Ana Sayfa›İtalyanca Kelimeler›İtalyanca B2 Kelime Listesi
İtalyanca

İtalyanca B2 Kelime Listesi

İleri orta seviyesindeki 940 İtalyanca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 kelimeB2 · İleri ortaörnek cümleli

İtalyanca B2 seviyesi (İleri orta), soyut konular ve uzun metinler: bir görüşü savunmak, artıları ve eksileri tartmak, iş yazışması yapmak. Bu seviyedeki kelimeler akıcı ve doğru ifade etmenin anahtarı.

Bu sayfada İtalyanca B2 seviyesindeki 940 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 840 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.

İsimler artikeli ve cinsiyetiyle veriliyor (il, lo, la, l'). Artikel, ismin cinsiyetini ve sıfatların alacağı eki gösterir.

Bu liste nasıl çalışılır? Bu 100 kelimeyi tek oturumda okumak yerine birkaç güne böl. Uygulamada İtalyanca havuzunu seçip planını B2 seviyesinden başlatırsan kelimeler günde 10–30'luk parçalar hâlinde, aralıklı tekrarla önüne gelir. Unuttukların tekrar karşına çıkar.

Önce uygulamayı denemek istersen

Bu seviyenin 940 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

İtalyanca havuzunu aç

En sık kullanılan 100 kelime 100 / 940 kelime

#İtalyancaTürkçeÖrnek cümle
1a breveyakında, kısa süre içindeI risultati del concorso saranno pubblicati a breve.
Yarışmanın sonuçları kısa süre içinde yayımlanacak.
2a favore dilehine, yararınaLa maggioranza ha votato a favore della nuova legge.
Çoğunluk yeni yasanın lehine oy kullandı.
3a fondoderinlemesine, iyicePrima di decidere, vorrei studiare a fondo la questione.
Karar vermeden önce meseleyi derinlemesine incelemek istiyorum.
4a fronte dikarşılığında, karşısındaA fronte di un piccolo investimento, i guadagni sono stati enormi.
Küçük bir yatırım karşılığında kazançlar muazzam oldu.
5a lungo andarezamanla, uzun vadedeA lungo andare, questo ritmo di lavoro diventa insostenibile.
Zamanla bu çalışma temposu sürdürülemez hâle geliyor.
6a maggior ragionehaydi haydi, hele heleSe sei stanco, a maggior ragione dovresti riposarti.
Yorgunsan, dinlenmen için daha da fazla neden var.
7a mio avvisobence, kanımcaA mio avviso, questa soluzione è la più ragionevole.
Kanımca bu çözüm en makul olanı.
8a patto cheşartıyla, koşuluylaTi presto la macchina a patto che tu me la riporti stasera.
Bu akşam geri getirmen şartıyla arabamı sana ödünç veririm.
9a quanto pareanlaşılan, görünüşe göreA quanto pare, il concerto è stato rinviato a luglio.
Anlaşılan konser temmuza ertelenmiş.
10a seconda di-e göre, -e bağlı olarakIl prezzo del biglietto varia a seconda della stagione.
Bilet fiyatı mevsime göre değişiyor.
11a tutti gli effettiher bakımdan, tam anlamıylaDopo dieci anni in Italia, si sente italiano a tutti gli effetti.
İtalya'da geçirdiği on yılın ardından kendini tam anlamıyla İtalyan hissediyor.
12l'aggiornamento (m.)güncelleme, hizmet içi eğitimI corsi di aggiornamento sono obbligatori per tutti gli insegnanti della scuola.
Hizmet içi eğitim kursları okuldaki tüm öğretmenler için zorunludur.
13al di là diötesinde, dışındaAl di là delle differenze, abbiamo molti obiettivi in comune.
Farklılıkların ötesinde pek çok ortak hedefimiz var.
14al fine diamacıyla, içinAl fine di ridurre i costi, l'azienda ha chiuso due sedi.
Maliyetleri azaltmak amacıyla şirket iki şubesini kapattı.
15alimentarebeslemek, körüklemekCerte notizie false alimentano la paura e la diffidenza.
Bazı sahte haberler korkuyu ve güvensizliği körüklüyor.
16alla luce diışığındaAlla luce dei nuovi dati, dobbiamo rivedere le nostre previsioni.
Yeni veriler ışığında tahminlerimizi gözden geçirmeliyiz.
17alla lungauzun vadede, zamanlaAlla lunga, lo stress può avere effetti gravi sulla salute.
Uzun vadede stres sağlık üzerinde ciddi etkiler yaratabilir.
18l'ambito (m.)alan, kapsam, çerçeveNell'ambito del progetto sono stati organizzati diversi seminari per i docenti.
Proje kapsamında öğretmenler için çeşitli seminerler düzenlendi.
19l'amministrazione (f.)yönetim, idareL'amministrazione comunale ha approvato il nuovo piano per il traffico.
Belediye yönetimi yeni trafik planını onayladı.
20l'appello (m.)istinaf, itiraz, çağrıGli avvocati hanno annunciato che presenteranno appello contro la sentenza.
Avukatlar karara karşı istinafa başvuracaklarını açıkladı.
21l'atteggiamento (m.)tavır, tutumIl suo atteggiamento arrogante ha irritato tutti i presenti alla riunione.
Kibirli tavrı toplantıdaki herkesi sinirlendirdi.
22l'autonomia (f.)özerklik, bağımsızlıkLe regioni a statuto speciale godono di una maggiore autonomia legislativa.
Özel statülü bölgeler daha geniş bir yasama özerkliğine sahiptir.
23il bilanciobilanço, bütçeIl bilancio annuale verrà approvato dal consiglio di amministrazione la prossima settimana.
Yıllık bilanço gelecek hafta yönetim kurulu tarafından onaylanacak.
24il campioneörneklem, numune, şampiyonIl sondaggio è stato condotto su un campione di mille persone.
Anket bin kişilik bir örneklem üzerinde yapıldı.
25la caricagörev, makam, şarjIl presidente della Repubblica è rimasto in carica per sette anni.
Cumhurbaşkanı yedi yıl görevde kaldı.
26con riferimento aile ilgili olarak, -e atfenCon riferimento alla sua lettera, le comunichiamo quanto segue.
Mektubunuzla ilgili olarak size şunları bildiririz.
27il consensoonay, rıza, destekPer il trattamento dei dati personali è necessario il consenso dell'interessato.
Kişisel verilerin işlenmesi için ilgili kişinin rızası gereklidir.
28la correnteakım, cereyanIl Neorealismo è una corrente cinematografica nata subito dopo la guerra.
Yeni Gerçekçilik savaşın hemen ardından doğan bir sinema akımıdır.
29la corruzioneyolsuzlukLa corruzione frena lo sviluppo economico e mina la fiducia nelle istituzioni.
Yolsuzluk ekonomik kalkınmayı yavaşlatır ve kurumlara duyulan güveni sarsar.
30da parte ditarafındanIl progetto ha ricevuto molte critiche da parte degli esperti.
Proje, uzmanlar tarafından çokça eleştirildi.
31dal momento che-dığı için, mademDal momento che nessuno ha obiezioni, possiamo procedere.
Kimsenin itirazı olmadığına göre devam edebiliriz.
32decisamentekesinlikle, açıkçaQuesto ristorante è decisamente migliore di quello di ieri.
Bu restoran dünkünden kesinlikle daha iyi.
33il decretokararnameIl decreto entrerà in vigore subito dopo la pubblicazione sulla Gazzetta Ufficiale.
Kararname Resmî Gazete'de yayımlanmasının hemen ardından yürürlüğe girecek.
34del restozaten, esasenNon ho accettato l'invito; del resto, ero troppo stanco.
Daveti kabul etmedim; zaten çok yorgundum.
35di conseguenzadolayısıyla, sonuç olarakIl prezzo del grano è aumentato e, di conseguenza, anche quello del pane.
Buğday fiyatı arttı, dolayısıyla ekmeğin fiyatı da arttı.
36di gran lungaaçık ara, kat katQuesto è di gran lunga il miglior libro che abbia letto quest'anno.
Bu, bu yıl okuduğum açık ara en iyi kitap.
37di recenteson zamanlarda, yakın zamandaDi recente ho cominciato a interessarmi di fotografia.
Son zamanlarda fotoğrafçılığa ilgi duymaya başladım.
38la diffusioneyayılma, yaygınlaşmaLa diffusione di internet ha cambiato radicalmente il modo di informarsi.
İnternetin yaygınlaşması haber alma biçimini kökten değiştirdi.
39la dignitàonur, haysiyetOgni persona ha diritto a un lavoro che rispetti la sua dignità.
Her insanın onurunu gözeten bir işe hakkı vardır.
40esclusivamenteyalnızca, sadeceQuesto parcheggio è riservato esclusivamente ai residenti.
Bu otopark yalnızca bölge sakinlerine ayrılmıştır.
41l'evoluzione (f.)evrim, gelişimLa teoria dell'evoluzione di Darwin rivoluzionò per sempre la biologia.
Darwin'in evrim teorisi biyolojide kalıcı bir devrim yarattı.
42la fondazionevakıf, kuruluşLa fondazione finanzia ogni anno borse di studio per studenti meritevoli.
Vakıf her yıl başarılı öğrenciler için burs sağlıyor.
43globaleküresel, genelIl riscaldamento globale è una delle sfide del nostro secolo.
Küresel ısınma yüzyılımızın zorluklarından biri.
44in altre parolebaşka bir deyişleIn altre parole, dobbiamo ricominciare tutto da capo.
Başka bir deyişle, her şeye baştan başlamamız gerekiyor.
45in effettigerçekten de, aslındaIn effetti, avevi ragione tu: il negozio era chiuso.
Gerçekten de haklıymışsın, dükkân kapalıydı.
46in linea di massimagenel olarak, prensipteIn linea di massima sono d'accordo, ma ho qualche dubbio.
Prensipte aynı fikirdeyim ama bazı şüphelerim var.
47in materia dikonusunda, alanındaIl ministro ha presentato nuove proposte in materia di immigrazione.
Bakan göç konusunda yeni öneriler sundu.
48in merito ahakkında, ile ilgiliVorrei ricevere maggiori informazioni in merito al corso di italiano.
İtalyanca kursu hakkında daha fazla bilgi almak istiyorum.
49in qualità disıfatıyla, olarakÈ intervenuto alla conferenza in qualità di esperto.
Konferansa uzman sıfatıyla katıldı.
50in quantoçünkü, -dığı için, olarakNon ha potuto partecipare in quanto era malato.
Hasta olduğu için katılamadı.
#İtalyancaTürkçeÖrnek cümle
51in seguito asonucunda, -in ardındanIn seguito all'incidente, la strada è rimasta chiusa per ore.
Kazanın ardından yol saatlerce kapalı kaldı.
52in sostanzaözünde, kısacasıIn sostanza, il direttore vuole ridurre il personale.
Kısacası, müdür personel sayısını azaltmak istiyor.
53in vista diöncesinde, göz önünde bulundurarakIn vista dell'esame, studia almeno sei ore al giorno.
Sınav öncesinde günde en az altı saat ders çalışıyor.
54il mandatogörev süresi, yetkiIl sindaco ha deciso di non ricandidarsi alla fine del suo mandato.
Belediye başkanı görev süresinin sonunda yeniden aday olmamaya karar verdi.
55mediantearacılığıyla, vasıtasıylaLa selezione dei candidati avverrà mediante un test scritto.
Adayların seçimi yazılı bir sınav aracılığıyla yapılacak.
56mettere in discussionesorgulamakNessuno mette in discussione la sua competenza professionale.
Kimse onun mesleki yetkinliğini sorgulamıyor.
57nell'ambito diçerçevesinde, kapsamındaL'iniziativa si svolge nell'ambito di un progetto europeo.
Girişim bir Avrupa projesi kapsamında gerçekleştiriliyor.
58non a casotesadüf değil ki, boşuna değilNon a caso questa città è chiamata la capitale della moda.
Bu şehre moda başkenti denmesi boşuna değil.
59nonchéve ayrıca, bir deAlla cerimonia erano presenti il sindaco nonché numerose autorità.
Törende belediye başkanı ve ayrıca çok sayıda yetkili hazır bulunuyordu.
60l'occupazione (f.)istihdam, işgalIl governo ha promesso nuove misure per favorire l'occupazione femminile.
Hükümet kadın istihdamını desteklemek için yeni önlemler sözü verdi.
61l'odio (m.)nefretI discorsi d'odio in rete dovrebbero essere puniti più severamente.
İnternetteki nefret söylemleri daha ağır cezalandırılmalı.
62l'opposizione (f.)muhalefet, karşı çıkmaL'opposizione ha chiesto le dimissioni del ministro dell'Interno.
Muhalefet İçişleri Bakanı'nın istifasını istedi.
63ossiayani, başka bir deyişlePartiremo il primo del mese, ossia fra dieci giorni.
Ayın birinde, yani on gün sonra yola çıkacağız.
64ovveroyani, ya daBisogna rispettare la privacy, ovvero il diritto alla riservatezza.
Mahremiyete, yani gizlilik hakkına saygı göstermek gerekir.
65il patrimoniomiras, servetIl patrimonio artistico italiano è tra i più ricchi del mondo.
İtalya'nın sanatsal mirası dünyanın en zenginleri arasındadır.
66per conto diadına, hesabınaLavora come consulente per conto di una grande multinazionale.
Büyük bir çok uluslu şirket adına danışman olarak çalışıyor.
67per così diretabiri caizse, deyim yerindeyseÈ stato, per così dire, un successo a metà.
Tabiri caizse yarım bir başarıydı.
68per giuntaüstüne üstlük, dahasıHa perso il treno e, per giunta, ha dimenticato il portafoglio.
Treni kaçırdı, üstüne üstlük cüzdanını da unuttu.
69per l'appuntotam da, işte tam olarakStavo per l'appunto parlando di te quando sei arrivato.
Sen geldiğinde tam da senden bahsediyordum.
70per lo piùçoğunlukla, genellikleNel fine settimana il parco è frequentato per lo più da famiglie.
Hafta sonları parka çoğunlukla aileler geliyor.
71per quantoher ne kadar, -sa daPer quanto mi sforzi, non riesco a ricordare il suo nome.
Ne kadar çabalasam da adını hatırlayamıyorum.
72la piattaformaplatformMolti artisti vendono ormai la propria musica attraverso piattaforme digitali.
Birçok sanatçı artık müziğini dijital platformlar aracılığıyla satıyor.
73portare a terminetamamlamak, sonuna getirmekSiamo riusciti a portare a termine il progetto nei tempi previsti.
Projeyi öngörülen sürede tamamlamayı başardık.
74principalmentebaşlıca, esas olarakL'economia della regione si basa principalmente sul turismo.
Bölgenin ekonomisi esas olarak turizme dayanıyor.
75promuovereteşvik etmek, tanıtmak, terfi ettirmekLa campagna promuove uno stile di vita più sano.
Kampanya daha sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik ediyor.
76la propagandapropagandaLa propaganda del regime utilizzava soprattutto la radio e il cinema.
Rejimin propagandası özellikle radyo ve sinemadan yararlanıyordu.
77la prospettivabakış açısı, perspektif, gelecekIl viaggio mi ha permesso di vedere le cose da una prospettiva diversa.
Yolculuk, olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağladı.
78la quotapay, hisse, aidatL'azienda detiene attualmente una quota di mercato del trenta per cento.
Şirket şu anda yüzde otuzluk bir pazar payına sahip.
79il riconoscimentotanınma, takdirIl riconoscimento dei titoli di studio stranieri richiede spesso diversi mesi.
Yabancı diplomaların tanınması çoğu zaman birkaç ay sürer.
80il ricorsobaşvuru, itirazL'associazione ha presentato ricorso contro la decisione del comune.
Dernek belediyenin kararına karşı itiraz başvurusunda bulundu.
81la ripresatoparlanma, canlanmaGli economisti prevedono una lenta ripresa nel corso del prossimo anno.
Ekonomistler önümüzdeki yıl boyunca yavaş bir toparlanma öngörüyor.
82salvohariç, dışındaIl negozio è aperto tutti i giorni, salvo la domenica.
Mağaza pazar hariç her gün açık.
83il soccorsoyardım, kurtarmaI soccorsi sono arrivati sul luogo dell'incidente dopo pochi minuti.
Kurtarma ekipleri birkaç dakika sonra kaza yerine ulaştı.
84la solidarietàdayanışmaDopo il terremoto, la solidarietà degli italiani è stata straordinaria.
Depremin ardından İtalyanların dayanışması olağanüstüydü.
85la sostanzamadde, özNel fiume sono state trovate sostanze tossiche in quantità preoccupanti.
Nehirde endişe verici miktarlarda zehirli maddeler bulundu.
86specificobelirli, özgülPer questo lavoro servono competenze specifiche in informatica.
Bu iş için bilgisayar alanında belirli yetkinlikler gerekiyor.
87sta di fatto chegerçek şu kiPuò dire quello che vuole, sta di fatto che è arrivato tardi.
İstediğini söyleyebilir, gerçek şu ki geç geldi.
88successivamentedaha sonra, ardındanPrima ha studiato legge e successivamente si è dedicato alla politica.
Önce hukuk okudu, ardından kendini siyasete verdi.
89il suolotoprak, zeminIl consumo di suolo in Italia continua a crescere nonostante le promesse.
Verilen sözlere rağmen İtalya'da toprak tüketimi artmaya devam ediyor.
90la svoltadönüm noktası, virajL'incontro con quel professore ha segnato una svolta nella mia vita.
O profesörle tanışmak hayatımda bir dönüm noktası oldu.
91tanto più cheüstelik, hele kiNon ho voglia di uscire, tanto più che fuori piove.
Dışarı çıkmaya hiç hevesim yok, hele ki dışarıda yağmur yağıyor.
92il tassooranIl tasso di disoccupazione giovanile resta ancora troppo alto in molte regioni.
Birçok bölgede genç işsizlik oranı hâlâ çok yüksek.
93la tendenzaeğilimNegli ultimi anni si osserva una tendenza a sposarsi sempre più tardi.
Son yıllarda giderek daha geç evlenme eğilimi gözlemleniyor.
94la testimonianzatanıklık, ifadeLa testimonianza della vicina è stata decisiva per ricostruire i fatti.
Komşu kadının ifadesi olayların aydınlatılmasında belirleyici oldu.
95totalmentetamamenIl paesaggio è cambiato totalmente negli ultimi vent'anni.
Manzara son yirmi yılda tamamen değişti.
96tramitearacılığıyla, yoluylaIl pagamento può essere effettuato tramite bonifico bancario.
Ödeme banka havalesi yoluyla yapılabilir.
97il trattatoantlaşma, incelemeIl trattato è stato ratificato da tutti gli Stati membri dell'Unione.
Antlaşma Birliğin tüm üye devletleri tarafından onaylandı.
98la tutelakoruma, vesayetLa tutela dei consumatori è uno dei compiti principali dell'Autorità garante.
Tüketicilerin korunması Denetleme Kurumu'nun başlıca görevlerinden biridir.
99vale a direyani, demek kiIl corso dura un semestre, vale a dire sei mesi.
Kurs bir dönem, yani altı ay sürüyor.
100la visionevizyon, bakış, görmeAl paese manca una visione a lungo termine sullo sviluppo industriale.
Ülkenin sanayi kalkınmasına dair uzun vadeli bir vizyonu yok.

Diğer seviyeler

Bu, İtalyanca listelerinin en üst seviyesi. Eksik kaldığın yerleri tamamlamak için: İtalyanca A1, İtalyanca A2, İtalyanca B1. Hepsi bir arada: İtalyanca kelimeler.

Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen İtalyanca kelime oyunları sayfasına bak.

Okuma pratiği: B2 seviyesindeki kısa hikâyeler ve Türkçe çevirileri için İtalyanca Hikâyeler sayfasına bak.

İtalyanca B2 kelimeleriyle çalışmaya başla

Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Uygulamada çalış