İtalyanca A2 Kelime Listesi
Temel seviyesindeki 930 İtalyanca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
İtalyanca A2 seviyesi (Temel), A1'in üstüne kurulan günlük hayat kelimeleri: alışveriş, yol tarifi, randevu, iş ve okul, geçmişte olanları kısaca anlatmak. Kısa ve basit konuşmalarda kendini ifade etmeye yeten kelimeler bunlar.
Bu sayfada İtalyanca A2 seviyesindeki 930 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 830 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.
İsimler artikeli ve cinsiyetiyle veriliyor (il, lo, la, l'). Artikel, ismin cinsiyetini ve sıfatların alacağı eki gösterir.
Önce uygulamayı denemek istersen
Bu seviyenin 930 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
İtalyanca havuzunu açEn sık kullanılan 100 kelime 100 / 930 kelime
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | a causa di | yüzünden, nedeniyle | Il volo è in ritardo a causa della nebbia. Uçuş sis nedeniyle rötarlı. |
| 2 | a lungo | uzun süre | Abbiamo parlato a lungo del problema. Sorun hakkında uzun uzun konuştuk. |
| 3 | a volte | bazen | A volte vado al lavoro in bicicletta. Bazen işe bisikletle giderim. |
| 4 | alcuni | bazıları | Alcuni dei miei amici abitano all'estero. Arkadaşlarımın bazıları yurt dışında yaşıyor. |
| 5 | almeno | en azından, en az | Bevi almeno due litri d'acqua al giorno. Günde en az iki litre su iç. |
| 6 | l'altro ieri | evvelsi gün, önceki gün | L'altro ieri ho incontrato Luca in centro. Evvelsi gün Luca'yla merkezde karşılaştım. |
| 7 | anche se | -se bile, -diği halde | Esco a fare una passeggiata anche se piove. Yağmur yağsa bile yürüyüşe çıkıyorum. |
| 8 | appena | az önce, daha yeni | Sono appena tornato dal lavoro. İşten daha yeni döndüm. |
| 9 | l'arte (f.) | sanat | Firenze è una città piena di arte. Floransa sanatla dolu bir şehirdir. |
| 10 | l'articolo (m.) | makale, yazı, ürün | Ho letto un articolo interessante sull'ambiente. Çevre hakkında ilginç bir makale okudum. |
| 11 | attraverso | içinden, aracılığıyla | Per arrivare al museo passiamo attraverso il parco. Müzeye varmak için parkın içinden geçiyoruz. |
| 12 | avanti | ileri, buyurun | Avanti, la porta è aperta! Buyurun, kapı açık! |
| 13 | avere bisogno di | ihtiyacı olmak | Ho bisogno di un consiglio. Bir tavsiyeye ihtiyacım var. |
| 14 | avere ragione | haklı olmak | Hai ragione, è meglio partire presto. Haklısın, erken yola çıkmak daha iyi. |
| 15 | il campo | saha, tarla, alan | I ragazzi giocano a calcio nel campo dietro la chiesa. Çocuklar kilisenin arkasındaki sahada futbol oynuyor. |
| 16 | il capo | şef, patron, amir | Il mio capo è gentile ma molto severo. Patronum kibar ama çok sert. |
| 17 | che tipo di | ne tür, ne çeşit | Che tipo di musica ascolti? Ne tür müzik dinliyorsun? |
| 18 | cioè | yani | Torno dopodomani, cioè giovedì sera. Öbür gün, yani perşembe akşamı dönüyorum. |
| 19 | circa | yaklaşık | Il viaggio dura circa due ore. Yolculuk yaklaşık iki saat sürüyor. |
| 20 | come mai | nasıl oldu da, neden | Come mai non sei venuto ieri sera? Dün akşam neden gelmedin? |
| 21 | il comune | belediye | Per il certificato devi andare in comune. Belge için belediyeye gitmen gerekiyor. |
| 22 | comune | ortak, yaygın | Rossi è un cognome molto comune in Italia. Rossi İtalya'da çok yaygın bir soyadıdır. |
| 23 | comunque | yine de, her neyse | Non ho fame, ma assaggio comunque la torta. Aç değilim ama yine de pastanın tadına bakıyorum. |
| 24 | il consiglio | tavsiye, öneri | Ti do un consiglio: riposati di più. Sana bir tavsiye vereyim: daha çok dinlen. |
| 25 | contro | karşı | Domani l'Italia gioca contro la Francia. Yarın İtalya Fransa'ya karşı oynuyor. |
| 26 | il corso | kurs, ders | Mi sono iscritto a un corso di cucina. Bir yemek kursuna kaydoldum. |
| 27 | cui | ki (edatla ilgi zamiri) | Questa è la ragazza di cui ti ho parlato. Bu, sana bahsettiğim kız. |
| 28 | la cura | tedavi, bakım | La cura dura due settimane. Tedavi iki hafta sürüyor. |
| 29 | da quanto tempo | ne zamandır | Da quanto tempo studi l'italiano? Ne zamandır İtalyanca öğreniyorsun? |
| 30 | dai | hadi, haydi | Dai, vieni con noi alla festa! Hadi, bizimle partiye gel! |
| 31 | di chi | kimin | Di chi è questa borsa nera? Bu siyah çanta kimin? |
| 32 | di nuovo | tekrar, yine | Ci vediamo di nuovo la prossima settimana. Önümüzdeki hafta yine görüşürüz. |
| 33 | il diritto | hak, hukuk | Tutti i bambini hanno diritto all'istruzione. Bütün çocukların eğitim hakkı vardır. |
| 34 | l'esperienza (f.) | tecrübe, deneyim | Ho fatto un'esperienza di lavoro all'estero. Yurt dışında bir iş deneyimi edindim. |
| 35 | il favore | iyilik, lütuf | Mi fai un favore? Mi presti la macchina? Bana bir iyilik yapar mısın? Arabanı ödünç verir misin? |
| 36 | la fine | son, bitiş | Alla fine del film tutti piangevano. Filmin sonunda herkes ağlıyordu. |
| 37 | fino a quando | ne zamana kadar | Fino a quando è aperta la mostra? Sergi ne zamana kadar açık? |
| 38 | il futuro | gelecek | In futuro vorrei vivere in Italia. Gelecekte İtalya'da yaşamak isterim. |
| 39 | il giro | tur, gezinti | Facciamo un giro in centro? Merkezde bir tur atalım mı? |
| 40 | glielo | onu ona | Il libro di Anna? Glielo porto domani. Anna'nın kitabı mı? Onu ona yarın götürürüm. |
| 41 | il governo | hükümet | Il governo ha approvato una nuova legge. Hükümet yeni bir yasayı onayladı. |
| 42 | grazie a | sayesinde | Grazie a te ho trovato lavoro. Senin sayende iş buldum. |
| 43 | il gruppo | grup | Il mio gruppo preferito suona stasera a Roma. En sevdiğim grup bu akşam Roma'da çalıyor. |
| 44 | in che modo | ne şekilde, nasıl | In che modo posso aiutarti? Sana ne şekilde yardım edebilirim? |
| 45 | l'isola (f.) | ada | Quest'estate vogliamo visitare un'isola greca. Bu yaz bir Yunan adasını gezmek istiyoruz. |
| 46 | magari | belki, keşke | Magari domani andiamo al mare. Belki yarın denize gideriz. |
| 47 | maggiore | daha büyük, en büyük | Mio fratello maggiore vive a Londra. Ağabeyim Londra'da yaşıyor. |
| 48 | meno male | iyi ki, çok şükür | Meno male che sei arrivato! İyi ki geldin! |
| 49 | la metà | yarı, yarım | Ho già letto metà del libro. Kitabın yarısını çoktan okudum. |
| 50 | migliore | daha iyi, en iyi | Giulia è la mia migliore amica. Giulia en iyi arkadaşım. |
| # | İtalyanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 51 | il motivo | sebep, neden | Per quale motivo sei arrivato così tardi? Neden bu kadar geç geldin? |
| 52 | nazionale | ulusal, milli | Stasera gioca la squadra nazionale. Bu akşam milli takım oynuyor. |
| 53 | né | ne ... ne | Non bevo né vino né birra. Ne şarap ne bira içerim. |
| 54 | ne | ondan, bundan (miktar) | Quante mele vuoi? Ne voglio tre. Kaç elma istiyorsun? Üç tane istiyorum. |
| 55 | neanche | ... de değil, bile | Io non ci vado, e neanche Paolo. Ben oraya gitmiyorum, Paolo da gitmiyor. |
| 56 | nemmeno | bile (olumsuz) | Non ho nemmeno il tempo di mangiare. Yemek yemeye bile vaktim yok. |
| 57 | non vedo l'ora | sabırsızlanıyorum, iple çekiyorum | Non vedo l'ora di andare in vacanza! Tatile gitmeyi iple çekiyorum! |
| 58 | nulla | hiçbir şey | Non preoccuparti, non è successo nulla. Endişelenme, hiçbir şey olmadı. |
| 59 | ogni quanto | ne sıklıkla | Ogni quanto passa l'autobus numero 5? 5 numaralı otobüs ne sıklıkla geçiyor? |
| 60 | oltre a | -in yanı sıra, -den başka | Oltre all'inglese, parlo anche lo spagnolo. İngilizcenin yanı sıra İspanyolca da konuşurum. |
| 61 | oppure | ya da, yoksa | Andiamo al cinema oppure restiamo a casa? Sinemaya mı gidelim, yoksa evde mi kalalım? |
| 62 | ormai | artık, çoktan | Ormai è tardi, torniamo a casa. Artık geç oldu, eve dönelim. |
| 63 | particolare | özel, farklı, kendine özgü | Questo vino ha un sapore particolare. Bu şarabın kendine özgü bir tadı var. |
| 64 | il passato | geçmiş | In passato questa città era molto povera. Geçmişte bu şehir çok fakirdi. |
| 65 | la paura | korku | Da piccolo avevo paura del buio. Küçükken karanlıktan korkardım. |
| 66 | per caso | tesadüfen, acaba | Hai visto per caso le mie chiavi? Acaba anahtarlarımı gördün mü? |
| 67 | per quanto tempo | ne kadar süre | Per quanto tempo resti in Italia? İtalya'da ne kadar süre kalıyorsun? |
| 68 | il periodo | dönem, süre | È un periodo difficile per la mia famiglia. Ailem için zor bir dönem. |
| 69 | piuttosto | oldukça, daha çok | Il film era piuttosto lungo. Film oldukça uzundu. |
| 70 | poco fa | az önce | Ho parlato con lui poco fa. Onunla az önce konuştum. |
| 71 | la possibilità | olasılık, imkân | Non ho avuto la possibilità di salutarlo. Ona veda etme imkânım olmadı. |
| 72 | il posto | yer, koltuk, iş yeri | Scusi, questo posto è libero? Affedersiniz, bu yer boş mu? |
| 73 | presso | -de (bir kurumda), yanında | Lavoro presso un'agenzia di viaggi. Bir seyahat acentesinde çalışıyorum. |
| 74 | prima di | -den önce | Lavati le mani prima di mangiare. Yemekten önce ellerini yıka. |
| 75 | probabilmente | muhtemelen | Probabilmente stasera arrivo tardi a casa. Muhtemelen bu akşam eve geç gelirim. |
| 76 | il progetto | proje, plan | Stiamo lavorando a un nuovo progetto. Yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. |
| 77 | il programma | program | Stasera c'è un bel programma alla televisione. Bu akşam televizyonda güzel bir program var. |
| 78 | proprio | tam, gerçekten | La farmacia è proprio dietro l'angolo. Eczane tam köşeyi dönünce. |
| 79 | la prova | sınav, deneme, kanıt | Domani abbiamo una prova di grammatica. Yarın bir dilbilgisi sınavımız var. |
| 80 | il pubblico | seyirci, izleyici, halk | Alla fine il pubblico ha applaudito a lungo. Sonunda seyirciler uzun süre alkışladı. |
| 81 | pubblico | kamusal, halka açık | In città uso sempre i mezzi pubblici. Şehirde hep toplu taşıma kullanırım. |
| 82 | qualcuno | biri, birisi | Qualcuno ha visto il mio ombrello? Şemsiyemi gören oldu mu? |
| 83 | la qualità | kalite, nitelik | Questa borsa costa molto, ma è di ottima qualità. Bu çanta pahalı ama çok kaliteli. |
| 84 | il rapporto | ilişki, rapor | Ho un ottimo rapporto con i miei genitori. Annemle babamla çok iyi bir ilişkim var. |
| 85 | la ricerca | araştırma | Sto facendo una ricerca sugli animali marini. Deniz hayvanları hakkında bir araştırma yapıyorum. |
| 86 | rispetto a | -e göre, -e kıyasla | Rispetto a ieri, oggi fa meno freddo. Düne göre bugün daha az soğuk. |
| 87 | la scelta | seçim, tercih | Al ristorante c'era una grande scelta di dolci. Restoranda geniş bir tatlı seçeneği vardı. |
| 88 | sia | hem ... hem | Parlo sia l'inglese sia il tedesco. Hem İngilizce hem Almanca konuşurum. |
| 89 | la sicurezza | güvenlik, emniyet | Per la vostra sicurezza non aprite la porta. Güvenliğiniz için kapıyı açmayın. |
| 90 | sicuro | emin, güvenli | Sei sicuro che il negozio è aperto? Dükkânın açık olduğundan emin misin? |
| 91 | il sito | web sitesi, yer | Puoi comprare i biglietti sul sito del museo. Biletleri müzenin web sitesinden alabilirsin. |
| 92 | soprattutto | özellikle, her şeyden önce | Mangio molta frutta, soprattutto mele. Çok meyve yerim, özellikle elma. |
| 93 | lo stato | devlet, durum | Lo stato aiuta le famiglie con figli piccoli. Devlet küçük çocuklu ailelere yardım ediyor. |
| 94 | lo studio | öğrenim, çalışma, çalışma odası | Lo studio delle lingue è molto utile. Dil öğrenmek çok faydalıdır. |
| 95 | il successo | başarı | Il suo primo libro ha avuto molto successo. Onun ilk kitabı çok başarılı oldu. |
| 96 | la terra | toprak, yer, dünya | Il bambino è caduto per terra. Çocuk yere düştü. |
| 97 | tuttavia | yine de, ancak | Il lavoro è difficile, tuttavia mi piace. İş zor, yine de hoşuma gidiyor. |
| 98 | veramente | gerçekten | Sei veramente gentile, grazie mille. Gerçekten çok naziksin, çok teşekkürler. |
| 99 | verso | -e doğru, sularında | Arriviamo verso le otto di sera. Akşam saat sekiz sularında varıyoruz. |
| 100 | il visto | vize | Per andare negli Stati Uniti mi serve il visto. Amerika'ya gitmek için vizeye ihtiyacım var. |
A2'den sonra ne var?
Bu listeyi bitirdiğinde sıradaki seviye İtalyanca B1. Diğer seviyeler: İtalyanca A1, İtalyanca B1, İtalyanca B2. Hepsini tek sayfada görmek için İtalyanca kelimeler sayfasına bak.
Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen İtalyanca kelime oyunları sayfasına bak.
Okuma pratiği: Bu seviyenin kelimelerini bir hikâyenin içinde görmek için A2 hikâyesi: Una valigia simile sayfasını oku; her cümle renkli Türkçe çevirisiyle. Diğer hikâyeler İtalyanca Hikâyeler sayfasında.
İtalyanca A2 kelimeleriyle çalışmaya başla
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. İtalyanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış