İtalyanca B1 Kelime Listesi
Orta seviyesindeki 980 İtalyanca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
İtalyanca B1 seviyesi (Orta), bağımsız kullanıcı seviyesi: bir konuda fikrini söylemek, yaşadığın bir şeyi anlatmak, haberlerin ana fikrini anlamak. Kelimeler günlük hayatın dışına çıkar; iş, sağlık, çevre ve medya gibi konulara açılır.
Bu sayfada İtalyanca B1 seviyesindeki 980 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 880 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.
İsimler artikeli ve cinsiyetiyle veriliyor (il, lo, la, l'). Artikel, ismin cinsiyetini ve sıfatların alacağı eki gösterir.
Önce uygulamayı denemek istersen
Bu seviyenin 980 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
İtalyanca havuzunu açEn sık kullanılan 100 kelime 100 / 980 kelime
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | a caso | rastgele, gelişigüzel | Ho scelto un libro a caso dallo scaffale. Raftan rastgele bir kitap seçtim. |
| 2 | a dire il vero | aslında, doğrusu | A dire il vero, stasera non ho molta voglia di uscire. Doğrusu bu akşam pek dışarı çıkmak istemiyorum. |
| 3 | a mano | elle | Mia nonna scrive ancora le lettere a mano. Büyükannem mektupları hâlâ elle yazıyor. |
| 4 | a meno che | -medikçe, meğer ki | Domani andiamo al mare, a meno che non piova. Yağmur yağmazsa yarın denize gidiyoruz. |
| 5 | a parte | -i bir yana, ayrıca | A parte il prezzo, l'albergo era perfetto. Fiyatı bir yana, otel mükemmeldi. |
| 6 | a partire da | -den itibaren | A partire da lunedì il negozio aprirà alle nove. Pazartesiden itibaren mağaza saat dokuzda açılacak. |
| 7 | a poco a poco | yavaş yavaş, azar azar | A poco a poco mi sto abituando alla nuova città. Yavaş yavaş yeni şehre alışıyorum. |
| 8 | l'accordo (m.) | anlaşma, uzlaşma | Alla fine le due parti hanno raggiunto un accordo. Sonunda iki taraf bir anlaşmaya vardı. |
| 9 | al più presto | en kısa zamanda | Ti risponderò al più presto, promesso. Sana en kısa zamanda cevap vereceğim, söz. |
| 10 | al posto di | yerine | Stasera vado io alla riunione al posto di Marco. Bu akşam toplantıya Marco'nun yerine ben gidiyorum. |
| 11 | l'attenzione (f.) | dikkat, ilgi | Vi ringrazio tutti per l'attenzione che mi avete dato. Bana gösterdiğiniz ilgi için hepinize teşekkür ederim. |
| 12 | l'autore / l'autrice | yazar, eser sahibi | L'autrice presenterà il suo nuovo libro in libreria. Yazar yeni kitabını kitapçıda tanıtacak. |
| 13 | avere a che fare con | ile ilgisi olmak | Questo problema non ha niente a che fare con me. Bu sorunun benimle hiçbir ilgisi yok. |
| 14 | il bisogno | ihtiyaç, gereksinim | In caso di bisogno, puoi sempre chiamarmi. İhtiyaç olursa beni her zaman arayabilirsin. |
| 15 | la causa | neden, sebep, dava | La causa principale dell'incidente è stata la velocità. Kazanın başlıca nedeni hızdı. |
| 16 | ciò | bu, şu, o (şey) | Non capisco ciò che vuoi dire. Ne demek istediğini anlamıyorum. |
| 17 | come se | sanki, -mış gibi | Mi parla come se fossimo vecchi amici. Benimle sanki eski arkadaşlarmışız gibi konuşuyor. |
| 18 | la crisi | kriz, bunalım | Durante la crisi economica molte famiglie hanno risparmiato di più. Ekonomik kriz sırasında birçok aile daha fazla tasarruf etti. |
| 19 | d'altra parte | öte yandan | Il lavoro è faticoso, d'altra parte lo stipendio è ottimo. İş yorucu, öte yandan maaş çok iyi. |
| 20 | d'ora in poi | bundan sonra, şu andan itibaren | D'ora in poi andrò a lavorare in bicicletta. Bundan sonra işe bisikletle gideceğim. |
| 21 | da nessuna parte | hiçbir yerde, hiçbir yere | Stasera non vado da nessuna parte, sono stanco. Bu akşam hiçbir yere gitmiyorum, yorgunum. |
| 22 | da qualche parte | bir yerde, bir yere | Ho lasciato gli occhiali da qualche parte in casa. Gözlüğümü evde bir yere bıraktım. |
| 23 | il danno | zarar, hasar | La grandine ha causato gravi danni alle macchine. Dolu arabalara ciddi hasar verdi. |
| 24 | i dati (m. pl.) | veriler | I dati personali devono essere protetti. Kişisel veriler korunmalıdır. |
| 25 | dato che | -dığına göre, madem ki | Dato che sei qui, aiutami a spostare il tavolo. Madem buradasın, masayı kaydırmama yardım et. |
| 26 | deciso | kararlı | Mia sorella è decisa a trovare un lavoro all'estero. Kız kardeşim yurt dışında bir iş bulmaya kararlı. |
| 27 | del tutto | tamamen, büsbütün | Non sono del tutto sicuro di aver capito bene. İyi anladığımdan tamamen emin değilim. |
| 28 | di fronte a | karşısında, önünde | La farmacia si trova proprio di fronte alla stazione. Eczane tam istasyonun karşısında bulunuyor. |
| 29 | essere in grado di | -ebilecek durumda olmak, -ebilmek | Non sono ancora in grado di guidare da solo. Henüz tek başıma araba kullanabilecek durumda değilim. |
| 30 | fare a meno di | -sız yapmak, -den vazgeçmek | La mattina non riesco a fare a meno del caffè. Sabahları kahvesiz yapamıyorum. |
| 31 | la fortuna | şans, servet | Per fortuna nessuno si è fatto male nell'incidente. Neyse ki kazada kimse yaralanmadı. |
| 32 | la forza | güç, kuvvet | Non ho più la forza di discutere con lui. Onunla tartışacak gücüm kalmadı. |
| 33 | il genere | tür, cins | Che genere di musica ti piace ascoltare? Ne tür müzik dinlemeyi seversin? |
| 34 | la giustizia | adalet | Le vittime chiedono giustizia da molti anni. Mağdurlar yıllardır adalet istiyor. |
| 35 | la guerra | savaş | Mio nonno mi raccontava spesso della guerra. Dedem bana sık sık savaşı anlatırdı. |
| 36 | in base a | -e göre, esas alınarak | Il prezzo delle camere cambia in base alla stagione. Oda fiyatları mevsime göre değişiyor. |
| 37 | in fondo | aslında, özünde | In fondo è una brava persona, anche se è un po' brusco. Biraz sert olsa da özünde iyi bir insan. |
| 38 | in generale | genel olarak | In generale sono contento del mio nuovo lavoro. Genel olarak yeni işimden memnunum. |
| 39 | in modo che | -sin diye, öyle ki | Parla più forte, in modo che tutti possano sentirti. Herkes seni duyabilsin diye daha yüksek sesle konuş. |
| 40 | in ogni caso | her halükarda, ne olursa olsun | In ogni caso ti chiamo prima di partire. Her halükarda yola çıkmadan önce seni ararım. |
| 41 | in particolare | özellikle | Mi piacciono i dolci, in particolare il tiramisù. Tatlıları severim, özellikle tiramisuyu. |
| 42 | in qualche modo | bir şekilde | Non preoccuparti, in qualche modo risolveremo il problema. Merak etme, sorunu bir şekilde çözeriz. |
| 43 | in realtà | aslında, gerçekte | Sembra severo, ma in realtà è molto gentile. Sert görünüyor ama aslında çok nazik. |
| 44 | in tempo | zamanında, vaktinde | Per fortuna siamo arrivati in tempo per il concerto. Neyse ki konsere zamanında yetiştik. |
| 45 | la libertà | özgürlük | La libertà di stampa è fondamentale in un paese democratico. Basın özgürlüğü demokratik bir ülkede temeldir. |
| 46 | il livello | seviye, düzey | Il mio livello d'italiano è migliorato molto quest'anno. İtalyancamın seviyesi bu yıl çok gelişti. |
| 47 | la mente | zihin, akıl | Leggere è un ottimo esercizio per la mente. Okumak zihin için mükemmel bir egzersizdir. |
| 48 | il ministro / la ministra | bakan | La ministra dell'istruzione ha presentato la riforma. Eğitim bakanı reformu sundu. |
| 49 | la morte | ölüm | La morte del nonno è stata un dolore per tutta la famiglia. Dedenin ölümü bütün aile için bir acıydı. |
| 50 | nel caso in cui | -mesi durumunda | Nel caso in cui piova, la festa si farà dentro. Yağmur yağması durumunda parti içeride yapılacak. |
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 51 | non appena | -ir -mez | Non appena arrivo a casa, ti mando un messaggio. Eve varır varmaz sana mesaj atarım. |
| 52 | nonostante | -e rağmen | Nonostante il freddo, la spiaggia era piena di gente. Soğuğa rağmen plaj insanlarla doluydu. |
| 53 | l'opera (f.) | eser, opera | Al Louvre abbiamo visto molte opere di artisti italiani. Louvre'da İtalyan sanatçıların birçok eserini gördük. |
| 54 | l'ordine (m.) | sipariş, düzen, emir | Il mio ordine non è ancora arrivato dopo due settimane. Siparişim iki hafta geçmesine rağmen hâlâ gelmedi. |
| 55 | ottenere | elde etmek, almak | Ha ottenuto una borsa di studio per l'università. Üniversite için burs aldı. |
| 56 | la pace | barış, huzur | Tutti speriamo che la pace arrivi presto. Hepimiz barışın yakında gelmesini umuyoruz. |
| 57 | il partito | parti | Quel partito ha perso molti voti alle ultime elezioni. O parti son seçimlerde çok oy kaybetti. |
| 58 | il pensiero | düşünce | Il pensiero delle vacanze mi aiuta a sopportare il lavoro. Tatil düşüncesi işe katlanmama yardımcı oluyor. |
| 59 | per fortuna | neyse ki, iyi ki | Per fortuna avevo l'ombrello nella borsa. Neyse ki çantamda şemsiye vardı. |
| 60 | per niente | hiç, hiç de | Non sono per niente stanco, possiamo continuare. Hiç yorgun değilim, devam edebiliriz. |
| 61 | per quanto riguarda | ... konusuna gelince, ile ilgili olarak | Per quanto riguarda il prezzo, possiamo ancora trattare. Fiyata gelince, hâlâ pazarlık yapabiliriz. |
| 62 | per sempre | sonsuza dek, ebediyen | Questo giorno resterà per sempre nei miei ricordi. Bu gün sonsuza dek anılarımda kalacak. |
| 63 | il personale | personel, kadro | Il personale dell'albergo è stato molto gentile con noi. Otel personeli bize karşı çok nazikti. |
| 64 | personale | kişisel | Scusa, ma è una domanda troppo personale. Kusura bakma ama bu fazla kişisel bir soru. |
| 65 | piuttosto che | -mektense, yerine | Piuttosto che stare a casa, andiamo a fare un giro. Evde oturmaktansa gidip bir tur atalım. |
| 66 | la popolazione | nüfus, halk | La popolazione italiana sta invecchiando rapidamente. İtalya nüfusu hızla yaşlanıyor. |
| 67 | la pratica | uygulama, pratik, resmi işlem | Per imparare a guidare serve molta pratica. Araba kullanmayı öğrenmek için çok pratik gerekir. |
| 68 | precedente | önceki | Nella lezione precedente abbiamo studiato il congiuntivo. Önceki derste dilek kipini çalıştık. |
| 69 | prendere in giro | dalga geçmek, kandırmak | Smettila di prendermi in giro davanti a tutti! Herkesin önünde benimle dalga geçmeyi bırak! |
| 70 | il/la presidente | başkan, cumhurbaşkanı | Il presidente della Repubblica ha parlato alla nazione. Cumhurbaşkanı ulusa seslendi. |
| 71 | prima che | -meden önce | Voglio parlargli prima che parta per l'estero. Yurt dışına gitmeden önce onunla konuşmak istiyorum. |
| 72 | prima o poi | er ya da geç, eninde sonunda | Non preoccuparti, prima o poi troverai la persona giusta. Merak etme, er ya da geç doğru kişiyi bulacaksın. |
| 73 | il processo | dava, yargılama, süreç | Il processo si concluderà probabilmente entro l'estate. Dava muhtemelen yaz bitmeden sonuçlanacak. |
| 74 | la produzione | üretim | La produzione di vino è aumentata rispetto all'anno scorso. Şarap üretimi geçen yıla göre arttı. |
| 75 | la provincia | il, taşra | Vivo in un paesino in provincia di Bergamo. Bergamo iline bağlı küçük bir köyde yaşıyorum. |
| 76 | il punto di vista | bakış açısı | Rispetto il tuo punto di vista, anche se non sono d'accordo. Katılmasam da bakış açına saygı duyuyorum. |
| 77 | il quale | ki o, -an/-en (ilgi zamiri) | Ho parlato con il direttore, il quale mi ha dato ragione. Müdürle konuştum, o da bana hak verdi. |
| 78 | qualsiasi | herhangi bir, hangi ... olursa olsun | Puoi chiamarmi a qualsiasi ora del giorno. Günün herhangi bir saatinde beni arayabilirsin. |
| 79 | la questione | mesele, sorun | È una questione delicata che dobbiamo discutere con calma. Bu, sakin bir şekilde konuşmamız gereken hassas bir mesele. |
| 80 | la regione | bölge | La Toscana è una delle regioni più visitate d'Italia. Toskana İtalya'nın en çok ziyaret edilen bölgelerinden biridir. |
| 81 | riguardo a | hakkında, ile ilgili | Avrei alcune domande riguardo al contratto. Sözleşmeyle ilgili birkaç sorum olacaktı. |
| 82 | il rischio | risk, tehlike | Chi non accetta nessun rischio non ottiene niente. Hiç risk almayan hiçbir şey elde edemez. |
| 83 | il rispetto | saygı | Bisogna trattare tutti con rispetto, anche chi non conosciamo. Tanımadıklarımız da dâhil herkese saygıyla davranmak gerekir. |
| 84 | lo scopo | amaç, gaye | Lo scopo del progetto è aiutare i bambini in difficoltà. Projenin amacı zor durumdaki çocuklara yardım etmek. |
| 85 | se stesso | kendisi, kendi | Quell'uomo pensa sempre e solo a se stesso. O adam her zaman sadece kendini düşünür. |
| 86 | la sede | merkez, genel müdürlük | La sede centrale dell'azienda si trova a Torino. Şirketin genel merkezi Torino'da bulunuyor. |
| 87 | severo | sert, katı | Il professore di matematica è molto severo. Matematik öğretmeni çok katı. |
| 88 | il sistema | sistem, düzen | Il sistema dei trasporti pubblici funziona bene in questa città. Bu şehirde toplu taşıma sistemi iyi işliyor. |
| 89 | la situazione | durum | Spero che la situazione migliori nei prossimi mesi. Umarım önümüzdeki aylarda durum düzelir. |
| 90 | la società | toplum, şirket | Nella società moderna la tecnologia ha un ruolo centrale. Modern toplumda teknolojinin merkezi bir rolü var. |
| 91 | la specie | tür | Molte specie di animali rischiano di scomparire. Birçok hayvan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. |
| 92 | lo stesso | yine de, gene de | Pioveva molto, ma siamo usciti lo stesso. Çok yağmur yağıyordu ama yine de dışarı çıktık. |
| 93 | lo stile | tarz, üslup | Mi piace molto lo stile dei suoi vestiti. Onun kıyafetlerinin tarzını çok beğeniyorum. |
| 94 | lo sviluppo | gelişme, kalkınma | Il turismo ha favorito lo sviluppo economico della regione. Turizm bölgenin ekonomik kalkınmasını destekledi. |
| 95 | tale | böyle, öyle, bu tür | Non avevo mai visto una tale confusione in ufficio. Ofiste hiç böyle bir karmaşa görmemiştim. |
| 96 | il titolo | başlık, unvan | Il titolo del libro non mi sembra molto originale. Kitabın başlığı bana pek özgün gelmiyor. |
| 97 | tra l'altro | üstelik, bu arada | È un bravo medico e, tra l'altro, molto simpatico. İyi bir doktor ve üstelik çok sempatik. |
| 98 | unire | birleştirmek | La passione per la musica ci unisce da sempre. Müzik tutkusu bizi her zaman birleştirmiştir. |
| 99 | la versione | sürüm, versiyon, anlatım | La nuova versione del programma è più veloce. Programın yeni sürümü daha hızlı. |
| 100 | visto che | -dığına göre, madem | Visto che fa bel tempo, perché non andiamo al parco? Hava güzel olduğuna göre neden parka gitmiyoruz? |
B1'den sonra ne var?
Sınava mı hazırlanıyorsun? CELI 2 (B1) kelimeleri sayfası sınavın konularına göre gruplanmış 100 kelime.
Bu listeyi bitirdiğinde sıradaki seviye İtalyanca B2. Diğer seviyeler: İtalyanca A1, İtalyanca A2, İtalyanca B2. Hepsini tek sayfada görmek için İtalyanca kelimeler sayfasına bak.
Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen İtalyanca kelime oyunları sayfasına bak.
Okuma pratiği: Bu seviyenin kelimelerini bir hikâyenin içinde görmek için B1 hikâyesi: Una domanda inaspettata sayfasını oku; her cümle renkli Türkçe çevirisiyle. Diğer hikâyeler İtalyanca Hikâyeler sayfasında.
İtalyanca B1 kelimeleriyle çalışmaya başla
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış