Ana Sayfa›Yazılar›Kelime Listesi
Kelime Listesi

B1 Seviyesinde En Sık Kullanılan 100 İngilizce Kelime

B1, “İngilizce biliyorum” diyebildiğin ilk seviye. Soyut konulardan konuşmaya başladığın bu seviyenin 100 kelimesi.

Kelime listesi100 kelime11 dk okuma

B1, çoğu insanın “İngilizce biliyorum” diyebildiği ilk seviyedir. Tanıdık konularda hazırlıksız konuşabilir, fikrini gerekçelendirebilir, bir sorunu telefonla çözebilirsin. İş görüşmelerinde ve üniversite başvurularında en sık istenen alt sınır da burasıdır.

B1'de kelimeler somuttan soyuta kayar. Eşyaların yanında artık fikirleri, sebepleri ve sonuçları da adlandırırsın. Aşağıdaki 100 kelimeyi, veritabanındaki 786 B1 kelimesi arasından bu geçişte en çok lazım olanlara göre seçtik.

Bu listeyi nasıl okumalı? Kelimelerin çoğunu “tanıyor” olabilirsin ama bu yetmez. Her kelime için kendine şunu sor: bu kelimeyi bir cümlede kendim kurabilir miyim? Cevap hayırsa o kelime henüz senin değil.

1. Fikirleri adlandıran 35 isim

consequence (sonuç), attitude (tutum), belief (inanç), doubt (kuşku)… Bu isimler olmadan bir tartışmaya katılamazsın. B1'de olayları anlatmakla kalmaz, onlar hakkında konuşmaya başlarsın.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1achievementbaşarı, başarmaWinning the award was a great achievement for her.
Ödülü kazanmak onun için büyük bir başarıydı.
2agreementanlaşmaThey signed an agreement to collaborate on the project.
Proje üzerinde iş birliği yapmak için bir anlaşma imzaladılar.
3aimamaç, hedefHis aim is to become a successful entrepreneur.
Onun amacı başarılı bir girişimci olmaktır.
4analysisanalizThe analysis of the results took longer than expected.
Sonuçların analizi beklenenden daha uzun sürdü.
5appointmentrandevu, atamaI have an appointment with the doctor at 3 PM.
Saat 3'te doktorumla bir randevum var.
6attitudetavır, tutumHis positive attitude helped the team to succeed.
Onun olumlu tutumu, takımın başarılı olmasına yardımcı oldu.
7authorityyetki, otoriteShe has the authority to make important decisions in the company.
Şirketin önemli kararlarını verme yetkisine sahip.
8balancedenge, bakiyeIt is important to maintain a balance between work and personal life.
İş ve özel hayat arasında denge kurmak önemlidir.
9beliefinanç, inanma, imanHis belief in the importance of education helped him succeed.
Eğitimin önemine olan inancı, onun başarılı olmasına yardımcı oldu.
10challengemeydan okumaClimbing the mountain was a difficult challenge.
Dağa tırmanmak zor bir meydan okumaydı.
11clientmüvekkil, müşteriShe met with a client to discuss the terms of the agreement.
Sözleşmenin şartlarını görüşmek için bir müşteri ile buluştu.
12communicationiletişim, haberleşmeEffective communication is essential for good teamwork.
Etkili iletişim, iyi bir takım çalışması için çok önemlidir.
13comparisonkıyas, karşılaştırmaIn comparison to last year, sales have increased.
Geçen yıla kıyasla satışlar arttı.
14conclusionsonuç, kararIn conclusion, we can say that the project was a success.
Sonuç olarak, projenin başarılı olduğunu söyleyebiliriz.
15consequencesonuç, netice, önemIf you skip your homework, the consequence will be detention.
Ödevini yapmazsan, sonuç ceza olarak okulda kalman olacak.
16damagezarar, hasarThe storm caused serious damage to the house.
Fırtına, eve ciddi zarar verdi.
17decadeon yılHe has been living abroad for over a decade.
On yılı aşkın bir süredir yurt dışında yaşıyor.
18definitiontanım, tarif, açıklamaThe dictionary provides the definition of every word.
Sözlük, her kelimenin tanımını sağlar.
19difficultyzorluk, güçlükHe had some difficulty understanding the instructions.
Talimatları anlamakta biraz zorluk çekti.
20doubtşüphe, kuşkuI have no doubt that she will succeed in her new job.
Yeni işinde başarılı olacağından hiç şüphem yok.
21dutygörev, vazife, vergiIt's a doctor's duty to help people in need.
Doktorun görevi, ihtiyacı olan insanlara yardım etmektir.
22economyekonomi, iktisat, tasarrufAlex lost his job during the bad economy, so it was a tough time for him.
Alex kötü ekonomi döneminde işini kaybetti, bu yüzden onun için zor bir dönemdi.
23effortçaba, gayret, emek, eforHe put a lot of effort into his homework, and he completed it on time.
Ödevine çok emek verdi ve onu zamanında tamamladı.
24elementelement, unsur, öğe, bileşenThe scientist discovered a new element, which will revolutionize chemistry.
Bilim insanı yeni bir element keşfetti; bu, kimyada devrim yaratacak.
25emotionduygu, his, heyecanHe controlled his emotion and stayed calm.
Duygusunu kontrol etti ve sakin kaldı.
26employmentiş, istihdam, meslek, çalışmaEmployment opportunities are rising in this area.
Bu alanda istihdam fırsatları artıyor.
27generationnesil, kuşak, üretimEach generation faces different challenges in technology, work and social life.
Her nesil teknoloji, iş ve sosyal yaşam alanlarında farklı zorluklarla karşılaşır.
28growthbüyüme, gelişme, artışThe plant's growth is slow in winter due to the lack of sunlight.
Bitkinin kışın büyümesi, güneş ışığının eksikliğinden dolayı yavaştır.
29happinessmutluluk, neşe, sevinçThey are always in search of happiness.
Her zaman mutluluğun peşindedirler.
30identitykimlik, benlik, şahsiyetShe revealed her true identity after keeping it hidden for so long.
Uzun bir süre sakladıktan sonra gerçek kimliğini açıkladı.
31importanceönem, ehemmiyet, kıymetHe knows the importance of good visuals as they can impact the results.
O, iyi görsellerin önemini bilir çünkü bunlar sonuçları etkileyebilir.
32improvementiyileşme, ilerlemeShe made a lot of improvement in her studies.
Çalışmalarında çok ilerleme kaydetti.
33influenceetki, nüfuzThe influence of social media is growing every day.
Sosyal medyanın etkisi her geçen gün artıyor.
34intelligencezeka, akıl, istihbaratThe test is designed to accurately measure your level of intelligence.
Test, doğru bir şekilde zekâ seviyenizi ölçmek için tasarlanmıştır.
35issuekonu, sorunThe main issue discussed in the meeting was the budget.
Toplantıda tartışılan ana konu bütçeydi.

2. 30 fiil: sebep, ikna, sonuç

Bu fiilleri üç gruba ayırabilirsin. convince, persuade, encourage karşı tarafı etkilemeye; determine, indicate, prove bir sonuca varmaya; admit, apologize, remind ilişki yönetmeye yarar.

Bu grupta üç fiile ayrıca dikkat et. remain (kalmaya devam etmek) stay ile karıştırılır. require (gerektirmek) need'in resmî hâli sanılır ama öznesi farklıdır. occur (meydana gelmek) ise happen'ın yazı dilindeki karşılığıdır.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
36admitkabul etmekShe admitted that she had made a mistake.
Bir hata yaptığını kabul etti.
37advisetavsiye vermekThe doctor advised him to get more exercise.
Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.
38affordmaddi gücü yetmekI can't afford to buy a new car right now.
Şu anda yeni bir araba almaya gücüm yetmez.
39announceduyurmak, anons etmekThey will announce the winner of the competition tomorrow.
Yarışmanın kazananını yarın duyuracaklar.
40apologizeözür dilemekI would like to apologize for being late to the meeting.
Toplantıya geç kaldığım için özür dilemek isterim.
41appreciatetakdir etmekI appreciate your effort in helping me with the presentation.
Sunumda bana yardımcı olma çabanı takdir ediyorum.
42attacheklemek, iliştirmekPlease attach the document to your email before sending it.
Lütfen belgeyi göndermeden önce e-postanıza ekleyin.
43attractcezbetmek, ilgi çekmekThe colorful flowers attract many bees.
Renkli çiçekler, birçok arıyı cezbediyor.
44concentrateyoğunlaşmak, konsantre olmakPlease concentrate on your work and avoid distractions.
Lütfen işine odaklan ve dikkatini dağıtacak şeylerden kaçın.
45confirmdoğrulamak, onaylamakCan you confirm your attendance at the meeting tomorrow?
Yarındaki toplantıya katılımınızı onaylayabilir misiniz?
46consist-den meydana gelmek, oluşmakThe dish consists of rice, vegetables, and chicken.
Yemek, pirinç, sebzeler ve tavuktan meydana geliyor.
47convinceikna etmek, inandırmakShe tried to convince her parents to let her study abroad.
Yurt dışında eğitim almasına izin vermesi için ailesini ikna etmeye çalıştı.
48definetanımlamak, belirlemekCan you define what you mean by "success"?
"Başarı" ile ne demek istediğini tanımlayabilir misin?
49deliverteslim etmek, iletmek, dağıtmakThe package was delivered to my house this morning.
Paket bu sabah evime teslim edildi.
50determinekararlaştırmak, belirlemekWe need to determine the cause of the problem.
Sorunun nedenini belirlememiz gerekiyor.
51encourageteşvik etmek, cesaretlendirmek, desteklemekThe teacher encourages the shy students to speak.
Öğretmen utangaç öğrencileri konuşmaya teşvik eder.
52escapekaçmak, kaçışThe prisoners escaped from the jail by climbing over the wall.
Mahkûmlar, duvarı tırmanıp aşarak hapishaneden kaçtı.
53examineincelemek, muayene etmek, sorgulamak, denetlemekShe needs to examine the results carefully for our upcoming meeting.
Gelecek toplantımız için sonuçları dikkatle incelemesi gerekiyor.
54explorekeşfetmek, araştırmak, incelemekThe researchers are exploring new ways to treat the disease.
Araştırmacılar, hastalığı tedavi etmenin yeni yollarını keşfediyor.
55gathertoplamak,toplanmakShe gathers flowers every morning from the garden.
Her sabah bahçeden çiçek toplar.
56ignoregörmezden gelmek, dikkate almamak, yok saymakThey decided to ignore the warning, thinking it wasn't serious.
Uyarıyı, ciddi olmadığını düşünerek görmezden gelmeye karar verdiler.
57indicatebelirtmek, göstermek, işaret etmekThe sign indicates the direction to the park, so visitors find their way easily.
İşaret, parka giden yönü gösterir, böylelikle ziyaretçiler yerlerini kolaylıkla bulur.
58intendniyet etmek, planlamakThey intend to start the project in March to complete it within six months.
Projeye mart ayında başlayıp altı ay içinde tamamlamayı planlıyorlar.
59measureölçmek, ölçüThe doctor needs to measure your height to ensure accurate records.
Doktorun, doğru kayıt tutmak için boyunuzu ölçmesi gerekiyor.
60occurmeydana gelmek, aklına gelmekAccidents can occur at any time, so you should be careful.
Kaza her an meydana gelebilir bu yüzden dikkatli olmalısın.
61participatekatılmak, yer almak, iştirak etmekShe likes to participate in the events whether it's a sports competition or not.
Etkinliklerine katılmayı seviyor spor müsabakaları olsun ya da olmasın.
62persuadeikna etmek, inandırmak, kandırmakThe salesman persuaded me to buy the car by highlighting its features.
Satıcı beni arabayı almaya özelliklerini vurgulayarak ikna etti.
63pretendnumara yapmak, gibi davranmak, rol yapmakDon't pretend you don't know, because it's clear that you've heard about it!
Bilmiyormuş gibi yapma çünkü bunu duyduğun çok açık!
64provekanıtlamak, ispat etmek, göstermekThe evidences will prove who is guilty, as it clearly points to the culprit.
Deliller kimin suçlu olduğunu kanıtlayacak, çünkü açıkça suçluya işaret ediyor.
65remainkalmak, geriye kalmak, sürdürmekDespite the challenges, he remained calm and found a way to move forward.
Zorluklara rağmen sakin kaldı ve ilerlemenin bir yolunu buldu.

3. 25 sıfat: değerlendirme dili

B1 sıfatları bir şeyi tarif etmekten çok değerlendirir: reliable (güvenilir), essential (temel, şart), obvious (apaçık), suitable (uygun). Bir öneriyi savunurken ya da bir seçeneği eleştirirken kullandığın kelimeler bunlar.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
66awarehaberdar, farkında, uyanıkShe was not aware of the changes in the schedule.
Takvimdeki değişikliklerin farkında değildi.
67basictemel, basit, anaUnderstanding basic math is essential for everyday life.
Temel matematik bilgisi, günlük hayat için önemlidir.
68bravecesur, yiğitThe brave soldier saved his comrades during the battle.
Cesur asker, savaş sırasında arkadaşlarını kurtardı.
69calmsakinleşmek, sakinShe tried to remain calm during the stressful situation.
Stresli durumda sakin kalmaya çalıştı.
70competitiverekabetçi, çekişmeliShe is very competitive and always strives to be the best.
O çok rekabetçidir ve her zaman en iyi olmaya çalışır.
71complexkarmaşık, kompleksThe problem is more complex than we initially thought.
Sorun, ilk başta düşündüğümüzden daha karmaşıktır.
72confidentkendinden emin, eminShe is confident that she will pass the exam.
Sınavı geçeceğinden emin.
73currentşu anki, cari, mevcutThe current situation requires careful consideration.
Mevcut durum, dikkatli bir değerlendirme gerektiriyor.
74effectiveetkili, verimli, geçerli, tesirliThis medicine is very effective for headaches.
Bu ilaç, baş ağrıları için çok etkilidir.
75equaleşit, denk, adil (adj.); eşitlemekThey want to make the teams equal so that each team has an equal chance.
Takımları eşitlemek istiyorlar böylece her takımın şansı eşit olur.
76essentialgerekli, çok önemliEssential skills are needed for the job in order to perform the tasks effectively.
Görevleri etkili bir şekilde yerine getirebilmek için bu işte temel becerilere ihtiyaç vardır.
77familiartanıdık, aşina, bildikThis place looks familiar to me from my past visits.
Bu mekân bana daha önceki ziyaretlerimden tanıdık geliyor.
78generouscömert, eli açık, bolHe gave me a generous gift for my birthday.
Doğum günüme çok cömert bir hediye verdi.
79guiltysuçlu, kabahatli, suç işleyenHe felt guilty about breaking the vase because it was a gift from his mother.
Vazoyu kırdığı için suçluluk hissetti çünkü annesinden aldığı bir hediyeydi.
80honestdürüst, samimi, doğruHe gave an honest and sincere answer to the question.
Soruya dürüst ve samimi bir cevap verdi.
81legalyasal, hukukiThe contract is not legal without a signature.
İmza olmadan sözleşme yasal değildir.
82obviousaçık, barizThe solution to the problem is obvious, as all the information clearly points to it.
Problemin çözümü açıktır çünkü tüm bilgiler net bir şekilde buna işaret ediyor.
83officialresmi, yetkiliHe holds an official position in the government.
Hükümette resmi bir makamda yer alır.
84powerfulgüçlü, kuvvetli, etkiliThe storm was quite powerful, and caused widespread damage.
Fırtına, bölge genelinde geniş çaplı hasara neden oldu ve oldukça güçlüydü.
85practicalpratik, uygulamalı, kullanışlıThis design is simple and practical, making it easy to use in everyday life.
Bu tasarım basit ve kullanışlıdır, günlük hayatta kullanımı kolaylaştırır.
86previousönceki, geçmiş, evvelkiI learned from my previous mistakes, and they taught me valuable lessons.
Önceki hatalarımdan ders aldım ve bunlar bana değerli dersler öğretti.
87properuygun, düzgün, doğru, münasipThis is not the proper way to solve the problem.
Bu, problemi çözmenin uygun yolu değil.
88rarenadir, ender, az bulunanThis flower is very rare in our country, and it can only be found in this yard.
Bu çiçek ülkemizde çok nadirdir ve sadece bu bahçede bulunabilir.
89reliablegüvenilir, sağlamHe is a reliable friend who helps me whenever I need support.
O, desteğe ihtiyaç duyduğum her an bana yardım eden güvenilir bir arkadaştır.
90responsiblesorumlu, güvenilirShe is responsible for organizing the event to ensure everything runs smoothly.
Her şeyin sorunsuz işlemesini sağlamak için etkinliği düzenlemekten o sorumludur.

Seviye seviye diğer İngilizce kelime listeleri için: İngilizce kelimeler. Bu seviyenin tamamı renkli PDF setinde ve uygulamada.

4. Yazı diline geçişin 10 kelimesi

Bu kelimeler konuşma dilinden yazı diline geçtiğini gösterir. therefore (bu nedenle), approximately (yaklaşık), particularly (özellikle), eventually (sonunda). Bir raporda ya da e-postada so yerine therefore kullanınca metnin tonu hemen değişir.

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
91absolutelykesinlikleThe movie was absolutely amazing.
Film kesinlikle inanılmazdı.
92approximatelyyaklaşık olarakThe meeting will last approximately two hours.
Toplantı yaklaşık iki saat sürecek.
93currentlyhalen, şu andaShe is currently studying at a university in London.
Şu anda Londra'da bir üniversitede okuyor.
94eventuallysonunda, nihayetindeEventually, he understood the problem and found a solution to solve it.
Sonunda, problemi anladı ve onu çözmek için bir çözüm buldu.
95frequentlysık sık, çoğunlukla, devamlıWe meet frequently to discuss the project, and we come up with new ideas.
Projeyi tartışmak için sık sık bir araya geliriz, ve birlikte yeni fikirler üretiriz.
96generallygenellikle, çoğunlukla, genel olarakGenerally, people enjoy the holidays, because it's a time to relax.
Genellikle insanlar tatillerden hoşlanır çünkü bu dinlenmenin zamanıdır.
97hardlyzar zor, nadirenI hardly ever eat fast food because I prefer homecooked meals.
Neredeyse hiç fast food yemem çünkü evde pişirilmiş yemekler tercih ederim
98obviouslyaçıkçası, belli ki, apaçık bir şekildeShe was obviously upset about the news, for her face showed her sadness.
Habere açıkçası üzüldü. çünkü yüz ifadesi üzgünlüğünü gösteriyordu.
99particularlyözellikle, bilhassaI particularly enjoyed the dessert because it was rich in flavor.
Özellikle tatlıyı çok beğendim çünkü zengin bir lezzete sahipti.
100thereforebu yüzden, bu nedenleHe was late; therefore, he missed the meeting.
Geç kaldı; bu yüzden toplantıyı kaçırdı.

B1'den B2'ye geçmek için ne gerekiyor?

B1 ile B2 arasındaki fark kelime sayısından çok kelime kesinliğidir. B1'de “yakın anlamlı” kelimeyi kullanıp anlaşılırsın; B2'de doğru olanı seçmen beklenir. big problem anlaşılır, ama serious problem daha doğrudur; very tired yeterlidir, exhausted daha isabetlidir.

Bu kesinlik liste ezberleyerek gelmez; kelimeyi farklı cümlelerde defalarca görmen gerekir. O yüzden B1'den sonra daha çok oku ve dinle. Aynı kelimeyi farklı cümlelerde gördükçe hangisinin nerede kullanıldığını kendiliğinden hissetmeye başlarsın.

B1 kelimeleriyle çalışmaya başla

Seviye filtresinden B1'i seçip 786 kelimenin tamamına ulaşabilir, kelime türüne göre daraltarak hedefli oturumlar kurabilirsin.

Çalışmaya Başla

İlgili yazılar

Bir alt seviyeye bakmak istersen A2'nin 100 kelimesi; ezberin kalıcılığı için kelime ezberleme teknikleri; seviye tanımları için İngilizce seviyeleri rehberi.

Aynı seviye, başka dil

B1 basamağı CEFR ölçeğinin bir parçası ve bu ölçek Almanca, Fransızca, İspanyolca ile İtalyanca'da da aynı işler. Uygulamadaki dil havuzları A1'den B2'ye kadar 3.650'şer kelime içeriyor; isimler artikelleriyle, her kelime örnek cümlesiyle.

Başlangıç listeleri: Almanca A1, Fransızca A1, İspanyolca A1, İtalyanca A1. Oyunlarla çalışmak istersen Almanca, Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca oyun sayfalarına bakabilirsin.