Ana Sayfa›Yazılar›Kelime Listesi
Kelime Listesi

A2 Seviyesinde En Sık Kullanılan 100 İngilizce Kelime

A2, cümle kurmaya başladığın seviye. Bu seviyede en çok işine yarayacak 100 kelime, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

Kelime listesi100 kelime11 dk okuma

A2, İngilizcede ilk büyük adımdır. A1'de selamlaşır, kendini tanıtır ve tek tek kelimelerle idare edersin; A2'de cümle kurmaya başlarsın. Geçmişten bahsedebilir, plan anlatabilir, kısa bir e-posta yazabilirsin.

Bu adımı atmanı sağlayan şey, dilbilgisinden çok kelime bilgisi. Aşağıdaki 100 kelimeyi, Renkli Kelime veritabanındaki 851 A2 kelimesi arasından günlük konuşmada ve yazışmada en çok işine yarayacaklara göre seçtik. Hepsinin Türkçe karşılığı ve gerçek bir örnek cümlesi var.

A1'i bitirmeden buraya geçme Bu listedeki kelimeler A1 kelimelerinin üzerine biner. “Bu kelimelerin çoğunu tanımıyorum” diyorsan önce A1'in 100 temel kelimesine dön; oradaki listeyi rahatça hatırladığında buraya geri gel.

1. Soyutlaşmaya başlayan 40 isim

A1'in isimleri elle tutulur şeylerdi: ev, su, kitap. A2'de karar, sebep, avantaj, koşul gibi soyut isimler devreye girer. Düşüncelerini anlatmaya bu kelimelerle başlarsın. Artık bir şeyi işaret etmek yetmez.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1accidentkaza, tesadüf, beklenmedik olayThe accident caused a traffic jam.
Kaza, trafik sıkışıklığına neden oldu.
2advantageavantaj, üstünlük, çıkar, menfaatShe took advantage of the opportunity.
Fırsatı değerlendirdi.
3amountmiktar, tutar, değer, toplamThe amount of rainfall this year is higher than average.
Bu yılki yağış miktarı ortalamanın üzerinde.
4appearancegörünüm, görünüşHis appearance didn't fit the party's theme.
Görünüşü partinin teması için uygun değildi.
5argumenttartışma, argüman, iddiaHer family arguments are none of my business.
Onun ailevi tartışmaları beni hiç alakadar etmez.
6attentionilgi, özen, dikkat!Please pay attention to the lesson.
Lütfen derse dikkatinizi verin.
7audienceizleyici kitlesi, dinleyici kitlesi, seyirciThe audience screamed after the performance.
İzleyiciler performanstan sonra çığlık attı.
8benefityarar, fayda, avantaj, çıkarThe benefits of ginger tea are endless.
Zencefil çayının faydaları sonsuz.
9bosspatron, ustaShe is the boss of this company.
O bu şirketin patronudur.
10chanceşans, ihtimalThis is an amazing chance to learn something new.
Bu yeni bir şeyler öğrenmek için harika bir şans.
11characterkarakter, harfThe main character in the film is a young doctor.
Filmdeki ana karakter genç bir doktor.
12choiceseçenek, çareThis restaurant is a great choice for dinner.
Bu restoran akşam yemeği için harika bir seçenek.
13colleaguemeslektaş, iş arkadaşıShe is a very friendly colleague of mine.
O benim çok dost canlısı bir iş arkadaşımdır.
14communitytopluluk, camia, cemaat, toplumHe is an active member of the community.
O, topluluğun aktif bir üyesidir.
15competitionyarışma, rekabetThe competition was tough.
Yarışma zordu.
16conditiondurum, hal, koşulThis computer is in good condition.
Bu bilgisayar iyi durumda.
17decisionkarar, hükümIt is a tough decision.
Bu zor bir karar.
18degreederece, diplomaShe has a degree in biology.
Onun biyoloji diploması var.
19departmentdaire, bölümThe science department is on the second floor.
Fen bilimleri bölümü ikinci kattadır.
20directionistikamet, gidişat, yönShe is heading in the wrong direction.
Yanlış yöne gidiyor.
21distancemesafe, menzil, uzaklıkHe walked a long distance to get to the library.
Kütüphaneye gitmek için uzun bir mesafe yürüdü.
22educationeğitim, öğretim, öğrenimEducation is the key to a successful future.
Eğitim, başarılı bir geleceğin anahtarıdır.
23effectetki, sonuçStress may have a negative effect on your health.
Stres, sağlığınız üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir.
24environmentçevre, etrafPollution is one of the greatest threats to our environment.
Kirlilik, çevremize yönelik en büyük tehditlerden biridir.
25equipmentekipman, teçhizat, donanımThe gym is filled with a variety of fitness equipment.
Spor salonu, çeşitli spor ekipmanlarıyla doludur.
26evidencekanıt, delil, ifadeThe lack of evidence made it difficult to solve the case.
Kanıt eksikliği davayı çözmeyi zorlaştırdı.
27experiencedeneyim, tecrübeShe gained a lot of experience working abroad.
Yurt dışında çalışarak çok deneyim kazandı.
28expertuzman, eksper, bilirkişi, becerikliAs an expert in languages, she can speak six fluently.
Diller konusunda bir uzman olarak, altı dilde akıcı bir şekilde konuşabiliyor.
29governmentdevlet, hükümetWe discussed the government's new policy in the meeting.
Toplantıda hükümetin yeni politikasını tartıştık.
30habitalışkanlık, huyHe has a habit of waking up early.
Erken uyanma alışkanlığı var.
31illnesshastalık, rahatsızlıkHis illness prevented him from attending the meeting.
Hastalığı toplantıya katılmasına engel oldu.
32industryendüstri, sanayiThe air conditioner industry has grown rapidly in recent years.
Klima endüstrisi son yıllarda hızlı bir şekilde büyüdü.
33injuryyara, zarar, yaralanmaHe suffered a leg injury during the match.
Maç sırasında bacak yaralanması geçirdi
34instructiontalimat, yönergePlease read the instructions carefully before using the device.
Cihazı kullanmadan önce talimatları dikkatlice okuyunuz.
35knowledgebilgi, ilimReading books helps to expand your knowledge.
Kitap okumak, bilginizi genişletmeye yardımcı olur.
36lawyeravukat, hukukçuThe lawyer defended her client in the court.
Avukat, müvekkilini mahkemede savundu.
37levelseviye, kademeThe water level in the lake is rising.
Göldeki su seviyesi yükseliyor.
38materialmadde, materyalThis fabric is the perfect material for making a dress.
Bu kumaş, elbise yapmaya uygun mükemmel bir malzeme.
39memoryhafıza, anı, bellekI have a great memory for faces.
Yüzleri hatırlama konusunda harika bir hafızam var.
40methodyöntem, metodShe explained her study method to the class.
Çalışma yöntemini sınıfa açıkladı.

2. 30 fiil: anlatım genişliyor

Bu fiillerle A1'in temel eylemlerinden bir adım öteye geçersin. suggest, recommend, consider, manage gibi fiiller fikir belirtmeni; depend, contain, belong gibi fiiller ilişki kurmanı sağlar.

Dikkat et, bu fiillerin çoğu belirli edatlarla birlikte kullanılır: depend on, apply for, belong to, complain about. Fiili edatıyla birlikte öğren, yoksa doğru kelimeyi yanlış edatla kullanırsın.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
41acceptkabul etmek, onaylamak, almakWill you accept my apology?
Özürümü kabul eder misin?
42achievebaşarmak, elde etmekShe achieved her goal of becoming a doctor.
Doktor olma hedefini başardı.
43allowizin vermek, imkan vermek, koyvermekPets are not allowed in this building.
Bu binada evcil hayvanlara izin verilmez.
44appeargörünmek, belirmekThe dog suddenly appeared in front of his door.
Köpek aniden kapısının önünde belirdi.
45applybaşvurmak, uygulamakShe applies the sunscreen to her face every day.
Güneş kremini yüzüne her gün uygular.
46arrangedüzenlemek, ayarlamakCan you arrange the books on my table?
Masamdaki kitapları düzenleyebilir misin?
47avoidkaçınmak, sakınmakHe avoids responding to her messages.
Onun mesajlarına yanıt vermekten kaçınıyor.
48belongait olmak, üyesi olmak, uygun olmakThat pillow belongs to me.
O yastık bana ait.
49borrowödünç almak, borç almakI borrowed some money from one of my friends.
Arkadaşlarımın birinden biraz para ödünç aldım.
50communicateiletişim kurmak, haberleşmek, bulaştırmak (hastalığı)The police use radios to communicate with each other.
Polisler iletişim kurmak için telsiz kullanırlar.
51competeyarışmak, rekabet etmekThey will compete against each other.
Birbirlerine karşı yarışacaklar.
52complainşikayet etmek, yakınmakHe always complains about the current situation.
O mevcut durum hakkında her zaman şikayet eder.
53considerdikkate almak, durumu değerlendirmekI am going to consider your offer.
Teklifini dikkate alacağım.
54containiçermek, kapsamakThis book contains a lot of useful information.
Bu kitap çok fazla yararlı bilgi içerir.
55continuedevam etmek, sürdürmekPlease continue with your work.
Lütfen işinize devam edin.
56dependbağlı olmak, güvenmekThe success of the project depends on the team.
Projenin başarısı takıma bağlıdır.
57developgeliştirmek, gelişmekHe has developed his skills in Chinese.
Çincedeki yeteneklerini geliştirdi.
58discoverkeşfetmek, bulmakHe was the first to discover the hidden treasure.
Gizli hazineyi keşfeden ilk kişi oydu.
59earnkazanmak, para kazanmak, hak etmekShe earns her income by teaching online.
Gelirini online ders vererek kazanıyor.
60expectummak, beklemekShe didn't expect such a warm welcome from her colleagues.
Meslektaşlarından böyle sıcak bir karşılama beklemiyordu.
61failbaşarısız olmak, sınavda kalmakNo matter how many times you fail, never give up.
Kaç kere başarısız olursan ol, asla pes etme.
62manageyönetmek, işletmekShe had to manage her time wisely to meet all her deadlines.
Tüm son tarihleri yetiştirebilmek için zamanını akıllıca yönetmek zorundaydı.
63mentionbahsetmek, değinmek, zikretmekHe didn't mention anything about his plans for the weekend.
Hafta sonu planlarından bahsetmedi.
64noticefark etmek, dikkat etmekDid you notice the sign on the door?
Kapıdaki tabelayı fark ettin mi?
65offerteklif etmek, sunmakThey offered to help with the project.
Projede yardımcı olmayı teklif ettiler.
66preventengellemek, önlemekRegular exercise can prevent many health problems.
Düzenli egzersiz birçok sağlık sorununu önleyebilir.
67providesağlamak, donatmakThe company provides free lunch for its employees.
Şirket, çalışanlarına ücretsiz öğle yemeği sağlıyor.
68realizefark etmek, gerçekleştirmekI didn't realize how late it was until I looked at the clock.
Saate bakana kadar ne kadar geç olduğunu fark etmedim.
69recommendtavsiye etmek, önermekCan you recommend a good book to read?
Okumam için iyi bir kitap tavsiye edebilir misin?
70suggestönermek, öne sürmekCan you suggest a good book for me to read?
Bana okumam için iyi bir kitap önerebilir misin?

3. 20 sıfat: nitelemede incelik

A1'de good / bad, big / small vardı. A2 sıfatları daha kesin: ordinary (sıradan), likely (muhtemel), necessary (gerekli), available (müsait). Bunlar iş ve okul dilinde sürekli karşına çıkar.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
71ableyapabilen, muktedir, yetenekliShe is able to speak three languages.
Üç dil konuşabiliyor.
72availablemüsait, ulaşılabilir, mevcutShe said she was available after the meeting.
Toplantıdan sonra müsait olduğunu söyledi.
73averageortalama, sıradanIn Turkey, the average height for women is 160 cm.
Türkiye'de kadınların ortalama boyu 160 cm'dir.
74carefuldikkatli, titizShe is very careful about what she eats.
Ne yediği konusunda çok dikkatlidir.
75certainkesin, bazıThere are certain rules that everybody must follow.
Herkesin uyması gereken belirli kurallar vardır.
76cleverzeki, akıllıFoxes are known as clever animals.
Tilkiler zeki hayvanlar olarak bilinirler.
77comfortablerahat, rahatlatıcı, müreffehThis sofa is very comfortable.
Bu koltuk oldukça rahat.
78crowdedkalabalık (yer)We decided to leave the bazaar because it was very crowded.
Çok kalabalık olduğu için pazardan ayrılmaya karar verdik.
79emptyboşThe box is empty, there is nothing inside.
Kutu boş, içinde hiçbir şey yok.
80foreignyabancı, yurt dışıShe speaks five foreign languages fluently.
Beş yabancı dili akıcı bir şekilde konuşuyor.
81formalresmîHis formal behavior at the dinner impressed everybody.
Akşam yemeğindeki resmî davranışı herkesi etkiledi.
82hugeçok büyük, kocamanThe elephant is a huge animal.
Fil çok büyük bir hayvandır.
83impossibleimkansız, olasılıksız, mümkün olmayanIt's impossible to finish this project in one day.
Bu projeyi bir günde bitirmek imkansız.
84likelymuhtemel, olasıIt is likely that she will arrive late.
Onun geç kalması muhtemel.
85necessarygerekli, gereken, zorunluIt is necessary to bring your ID for registration.
Kayıt için kimliğinizi getirmeniz gerekli.
86nervousendişeli, gergin, sinirliHe felt nervous before giving the presentation.
Sunum yapmadan önce gergin hissetti.
87ordinarysıradan, normal, olağanShe looked ordinary, but she had an extraordinary talent.
Sıradan görünüyordu, ama olağanüstü bir yeteneğe sahipti.
88politekibar, nazikIt's important to be polite to others.
Başkalarına karşı nazik olmak önemlidir.
89seriousciddi, ağırbaşlıAre you serious about quitting your job?
İşini bırakma konusunda ciddi misin?
90successfulbaşarılıShe is a successful businesswoman who inspires many.
O, birçok insana ilham veren başarılı bir iş kadınıdır.

Seviye seviye diğer İngilizce kelime listeleri için: İngilizce kelimeler. Bu seviyenin tamamı renkli PDF setinde ve uygulamada.

4. Cümleyi yöneten 10 kelime

Bu grup küçük ama çok iş görür. although zıtlık kurar, especially vurgu yapar, almost derece belirtir. A2'de konuşmanı “akıcı” gösteren şey çoğu zaman bu kelimeleri yerinde kullanmandır.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
91actuallyaslında, gerçektenIt's actually quite easy to use.
Aslında kullanımı oldukça kolay.
92almostneredeyse, hemen hemen, adetaThe bottle is almost empty.
Şişe neredeyse boş.
93alreadyzaten, çoktan, önceden, bileI've already finished my homework.
Ödevimi çoktan bitirdim.
94althougholmasına rağmen, -e rağmenAlthough he's young, he has a lot of experience.
Genç olmasına rağmen, çok deneyimi var.
95amongarasında, içinde, arasınaThere was a lot of excitement among the crowd.
Kalabalığın arasında büyük bir heyecan vardı.
96certainlykesinlikle, muhakkakShe is certainly a very polite person.
O kesinlikle çok kibar bir insandır.
97completelytamamen, tümüyleHe was completely confused after hearing the news.
Haberleri duyduktan sonra kafası tamamen karıştı.
98especiallyözellikle, heleThe movie was good, especially the ending.
Film iyiydi, özellikle sonu.
99exactlytamamen, aynen, kesinlikleShe knew exactly where to find the missing purse.
Kayıp çantayı tam olarak nerede bulacağını biliyordu.
100immediatelyçabucak, hemenPlease call me immediately if there is an emergency.
Acil bir durum olursa lütfen hemen beni ara.

A2'de takılmanın en yaygın sebebi

Birçok öğrenci A2'de uzun süre takılır. Sebep genellikle şu: tanıdığı kelime sayısı artar, ürettiği kelime sayısı artmaz. Bir metni okurken anlarsın ama konuşurken aynı 200 kelimeyi döndürürsün.

Çözüm, ters yönde çalışmak. İngilizce kelimeyi görüp Türkçesini hatırlamak kolaydır (tanıma). Türkçesini görüp İngilizcesini söylemek zordur (üretme). Asıl öğrenme de bu ikincisinde olur. Bu listeyi çalışırken en az bir turu ters yönde yap.

Bu 100 kelimeyle çalış

Renkli Kelime'de A2 seviyesini seçip kelime kartlarıyla ya da oyunlarla aynı kelimeleri çalışabilirsin. Kelime kartlarında iki yön de mümkün.

Çalışmaya Başla

Sıradaki adım

Bu listeyi rahatça hatırladığında B1'e geçebilirsin: B1 seviyesinde en sık kullanılan 100 kelime. Seviyelerin ne anlama geldiğini merak ediyorsan seviye rehberimize göz at.

Aynı seviye, başka dil

A2 basamağı CEFR ölçeğinin bir parçası ve bu ölçek Almanca, Fransızca, İspanyolca ile İtalyanca'da da aynı işler. Uygulamadaki dil havuzları A1'den B2'ye kadar 3.650'şer kelime içeriyor; isimler artikelleriyle, her kelime örnek cümlesiyle.

Başlangıç listeleri: Almanca A1, Fransızca A1, İspanyolca A1, İtalyanca A1. Oyunlarla çalışmak istersen Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca oyun sayfalarına bakabilirsin.