Ana Sayfa›İngilizce Kelimeler›İngilizce A2 Kelime Listesi
İngilizce

İngilizce A2 Kelime Listesi

Temel seviyesindeki 851 İngilizce kelimenin en sık kullanılan 100'ü; Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 kelimeA2 · Temelörnek cümleli

İngilizce A2 seviyesi (Temel), A1'in üstüne kurulan günlük hayat kelimeleri: alışveriş, yol tarifi, randevu, iş ve okul, geçmişte olanları kısaca anlatmak. Kısa ve basit konuşmalarda kendini ifade etmeye yeten kelimeler bunlar.

Bu sayfada İngilizce A2 seviyesindeki 851 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 751 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.

Bu liste nasıl çalışılır? Bu 100 kelimeyi tek oturumda okumak yerine birkaç güne böl. Uygulamada Genel İngilizce havuzunu seçip planını A2 seviyesinden başlatırsan kelimeler günde 10–30'luk parçalar hâlinde, aralıklı tekrarla önüne gelir. Unuttukların tekrar karşına çıkar.

Önce uygulamayı denemek istersen

Bu seviyenin 851 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. Genel İngilizce havuzu ücretsiz; kelime kartları ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Genel İngilizce havuzunu aç

En sık kullanılan 100 kelime 100 / 851 kelime

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1ableyapabilen, muktedir, yetenekliShe is able to speak three languages.
Üç dil konuşabiliyor.
2acthareket etmek, davranmak, rol yapmakYou're acting like a child!
Çocuk gibi davranıyorsun!
3actuallyaslında, gerçektenIt's actually quite easy to use.
Aslında kullanımı oldukça kolay.
4aftersonra, sonrasında, ardındanI'll call you after I finish my work.
İşimi bitirdikten sonra seni arayacağım.
5againstaykırı, aleyhinde, karşıThey voted against the proposal.
Teklife karşı oy verdiler.
6allhepsi, tümü, hepAll the students passed the exam.
Öğrencilerin hepsi sınavı geçti.
7all rightelbette, peki, pekalaAll right, let's start the meeting.
Pekala, toplantıya başlayalım.
8almostneredeyse, hemen hemen, adetaThe bottle is almost empty.
Şişe neredeyse boş.
9alongboyunca, süresince; birlikteWe walked along the river.
Nehir boyunca yürüdük.
10alreadyzaten, çoktan, önceden, bileI've already finished my homework.
Ödevimi çoktan bitirdim.
11althougholmasına rağmen, -e rağmenAlthough he's young, he has a lot of experience.
Genç olmasına rağmen, çok deneyimi var.
12amongarasında, içinde, arasınaThere was a lot of excitement among the crowd.
Kalabalığın arasında büyük bir heyecan vardı.
13anyhiç, herhangi birHe wasn't any good at French.
Fransızca konusunda hiç de iyi değildi.
14any moreartık, artık değil, bundan böyleI heard that they don't talk to each other anymore.
Duydum ki artık birbirleriyle konuşmuyorlarmış.
15asolarak, gibi, -dıkça, -kenAs I was doing my homework, it started to snow.
Ödevimi yaparken kar yağmaya başladı.
16baseddayalı, dayanan, kuruluThis film is based on real life events.
Bu film gerçek olaylara dayanmaktadır.
17bitbiraz, parça, kısımCan you add a bit of sugar to my coffee as well?
Benim kahveme de biraz şeker ekleyebilir misin?
18bookayırtmak, rezerve etmekI have already booked the tickets to France.
Fransa'ya biletleri çoktan ayırttım.
19canteneke kutu, konserve kutuThe can was empty, so she threw it in the recycling bin.
Teneke kutu boştu, bu yüzden geri dönüşüm kutusuna attı.
20carebakım, özen, önemsemekThe president is receiving excellent care.
Başkan mükemmel bakım alıyor.
21casedava, kılıf, kasaThe case has been postponed due to lack of evidence.
Dava kanıt yetersizliğinden dolayı ertelendi.
22causesebep, sebep olmak, yol açmakThe cause of the accident is still unknown.
Kazanın nedeni hâlâ bilinmiyor.
23checkçek, kontrol, muayeneI wrote a check for the groceries.
Market alışverişi için bir çek yazdım.
24closeyakın, kapalı, sıkıMy home is close to the school.
Evim okula yakındır.
25communitytopluluk, camia, cemaat, toplumHe is an active member of the community.
O, topluluğun aktif bir üyesidir.
26controlkontrol etmek, denetlemek, yönetmekA remote must be used to control the TV.
Televizyonu kontrol etmek için bir kumanda kullanılmalı.
27dataverilerData collected from the survey will be analyzed tomorrow.
Anketten toplanan veriler yarın analiz edilecek.
28dealbaşa çıkmak, iş yapmak, ile ilgili olmakShe dealt with the crisis calmly.
Krizle sakin bir şekilde başa çıktı.
29deathölüm, vefatDeath is inevitable.
Ölüm kaçınılmazdır.
30eitherya şu ya bu, de / da (olumsuz)Either solution will work to solve the problem.
Her iki çözüm de sorunu çözmek için işe yarayacaktır.
31firstilk, birinciThe first of the month is a busy time for the store.
Ayın ilk günü, mağaza için yoğun bir zamandır.
32followingardından gelen, müteakip, sonrakiThe following evening, they left for their vacation.
Sonraki akşam, tatile çıktılar.
33freeözgür, serbestçe, bedavaHe decided to travel free and explore new places.
Serbest bir şekilde seyahat etmeye ve yeni yerler keşfetmeye karar verdi.
34funzevkli, eğlenceliShe is always full of fun ideas.
O, her zaman eğlence dolu fikirlere sahiptir.
35furtheruzaktaki, daha fazla, başka birThe teacher gave further instructions after the lesson.
Öğretmen, dersten sonra daha fazla talimat verdi.
36futuregelecek, ilerikiHe is planning his future career.
Gelecekteki kariyerini planlıyor.
37generalgenel, tahminiThe general mood in the office was negative after the meeting.
Toplantıdan sonra ofisteki genel hava olumsuzdu.
38godtanrı, ilahA lot of people believe in God.
Birçok insan Tanrı'ya inanır.
39goodiyilik, menfaatHe believes in the power of good over evil.
O, iyiliğin kötülüğe karşı üstünlüğüne inanır.
40governmentdevlet, hükümetWe discussed the government's new policy in the meeting.
Toplantıda hükümetin yeni politikasını tartıştık.
41guyadam, kişiThey say that guy is very talented in singing.
Onlar o adamın şarkı söylemede çok yetenekli olduğunu söylüyor.
42heartkalp, yürek, gönülShe has a kind heart and always helps others.
O, iyi bir kalbe sahiptir ve her zaman başkalarına yardım eder.
43highyüksek, yükseğeHe jumped high to catch the ball.
Topu yakalamak için yükseğe sıçradı.
44hisonunki, onunThe car parked outside is his.
Dışarıda park etmiş olan araba onunki.
45hitvurmak, çarpmakHe intentionally hit the ball too hard.
Topa bilerek gereğinden sert vurdu.
46homeev sahibi, yerindeThe home team won the match with a huge lead.
Ev sahibi takım maçı büyük bir farkla kazandı.
47hopeumut, ümitHe gave me hope that everything would be okay.
Bana her şeyin iyi olacağına dair umut verdi.
48humaninsan, insaniHumans need oxygen to survive.
İnsanlar hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duyar.
49idealideal, üstünThis house is an ideal place for a family to live.
Bu ev, bir ailenin yaşaması için ideal bir yer.
50lablaboratuvarThe students conducted the experiment in the lab.
Öğrenciler, deneyi laboratuvarda gerçekleştirdi.
#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
51lighthafif, yumuşakThe light breeze made the evening enjoyable.
Hafif rüzgâr, akşamı keyifli kıldı.
52littlebiraz, azıcıkShe was little interested in the meeting.
Toplantıya pek ilgi duymuyordu.
53lostkayıp, eksik, kaybolanShe found a lost wallet near the park.
Parkın yakınında kayıp bir cüzdan buldu.
54majorana, büyük, asıl, branşThey made a major contribution to the project.
Projeye büyük bir katkı sağladılar.
55matterönemli olmak, madde, meseleIt doesn't matter how many mistakes you make, as long as you learn from them.
Ne kadar hata yaptığınız önemli değil, yeter ki onlardan ders alın.
56may-e bilmek (ihtimal)We may go to the beach tomorrow.
Yarın plaja gidebiliriz.
57mediamedya, basınThe media has covered the event extensively.
Medya, etkinliği kapsamlı bir şekilde haber yaptı.
58might-e bilmek (ihtimal)I might go for a walk later, depending on the weather.
Hava durumuna bağlı olarak, daha sonra yürüyüşe çıkabilirim.
59mindzihin, akıl, kafa, fikirShe always changes her mind when she hears different opinions.
Farklı görüşler duyduğunda her zaman fikrini değiştirir.
60myselfkendimI prepared dinner myself tonight.
Bu akşam yemeği kendim hazırladım.
61nationalulusal, milliThe national flag was raised during the ceremony.
Tören sırasında ulusal bayrak çekildi.
62needihtiyaç, gereksinimHer need for attention was obvious.
Dikkat ihtiyacı barizdi.
63numbernumaralandırmak, saymakThe teacher numbered the pages of the book.
Öğretmen, kitabın sayfalarını numaralandırdı.
64payödeme, ödenek, maaşHer monthly pay is enough to cover all her expenses.
Onun aylık ödeneği tüm masraflarını karşılamak için yeterli.
65perher bir, başınaThe cost is $5 per person.
Maliyet kişi başına 5 dolar.
66pleasememnun etmek, hoşnut etmekPlease your teacher by doing your homework on time.
Ödevini zamanında yaparak öğretmenini memnun et.
67powergüç, enerji, iktidarThe wind turbines generate power for the entire town.
Rüzgâr türbinleri tüm kasaba için enerji üretiyor.
68presidentbaşkan, devlet başkanıThe president gave a speech about the economy today.
Başkan bugün ekonomi hakkında bir konuşma yaptı.
69publichalk, kamuThe new park will be open to the public next month.
Yeni park gelecek ay halka açık olacak.
70questionsorgulamak, soruşturmakDon't question my orders.
Emirlerimi sorgulama.
71ratheroldukça, daha çokThe weather is rather cold for this time of year.
Yılın bu mevsimine göre hava oldukça soğuk.
72reportbildirmek, rapor etmekShe reported the incident to the police immediately.
Olayı hemen polise bildirdi.
73researcharaştırmak, araştırma yapmakThe students are researching for their thesis.
Öğrenciler tezleri için araştırma yapıyorlar.
74runkoşu, kaçık (çorapta)He went for a run in the park this morning.
Bugün sabah parka koşuya çıktı.
75seatkoltuk, oturacak yer, sandalyeThere are no empty seats left in the auditorium.
Konferans salonunda boş koltuk kalmadı.
76sidetaraf, yan, kısım, cepheWe sat on the sunny side of the street.
Sokağın güneşli tarafında oturduk.
77since-den beri, çünkü, mademI've been living here since 2018.
2018'den beri burada yaşıyorum.
78singlebekar, tekI live in a single-room apartment.
Tek odalı bir dairede yaşıyorum.
79socialtoplumsal, sosyalThe school organized a social event for students and parents.
Okul, öğrenciler ve ebeveynler için bir sosyal etkinlik düzenledi.
80startbaşlangıç, sıçramaWe need to make a good start to this project.
Bu projeye iyi bir başlangıç yapmamız gerekiyor.
81statedurum, eyaletThe state of the economy is improving gradually.
Ekonominin durumu yavaş yavaş düzeliyor.
82staykalış, konaklamaHis stay in the hospital lasted two weeks.
Hastanedeki konaklaması iki hafta sürdü.
83suchböyle, bu tür, bu kadarI have never seen such a beautiful sunset.
Daha önce hiç bu kadar güzel bir gün batımı görmedim.
84supportdesteklemekWe need to support each other during difficult times.
Zor zamanlarda birbirimize destek olmamız gerekiyor.
85systemsistem, vücut, bünyeThe computer system needs to be updated.
Bilgisayar sistemi güncellenmeli.
86talksohbet, konuşmaWe had a long talk about their future plans.
Gelecek planları hakkında uzun bir sohbet ettik.
87thirdüçüncüThis is the third of the three books.
Bu, üç kitaptan üçüncüsüdür.
88thoughtdüşünce, fikirThat was an interesting thought you shared.
Paylaştığın ilginç bir fikirdi.
89topüst, zirveShe reached the top of the mountain after hours of climbing.
Saatlerce tırmandıktan sonra dağın zirvesine ulaştı.
90unhappymutsuz, üzgünHe felt unhappy after hearing the news.
Haberleri duyduktan sonra mutsuz oldu.
91uniformüniformaThe soldiers wore a uniform to distinguish themselves from others.
Askerler, kendilerini diğerlerinden ayıran bir üniforma giydiler.
92unitbirim, bir, üniteThe hospital has a specialized unit for treating heart disease.
Hastanede kalp hastalıklarını tedavi etmek için özel bir birim var.
93usekullanış, kullanımThis tool has many different uses.
Bu aracın birçok farklı kullanımı vardır.
94used toeskiden ... yapardı, geçmişte ... olurduI used to live in a small apartment before moving here.
Buraya taşınmadan önce küçük bir dairede yaşardım.
95waitbekleyişThe wait for the concert tickets was long, but worth it.
Konser biletleri için bekleyiş uzun sürdü ama buna değdi.
96warsavaş, harpThe war caused widespread destruction across the country.
Savaş, ülke genelinde geniş çapta yıkıma neden oldu.
97while-iken, süresince, -e rağmenI listened to music while studying for the exam.
Sınav için çalışırken müzik dinledim.
98wholebütün, tüm, tamamıWe ate the whole meal in one sitting.
Tüm yemeği bir oturuşta yedik.
99workingçalışanI am a full time working mother.
Tam zamanlı çalışan bir anneyim.
100yethenüzI haven't received the email yet, but I'm waiting.
Henüz e-postayı almadım ama bekliyorum.

A2'den sonra ne var?

Bu listeyi bitirdiğinde sıradaki seviye İngilizce B1. Diğer seviyeler: İngilizce A1, İngilizce B1, İngilizce B2, İngilizce C1. Hepsini tek sayfada görmek için İngilizce kelimeler sayfasına bak.

Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen İngilizce kelime oyunları sayfasına bak.

Seviyenden emin değilsen önce seviye testini çöz. Her seviyenin en sık 100 kelimesi için rehberlere de bakabilirsin: A2 seviyesinde en sık 100 kelime.

Okuma pratiği: Bu seviyenin kelimelerini bir hikâyenin içinde görmek için A2 hikâyesi: A Similar Suitcase sayfasını oku; her cümle renkli Türkçe çevirisiyle. Diğer hikâyeler İngilizce Kısa Hikâyeler sayfasında.

İngilizce A2 kelimeleriyle çalışmaya başla

Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. Genel İngilizce havuzu ücretsiz; kelime kartları ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Uygulamada çalış