CELI 2 (B1) Kelimeleri
CELI 2 (B1) sınavının konularına göre gruplanmış 100 İtalyanca kelime; artikeli ve cinsiyetiyle, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
CELI 2, Perugia Yabancılar Üniversitesi'nin (Università per Stranieri di Perugia) B1 seviyesindeki İtalyanca sertifikası. İtalyancayı günlük hayatta ve işte kendi başına kullanabildiğini belgeliyor.
Bu sayfadaki kelimeler sıklığa göre değil, sınavda işine yarayacakları yere göre seçildi: mülakatta görüşünü söylerken, bir mektup yazarken, istasyon anonsunu dinlerken ya da bir ev ilanını okurken. Her grubun başında o kelimelerin sınavın hangi bölümünde karşına çıkacağı yazıyor.
Sınav nasıl bir şey?
Sınav yazılı ve sözlü iki bölümden oluşuyor. Okuma ve yazma birlikte 2 saat, dinleme 20 dakika sürüyor; konuşma sınavı ise yaklaşık 10–12 dakika.
Toplam 160 puan: yazılı bölümler 120, konuşma 40. Geçmek için toplamda en az 94 puan gerekiyor; bunun için yazılıdan en az 72, konuşmadan en az 22 puan almalısın.
Sınav konularına göre 100 kelime
Her konuda en çok işine yarayacak kelimeler var. Konuları sırayla çalışabilirsin; sınavdan önceki haftalarda günde bir iki konu iyi bir tempo.
Görüş bildirmek Prova orale
Mülakatta ve canlandırmada fikrini söyleyip savunman bekleniyor. Bu kelimeler cevabını toparlamanın yolu.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | il parere | görüş, kanaat | Vorrei sapere il tuo parere prima di decidere. Karar vermeden önce senin görüşünü öğrenmek isterim. |
| 2 | il punto di vista | bakış açısı | Rispetto il tuo punto di vista, anche se non sono d'accordo. Katılmasam da bakış açına saygı duyuyorum. |
| 3 | il pensiero | düşünce | Il pensiero delle vacanze mi aiuta a sopportare il lavoro. Tatil düşüncesi işe katlanmama yardımcı oluyor. |
| 4 | la proposta | teklif, öneri | Abbiamo accettato la proposta di lavorare insieme. Birlikte çalışma teklifini kabul ettik. |
| 5 | lo svantaggio | dezavantaj | Vivere lontano dal centro ha i suoi svantaggi. Merkezden uzakta yaşamanın dezavantajları var. |
| 6 | ritenere | düşünmek, kanaatinde olmak | Ritengo che sia la scelta migliore per tutti. Bunun herkes için en iyi seçim olduğu kanaatindeyim. |
| 7 | sostenere | desteklemek, savunmak, iddia etmek | I miei genitori mi hanno sempre sostenuto nelle mie scelte. Ailem seçimlerimde beni her zaman destekledi. |
| 8 | considerare | göz önünde bulundurmak, saymak | Lo considero da sempre il mio migliore amico. Onu her zaman en iyi arkadaşım olarak görmüşümdür. |
| 9 | sottolineare | vurgulamak, altını çizmek | Il direttore ha sottolineato l'importanza della sicurezza. Müdür güvenliğin önemini vurguladı. |
| 10 | d'altra parte | öte yandan | Il lavoro è faticoso, d'altra parte lo stipendio è ottimo. İş yorucu, öte yandan maaş çok iyi. |
| 11 | in realtà | aslında, gerçekte | Sembra severo, ma in realtà è molto gentile. Sert görünüyor ama aslında çok nazik. |
| 12 | innanzitutto | her şeyden önce | Innanzitutto grazie a tutti per essere venuti. Her şeyden önce geldiğiniz için hepinize teşekkürler. |
Mektup ve e-posta Produzione scritta
Yazma bölümünün son görevi 90–100 kelimelik bir mektup ya da e-posta: bir şey istemek, açıklama beklemek ya da tebrik etmek.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 13 | l'allegato (m.) | ek (e-posta eki) | Ti ho inviato il contratto come allegato. Sözleşmeyi sana ek olarak gönderdim. |
| 14 | la richiesta | talep, istek | La vostra richiesta sarà esaminata entro trenta giorni. Talebiniz otuz gün içinde incelenecek. |
| 15 | il chiarimento | açıklama, aydınlatma | Dopo il litigio abbiamo avuto un chiarimento. Kavgadan sonra konuyu açıklığa kavuşturduk. |
| 16 | il suggerimento | öneri, tavsiye | Grazie per il suggerimento, lo proverò senz'altro. Öneri için teşekkürler, mutlaka deneyeceğim. |
| 17 | precisare | belirtmek, netleştirmek | Vorrei precisare che non sono d'accordo con questa decisione. Bu karara katılmadığımı belirtmek isterim. |
| 18 | richiedere | talep etmek, gerektirmek | Questo lavoro richiede molta pazienza e precisione. Bu iş çok sabır ve titizlik gerektirir. |
| 19 | segnalare | bildirmek, haber vermek | Ho già segnalato il guasto al tecnico. Arızayı teknisyene zaten bildirdim. |
| 20 | rivolgersi (a) | başvurmak | Per informazioni, si rivolga all'ufficio al primo piano. Bilgi için birinci kattaki ofise başvurun. |
| 21 | al più presto | en kısa zamanda | Ti risponderò al più presto, promesso. Sana en kısa zamanda cevap vereceğim, söz. |
| 22 | gentilmente | nazikçe | Un signore mi ha gentilmente indicato la strada. Bir beyefendi bana nazikçe yolu gösterdi. |
| 23 | congratularsi (con) | tebrik etmek | Mi sono congratulato con lui per la promozione. Terfisi için onu tebrik ettim. |
İş Comprensione della lettura
Okuma metinlerinde iş ilanları, başvurular ve çalışma koşulları sık çıkar.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 24 | l'assunzione (f.) | işe alım | Spero che l'assunzione venga confermata entro fine mese. Umarım işe alımım ay sonuna kadar onaylanır. |
| 25 | il licenziamento | işten çıkarma | Il licenziamento è stato una sorpresa per tutti. İşten çıkarılması herkes için bir sürpriz oldu. |
| 26 | la busta paga | maaş bordrosu | Controlla sempre la busta paga alla fine del mese. Ay sonunda maaş bordrosunu hep kontrol eder. |
| 27 | il telelavoro | uzaktan çalışma | Grazie al telelavoro posso restare a casa due giorni a settimana. Uzaktan çalışma sayesinde haftada iki gün evde kalabiliyorum. |
| 28 | il libero professionista / la libera professionista | serbest meslek sahibi | Da quando è libero professionista lavora anche di sabato. Serbest çalışmaya başladığından beri cumartesi de çalışıyor. |
| 29 | la candidatura | başvuru, adaylık | Ho inviato la mia candidatura a tre aziende diverse. Başvurumu üç farklı şirkete gönderdim. |
| 30 | candidarsi | aday olmak, başvurmak | Mi sono candidato per un posto in banca. Bir bankadaki pozisyon için başvurdum. |
| 31 | assumere | işe almak, üstlenmek | L'azienda assumerà dieci nuovi dipendenti entro giugno. Şirket haziran ayına kadar on yeni çalışan işe alacak. |
| 32 | le dimissioni (f. pl.) | istifa | Marco ha dato le dimissioni perché voleva cambiare città. Marco şehir değiştirmek istediği için istifa etti. |
| 33 | a tempo pieno | tam zamanlı | Mia madre lavora a tempo pieno in ospedale. Annem hastanede tam zamanlı çalışıyor. |
| 34 | precario | geçici, güvencesiz | Molti giovani italiani hanno un lavoro precario. Birçok genç İtalyan'ın güvencesiz bir işi var. |
| 35 | disoccupato | işsiz | Suo fratello è disoccupato da sei mesi. Kardeşi altı aydır işsiz. |
Ev Comprensione della lettura
Ev ilanları ve bina duyuruları: aidat, tadilat, arıza.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 36 | il monolocale | stüdyo daire | Per ora vivo in un monolocale vicino all'università. Şimdilik üniversitenin yakınında bir stüdyo dairede yaşıyorum. |
| 37 | la mansarda | çatı katı | Hanno trasformato la mansarda in uno studio luminoso. Çatı katını aydınlık bir çalışma odasına dönüştürdüler. |
| 38 | la villetta | müstakil ev, küçük villa | Sognano di comprare una villetta con giardino in campagna. Kırsalda bahçeli bir müstakil ev almayı hayal ediyorlar. |
| 39 | le spese condominiali (f. pl.) | aidat | Le spese condominiali sono comprese nell'affitto? Aidat kiraya dâhil mi? |
| 40 | il proprietario / la proprietaria | mal sahibi | Il proprietario dell'appartamento vuole aumentare l'affitto. Dairenin sahibi kirayı artırmak istiyor. |
| 41 | l'arredamento (m.) | mobilya, dekorasyon | L'arredamento dell'albergo era moderno ed elegante. Otelin dekorasyonu modern ve şıktı. |
| 42 | arredare | (evi) döşemek | Abbiamo arredato la casa con mobili antichi. Evi antika mobilyalarla döşedik. |
| 43 | ristrutturare | tadilat yapmak, yenilemek | L'anno scorso abbiamo ristrutturato la cucina e il bagno. Geçen yıl mutfağı ve banyoyu yeniledik. |
| 44 | la caldaia | kombi, kazan | La caldaia si è rotta proprio a gennaio. Kombi tam da ocak ayında bozuldu. |
| 45 | il guasto | arıza | A causa di un guasto tecnico il treno è fermo. Teknik bir arıza nedeniyle tren duruyor. |
| 46 | la muffa | küf | Il pane era pieno di muffa e l'ho buttato. Ekmek küf içindeydi ve onu attım. |
| 47 | accogliente | sıcak, samimi, rahat (mekân) | Il nostro albergo era piccolo ma molto accogliente. Otelimiz küçük ama çok sıcak ve rahattı. |
Sağlık Comprensione dell'ascolto
Doktor, eczane ve poliklinik konuşmaları. Dinleme bölümünde küçük bir kelime cevabı değiştirir.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 48 | il sintomo | belirti | Quali sintomi ha avuto negli ultimi giorni? Son günlerde hangi belirtileri yaşadınız? |
| 49 | la diagnosi | teşhis | Il medico ha fatto la diagnosi dopo le analisi. Doktor tahlillerden sonra teşhis koydu. |
| 50 | il farmaco | ilaç | Questo farmaco non si può prendere a stomaco vuoto. Bu ilaç aç karnına alınmaz. |
| 51 | l'antibiotico (m.) | antibiyotik | Non bisogna prendere antibiotici senza ricetta medica. Reçetesiz antibiyotik kullanmamak gerekir. |
| 52 | la pillola | hap | Deve prendere una pillola ogni otto ore. Her sekiz saatte bir hap alması gerekiyor. |
| 53 | il vaccino | aşı | Il vaccino contro l'influenza è consigliato agli anziani. Grip aşısı yaşlılara tavsiye edilir. |
| 54 | la radiografia | röntgen | Il medico mi ha prescritto una radiografia al torace. Doktor bana göğüs röntgeni yazdı. |
| 55 | l'ambulatorio (m.) | poliklinik, muayenehane | L'ambulatorio è aperto solo la mattina. Poliklinik yalnızca sabahları açık. |
| 56 | il/la pediatra | çocuk doktoru | Portiamo il bambino dalla pediatra per il controllo. Kontrol için çocuğu çocuk doktoruna götürüyoruz. |
| 57 | la frattura | kırık | La radiografia ha mostrato una frattura al polso. Röntgen bilekte bir kırık olduğunu gösterdi. |
| 58 | l'infezione (f.) | enfeksiyon | La ferita non è stata pulita bene e si è formata un'infezione. Yara iyi temizlenmediği için enfeksiyon oluştu. |
| 59 | la stanchezza | yorgunluk | Dopo il viaggio sentivo una grande stanchezza. Yolculuktan sonra büyük bir yorgunluk hissediyordum. |
Seyahat ve anonslar Comprensione dell'ascolto
Dinlemede istasyon ve havalimanı anonsları çıkar: biniş, aktarma, güzergâh değişikliği.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 60 | l'imbarco (m.) | biniş (uçak, gemi) | L'imbarco inizierà quaranta minuti prima della partenza. Biniş kalkıştan kırk dakika önce başlayacak. |
| 61 | lo scalo | aktarma, ara iniş | Il volo per Tokyo prevede uno scalo a Dubai. Tokyo uçuşunda Dubai'de bir aktarma var. |
| 62 | il capolinea | son durak | Scendo al capolinea dell'autobus numero dodici. On iki numaralı otobüsün son durağında iniyorum. |
| 63 | la navetta | servis aracı, mekik | Una navetta gratuita collega l'aeroporto al centro. Ücretsiz bir servis aracı havalimanını merkeze bağlıyor. |
| 64 | il/la pendolare | işe gidip gelen yolcu | Ogni giorno migliaia di pendolari prendono il treno per Milano. Her gün binlerce kişi işe gitmek için Milano trenine biniyor. |
| 65 | il controllore / la controllora | kondüktör, bilet kontrolörü | Il controllore mi ha chiesto di mostrare il biglietto. Kondüktör benden biletimi göstermemi istedi. |
| 66 | la deviazione | sapma, alternatif güzergâh | Per i lavori in corso c'è una deviazione di due chilometri. Devam eden çalışmalar yüzünden iki kilometrelik bir sapma var. |
| 67 | l'itinerario (m.) | güzergâh, gezi planı | L'agenzia ci ha proposto un itinerario di dieci giorni in Puglia. Acente bize Puglia'da on günlük bir gezi planı önerdi. |
| 68 | l'alloggio (m.) | konaklama yeri, barınak | L'università aiuta gli studenti stranieri a trovare un alloggio. Üniversite yabancı öğrencilere kalacak yer bulmalarında yardım ediyor. |
| 69 | l'agriturismo (m.) | çiftlik evi oteli, agroturizm | Abbiamo dormito in un agriturismo in mezzo alle vigne. Bağların ortasındaki bir çiftlik otelinde kaldık. |
| 70 | il pedaggio | geçiş ücreti | In Italia si paga il pedaggio su quasi tutte le autostrade. İtalya'da neredeyse tüm otoyollarda geçiş ücreti ödenir. |
| 71 | all'ultimo momento | son anda | Ha cancellato la prenotazione all'ultimo momento. Rezervasyonu son anda iptal etti. |
Çevre Prova orale · Lettura
Hem okuma metinlerinde hem konuşmada sık çıkan konu: israf, kirlilik, iklim.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 72 | la sostenibilità | sürdürülebilirlik | L'azienda ha scelto la sostenibilità come valore principale. Şirket sürdürülebilirliği temel değeri olarak seçti. |
| 73 | il riciclo | geri dönüşüm | Il riciclo della plastica riduce l'inquinamento. Plastiğin geri dönüşümü kirliliği azaltır. |
| 74 | lo spreco | israf | Buttare il cibo è uno spreco che si può evitare. Yiyecekleri atmak önlenebilir bir israftır. |
| 75 | sprecare | israf etmek, boşa harcamak | Non sprecare l'acqua mentre ti lavi i denti. Dişlerini fırçalarken suyu israf etme. |
| 76 | inquinare | kirletmek | Le fabbriche della zona inquinano l'aria e i fiumi. Bölgedeki fabrikalar havayı ve nehirleri kirletiyor. |
| 77 | inquinato | kirli, kirlenmiş (çevre) | L'aria di questa città è molto inquinata d'inverno. Bu şehrin havası kışın çok kirli. |
| 78 | l'effetto serra (m.) | sera etkisi | L'effetto serra fa aumentare la temperatura della Terra. Sera etkisi Dünya'nın sıcaklığını artırıyor. |
| 79 | la siccità | kuraklık | Quest'estate la siccità ha danneggiato i raccolti. Bu yaz kuraklık hasadı zarara uğrattı. |
| 80 | l'alluvione (f.) | sel, taşkın | L'alluvione ha distrutto molte case vicino al fiume. Sel nehrin yakınındaki birçok evi yıktı. |
| 81 | l'ambientalista (m./f.) | çevreci | Gli ambientalisti protestano contro la nuova autostrada. Çevreciler yeni otoyola karşı protesto yapıyor. |
| 82 | il consumo | tüketim | Abbiamo ridotto il consumo di acqua in casa. Evde su tüketimini azalttık. |
| 83 | ridurre | azaltmak, düşürmek | Il governo ha promesso di ridurre le tasse. Hükümet vergileri düşürme sözü verdi. |
Medya ve boş zaman Lettura · Ascolto
Gazete haberleri, dizi ve film yorumları, festivaller ve gönüllülük.
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 84 | la trasmissione | yayın, program | Stasera c'è una trasmissione interessante sulla storia romana. Bu akşam Roma tarihi üzerine ilginç bir program var. |
| 85 | la puntata | bölüm (dizi, program) | Non vedo l'ora di vedere l'ultima puntata della serie. Dizinin son bölümünü izlemek için sabırsızlanıyorum. |
| 86 | i sottotitoli (m. pl.) | altyazı | Guardo i film in italiano con i sottotitoli. Filmleri İtalyanca altyazıyla izliyorum. |
| 87 | il documentario | belgesel | Abbiamo visto un documentario sugli oceani. Okyanuslar hakkında bir belgesel izledik. |
| 88 | la recensione | inceleme, eleştiri yazısı | Prima di prenotare leggo sempre le recensioni online. Rezervasyon yapmadan önce her zaman internetteki yorumları okurum. |
| 89 | il quotidiano | günlük gazete | Ogni mattina compro un quotidiano al bar. Her sabah kafeden bir günlük gazete alırım. |
| 90 | la cronaca | güncel olaylar, asayiş haberleri | Nella pagina di cronaca si parla dell'incidente di ieri. Asayiş sayfasında dünkü kazadan bahsediliyor. |
| 91 | lo svago | eğlence, dinlenme | Dopo il lavoro ho bisogno di un po' di svago. İşten sonra biraz eğlenceye ihtiyacım var. |
| 92 | il passatempo | hobi, uğraş | Il mio passatempo preferito è fare puzzle. En sevdiğim uğraş yapboz yapmak. |
| 93 | la sagra | yöresel yemek festivali | A ottobre andiamo sempre alla sagra delle castagne. Ekimde hep kestane festivaline gideriz. |
| 94 | il volontariato | gönüllülük | Ogni sabato faccio volontariato in una mensa per i poveri. Her cumartesi yoksullar için bir aşevinde gönüllü çalışıyorum. |
Duygular Prova orale · foto
Konuşma sınavında bir fotoğrafı anlatıyorsun: kişiler ne hissediyor, neden?
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 95 | la delusione | hayal kırıklığı | Il risultato della partita è stato una grande delusione. Maçın sonucu büyük bir hayal kırıklığı oldu. |
| 96 | la soddisfazione | memnuniyet, tatmin | Finire la maratona mi ha dato una grande soddisfazione. Maratonu bitirmek bana büyük bir tatmin verdi. |
| 97 | l'entusiasmo (m.) | coşku, heves | Ha iniziato il nuovo lavoro con grande entusiasmo. Yeni işine büyük bir hevesle başladı. |
| 98 | la solitudine | yalnızlık | Molti anziani soffrono di solitudine nelle grandi città. Büyük şehirlerde birçok yaşlı yalnızlıktan muzdarip. |
| 99 | il nervosismo | sinirlilik, gerginlik | Prima del colloquio non riusciva a nascondere il nervosismo. Mülakattan önce gerginliğini gizleyemiyordu. |
| 100 | commuoversi | duygulanmak, hüzünlenmek | La nonna si è commossa durante il matrimonio. Büyükanne düğün sırasında duygulandı. |
Sınava kelime çalışırken
- Bağlayıcı ifadeleri çalış. innanzitutto, d'altra parte, infine gibi ifadeler hem mektubunu hem konuşmanı düzenli gösterir.
- Mektup kalıplarını ezberle. Bir hitap (Gentile signora), bir amaç cümlesi ve bir kapanış (Cordiali saluti) son yazma görevinin iskeleti.
- Fotoğraf anlatımına hazırlan. Kim, nerede, ne yapıyor, ne hissediyor: bu dört soruya cevap verebiliyorsan konuşma bölümü kolaylaşır.
- İsimleri artikeli ve cinsiyetiyle öğren. il, lo, la, l' farkı sıfatların ekini de belirliyor; kelimeyi baştan artikeliyle ezberle.
Sonraki adım
Seviyenin en sık kullanılan kelimeleri için İtalyanca B1 kelime listesine bak; sonraki seviye İtalyanca B2. Bütün seviyeler İtalyanca kelimeler sayfasında.
Kelimeleri kartlarla ve oyunlarla tekrar etmek istersen İtalyanca kelime oyunları sayfasına göz at.
Sınava kadar her gün biraz çalış
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun B1'in 980 kelimeleriyle çalışıyor; unuttukların tekrar karşına çıkıyor. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış