séisme.
Deprem mağdurları yararına bir konser düzenlenecek.
11au regard deaçısından, -e göreAu regard de la loi, cette pratique est parfaitement légale.
Yasa açısından bu uygulama tamamen yasaldır.
12au sein de-in içinde, bünyesindeElle occupe un poste important au sein de cette multinationale.
Bu çok uluslu şirketin bünyesinde önemli bir görevde bulunuyor.
13au-delà deötesinde, -in dışındaAu-delà de l'aspect financier, ce projet a une forte dimension sociale.
Mali boyutunun ötesinde, bu projenin güçlü bir sosyal boyutu var.
14autrement ditbaşka bir deyişle, yaniLe projet a été ajourné, autrement dit abandonné pour l'instant.
Proje ertelendi, başka bir deyişle şimdilik rafa kaldırıldı.
15la banque centralemerkez bankasıLa banque centrale a relevé ses taux pour freiner l'inflation.
Merkez bankası enflasyonu frenlemek için faiz oranlarını yükseltti.
16le bien-être animalhayvan refahıLes consommateurs sont de plus en plus sensibles au bien-être animal.
Tüketiciler hayvan refahına giderek daha duyarlı hale geliyor.
17le bilanbilanço, değerlendirmeLe bilan de la saison touristique est plutôt positif.
Turizm sezonunun bilançosu oldukça olumlu.
18certeselbette, kuşkusuzCertes, ce projet est coûteux, mais il est indispensable pour la ville.
Elbette bu proje pahalı ama şehir için vazgeçilmez.
19la charge de travailiş yüküSa charge de travail est devenue insupportable depuis la réorganisation.
Yeniden yapılanmadan bu yana iş yükü dayanılmaz hale geldi.
20le chiffre d'affairesciroNotre chiffre d'affaires a augmenté de dix pour cent cette année.
Ciromuz bu yıl yüzde on arttı.
21le comité de lecturehakem kuruluL'article a été accepté par le comité de lecture de la revue.
Makale derginin hakem kurulu tarafından kabul edildi.
22compte tenu degöz önünde bulundurularakCompte tenu de la situation sanitaire, le concert a été annulé.
Sağlık durumu göz önünde bulundurularak konser iptal edildi.
23le concoursyarışma sınavı, yarışmaElle a réussi le concours de l'École normale supérieure du premier coup.
École normale supérieure'ün giriş sınavını ilk denemede kazandı.
24la confiance en soiözgüvenLa confiance en soi se construit en grande partie pendant l'enfance.
Özgüven büyük ölçüde çocuklukta inşa edilir.
25le conseil d'administrationyönetim kuruluLe conseil d'administration a désigné une nouvelle présidente.
Yönetim kurulu yeni bir başkan atadı.
26la ConstitutionanayasaToute modification de la Constitution nécessite l'accord du Parlement.
Anayasadaki her değişiklik Parlamentonun onayını gerektirir.
27d'autant plus quehele ki, üstelik -diği içinJe suis épuisé, d'autant plus que j'ai très mal dormi cette nuit.
Bitkinim, hele ki bu gece çok kötü uyudum.
28d'une part... d'autre partbir yandan ... öte yandanD'une part, le projet coûte cher ; d'autre part, il est risqué.
Bir yandan proje pahalı, öte yandan riskli.
29dans la mesure où-diği ölçüde, madem kiDans la mesure où tout le monde est d'accord, nous pouvons commencer.
Madem herkes hemfikir, başlayabiliriz.
30dans le cadre deçerçevesinde, kapsamındaCe voyage a été organisé dans le cadre d'un programme d'échange européen.
Bu gezi bir Avrupa değişim programı kapsamında düzenlendi.
31de sorte queöyle ki, -sin diyeParlez plus fort, de sorte que tout le monde puisse vous entendre.
Herkes sizi duyabilsin diye daha yüksek sesle konuşun.
32dès lors que-diği andan itibaren, mademDès lors que le contrat est signé, il devient juridiquement valable.
Sözleşme imzalandığı andan itibaren hukuken geçerli hâle gelir.
33la donnéeveriCes données doivent être interprétées avec prudence.
Bu veriler dikkatle yorumlanmalıdır.
34le droit du travailiş hukukuLe droit du travail protège les salariés contre les abus.
İş hukuku çalışanları kötüye kullanıma karşı korur.
35les droits de l'homme (m. pl.)insan haklarıCette ONG dénonce les violations des droits de l'homme dans le monde.
Bu sivil toplum kuruluşu dünyadaki insan hakları ihlallerini kınıyor.
36du moment que-dığı süreceTu peux sortir ce soir, du moment que tu rentres avant minuit.
Gece yarısından önce döndüğün sürece bu akşam dışarı çıkabilirsin.
37en d'autres termesbaşka bir deyişleEn d'autres termes, nous devons réduire nos dépenses de moitié.
Başka bir deyişle, harcamalarımızı yarı yarıya azaltmalıyız.
38en faveur delehineLa majorité des habitants a voté en faveur du projet de tramway.
Halkın çoğunluğu tramvay projesi lehine oy kullandı.
39en fin de comptenihayetinde, sonuçtaEn fin de compte, nous avons décidé de rester à la maison.
Sonuçta evde kalmaya karar verdik.
40en l'absence de-in yokluğundaEn l'absence du directeur, c'est son adjointe qui a présidé la séance.
Müdürün yokluğunda oturuma yardımcısı başkanlık etti.
41en matière de... konusunda, ... alanındaLa France a pris du retard en matière d'énergies renouvelables.
Fransa yenilenebilir enerji konusunda geride kaldı.
42en sommekısacası, özetleEn somme, le bilan de cette première année est plutôt positif.
Kısacası, bu ilk yılın bilançosu oldukça olumlu.
43encore quegerçi, -e rağmenCe film est réussi, encore que la fin soit un peu décevante.
Bu film başarılı, gerçi sonu biraz hayal kırıklığı yaratıyor.
44l'enseignement supérieur (m.)yükseköğretimL'accès à l'enseignement supérieur s'est largement démocratisé.
Yükseköğretime erişim büyük ölçüde yaygınlaştı.
45l'esprit critique (m.)eleştirel düşünceL'école doit développer l'esprit critique des élèves.
Okul öğrencilerin eleştirel düşüncesini geliştirmelidir.
46étant donné que-diği için, göz önüne alındığındaÉtant donné que le train est en retard, nous manquerons la correspondance.
Tren rötar yaptığı için aktarmayı kaçıracağız.
47l'État de droit (m.)hukuk devletiCes mesures d'exception menacent-elles l'État de droit ?
Bu olağanüstü önlemler hukuk devletini tehdit ediyor mu?
48le financementfinansmanLe projet ne verra le jour que si l'on trouve un financement.
Proje ancak finansman bulunursa hayata geçecek.
49les forces de l'ordre (f. pl.)güvenlik güçleriLes forces de l'ordre ont été déployées autour du stade.
Güvenlik güçleri stadyumun çevresine konuşlandırıldı.
50la garde à vuegözaltıLe suspect a été placé en garde à vue pendant quarante-huit heures.
Şüpheli kırk sekiz saat boyunca gözaltında tutuldu.
#FransızcaTürkçeÖrnek cümle
51il n'en demeure pas moins queyine de şu bir gerçek kiLe bilan est positif ; il n'en demeure pas moins que des efforts restent nécessaires.
Bilanço olumlu; yine de hâlâ çaba gerektiği bir gerçek.
52il va de soi queelbette, söylemeye gerek yok kiIl va de soi que vos données personnelles resteront strictement confidentielles.
Kişisel verilerinizin kesinlikle gizli kalacağını söylemeye gerek yok.
53le jugementhüküm, yargı, muhakemeLe jugement sera rendu public dans quinze jours.
Hüküm on beş gün içinde kamuoyuna açıklanacak.
54la liberté d'expressionifade özgürlüğüLa liberté d'expression ne permet pas de tenir des propos haineux.
İfade özgürlüğü nefret söylemine izin vermez.
55la main-d'œuvreişgücüLe bâtiment manque cruellement de main-d'œuvre qualifiée.
İnşaat sektörü nitelikli işgücü açısından ciddi sıkıntı çekiyor.
56le mal-logementkötü barınma koşullarıLe mal-logement touche près de quatre millions de personnes en France.
Kötü barınma koşulları Fransa'da yaklaşık dört milyon kişiyi etkiliyor.
57le mandatgörev süresi, yetkiLe président a été réélu pour un second mandat.
Cumhurbaşkanı ikinci bir görev dönemi için yeniden seçildi.
58le marché du travailiş piyasasıLes jeunes diplômés ont du mal à s'insérer sur le marché du travail.
Genç mezunlar iş piyasasına girmekte zorlanıyor.
59la menacetehditLe terrorisme demeure une menace sérieuse pour la sécurité.
Terörizm güvenlik için ciddi bir tehdit olmaya devam ediyor.
60mettre en œuvreuygulamak, hayata geçirmekLe gouvernement tarde à mettre en œuvre les réformes promises.
Hükümet vaat edilen reformları uygulamakta gecikiyor.
61la mise en œuvreuygulama, hayata geçirmeLa mise en œuvre de la réforme a pris beaucoup de retard.
Reformun uygulanması çok gecikti.
62objectif (objective)nesnel, tarafsızIl est difficile de rester objectif quand on parle de sa propre famille.
Kişi kendi ailesinden söz ederken nesnel kalmak zordur.
63l'opinion publique (f.)kamuoyuL'opinion publique s'est retournée contre le projet.
Kamuoyu projeye karşı döndü.
64l'opposition (f.)muhalefet, karşıtlıkL'opposition a vivement critiqué le projet de budget.
Muhalefet bütçe tasarısını sert bir dille eleştirdi.
65par ailleursöte yandan, ayrıcaLe film est trop long ; par ailleurs, les dialogues manquent de naturel.
Film çok uzun; ayrıca diyaloglar doğallıktan yoksun.
66la peineceza, zahmetIl a été condamné à une peine de cinq ans de prison.
Beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.
67le phénomèneolgu, fenomenCe phénomène reste encore mal compris par les scientifiques.
Bu olgu bilim insanları tarafından hâlâ tam anlaşılamamış durumda.
68la politique publiquekamu politikasıL'efficacité de cette politique publique reste à démontrer.
Bu kamu politikasının etkinliği henüz kanıtlanmış değil.
69le/la porte-parolesözcüLe porte-parole de la police a refusé de commenter l'affaire.
Polis sözcüsü olay hakkında yorum yapmayı reddetti.
70pour autantyine de, bu yüzden (olumsuzla)Il a beaucoup travaillé, mais il n'a pas réussi pour autant.
Çok çalıştı ama yine de başaramadı.
71pour peu queazıcık ... -se, yeter kiPour peu qu'on l'encourage, il fera des progrès très rapides.
Azıcık cesaretlendirilse çok hızlı ilerleme kaydedecek.
72la prise de consciencefarkındalık, bilinçlenmeOn observe une véritable prise de conscience écologique chez les jeunes.
Gençlerde gerçek bir ekolojik bilinçlenme gözlemleniyor.
73le programme scolairemüfredatLe programme scolaire d'histoire a été entièrement revu.
Tarih müfredatı tamamen gözden geçirildi.
74le projet de loikanun tasarısıLe projet de loi a été adopté en première lecture.
Kanun tasarısı ilk okumada kabul edildi.
75quand bien même-se bileQuand bien même il s'excuserait, je ne lui ferais plus confiance.
Özür dilese bile ona artık güvenmem.
76quelque peubiraz, bir parçaJe l'avoue, ses propos m'ont quelque peu surpris.
İtiraf ediyorum, söyledikleri beni biraz şaşırttı.
77qui plus estüstelik, dahasıLe repas était copieux et, qui plus est, très bon marché.
Yemek doyurucuydu ve üstelik çok ucuzdu.
78le recoursbaşvuru, itiraz yoluLes associations ont déposé un recours contre ce permis de construire.
Dernekler bu inşaat ruhsatına karşı itiraz başvurusunda bulundu.
79remettre en causesorgulamak, yeniden tartışmaya açmakCette découverte remet en cause tout ce que l'on croyait savoir.
Bu keşif, bildiğimizi sandığımız her şeyi sorgulatıyor.
80le savoir-êtredavranış becerileri, tutumLes recruteurs accordent autant d'importance au savoir-être qu'aux diplômes.
İşe alımcılar davranış becerilerine diplomalar kadar önem veriyor.
81le savoir-fairebeceri, uzmanlıkLe savoir-faire des artisans français est reconnu dans le monde entier.
Fransız zanaatkârlarının ustalığı dünya çapında tanınıyor.
82le/la scientifiquebilim insanıDe nombreux scientifiques ont signé une lettre ouverte sur le climat.
Birçok bilim insanı iklim hakkında açık bir mektup imzaladı.
83la sélectionseçme, elemeLa sélection à l'entrée de l'université fait toujours débat.
Üniversiteye girişte eleme yapılması hâlâ tartışma konusu.
84si bien queöyle ki, bu yüzdenIl a beaucoup neigé, si bien que les routes ont été fermées.
Çok kar yağdı, öyle ki yollar kapatıldı.
85soit... soitya ... yaVous pouvez régler soit par carte bancaire, soit en espèces.
Ya banka kartıyla ya da nakit ödeyebilirsiniz.
86sous réserve de-mek kaydıylaVotre inscription sera validée sous réserve du paiement des frais.
Kaydınız ücretlerin ödenmesi kaydıyla onaylanacak.
87le supérieur / la supérieure hiérarchiqueamir, üstToute demande de congé doit être validée par le supérieur hiérarchique.
Her izin talebi amir tarafından onaylanmalıdır.
88sur-le-champderhal, anındaAprès cette faute grave, l'employé a été licencié sur-le-champ.
Bu ağır hatanın ardından çalışan derhal işten çıkarıldı.
89tant bien que malgüç bela, bir şekildeMalgré la panne d'électricité, nous avons terminé le travail tant bien que mal.
Elektrik kesintisine rağmen işi güç bela bitirdik.
90la terre d'accueilev sahibi ülkeLa France a longtemps été une terre d'accueil pour les exilés politiques.
Fransa uzun süre siyasi sürgünler için bir sığınak ülke oldu.
91la théoriekuram, teoriLa théorie de l'évolution a longtemps été contestée.
Evrim teorisine uzun süre itiraz edildi.
92toujours est-il queher ne olursa olsun, yine deIl dit qu'il était malade ; toujours est-il qu'il n'est pas venu.
Hasta olduğunu söylüyor; her ne olursa olsun, gelmediği bir gerçek.
93tout au plusolsa olsa, en fazlaD'ici à la gare, le trajet durera tout au plus une demi-heure.
Buradan istasyona yolculuk olsa olsa yarım saat sürer.
94tout compte faither şey hesaba katıldığında, sonuçtaTout compte fait, louer un appartement revient moins cher que de l'acheter.
Her şey hesaba katıldığında, daire kiralamak satın almaktan daha ucuza geliyor.
95le traitéantlaşmaLe traité de Rome a posé les bases de la construction européenne.
Roma Antlaşması Avrupa inşasının temellerini attı.
96la unemanşet, ilk sayfaCette affaire fait la une de tous les journaux depuis une semaine.
Bu olay bir haftadır tüm gazetelerin manşetinde.
97vis-à-vis de-e karşı, karşısındaLes jeunes sont souvent méfiants vis-à-vis des institutions politiques.
Gençler çoğu zaman siyasi kurumlara karşı güvensizdir.
98voirehattaLa construction du tunnel prendra des mois, voire des années.
Tünelin inşası aylar, hatta yıllar sürecek.
99le vote blancboş oyBeaucoup demandent que le vote blanc soit enfin reconnu.
Birçok kişi boş oyun nihayet tanınmasını talep ediyor.
100vu que-diği için, mademVu que personne ne répond, je vais laisser un message.
Kimse cevap vermediği için bir mesaj bırakacağım.

Diğer seviyeler

Bu, Fransızca listelerinin en üst seviyesi. Eksik kaldığın yerleri tamamlamak için: Fransızca A1, Fransızca A2, Fransızca B1. Hepsi bir arada: Fransızca kelimeler.

Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen Fransızca kelime oyunları sayfasına bak.

Okuma pratiği: B2 seviyesindeki kısa hikâyeler ve Türkçe çevirileri için Fransızca Hikâyeler sayfasına bak.

Fransızca B2 kelimeleriyle çalışmaya başla

Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. Fransızca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Uygulamada çalış