Ana Sayfa›Almanca Kelimeler›Almanca B2 Kelime Listesi
Almanca

Almanca B2 Kelime Listesi

İleri orta seviyesindeki 940 Almanca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 kelimeB2 · İleri ortaörnek cümleli

Almanca B2 seviyesi (İleri orta), soyut konular ve uzun metinler: bir görüşü savunmak, artıları ve eksileri tartmak, iş yazışması yapmak. Bu seviyedeki kelimeler akıcı ve doğru ifade etmenin anahtarı.

Bu sayfada Almanca B2 seviyesindeki 940 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 840 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.

İsimler artikelleriyle (der, die, das) veriliyor; kelimeyi baştan artikeliyle birlikte öğren. Artikeli sonradan eklemek, kelimeyi yeniden öğrenmek kadar zahmetli.

Bu liste nasıl çalışılır? Bu 100 kelimeyi tek oturumda okumak yerine birkaç güne böl. Uygulamada Almanca havuzunu seçip planını B2 seviyesinden başlatırsan kelimeler günde 10–30'luk parçalar hâlinde, aralıklı tekrarla önüne gelir. Unuttukların tekrar karşına çıkar.

Önce uygulamayı denemek istersen

Bu seviyenin 940 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. Almanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Almanca havuzunu aç

En sık kullanılan 100 kelime 100 / 940 kelime

#AlmancaTürkçeÖrnek cümle
1der Absatzsatış miktarı, paragrafDer Absatz von Elektrofahrrädern hat sich verdoppelt.
Elektrikli bisiklet satışları iki katına çıktı.
2als dass-emeyecek kadarDas Wetter ist zu schlecht, als dass wir wandern könnten.
Hava yürüyüş yapamayacağımız kadar kötü.
3die Analyseanaliz, çözümlemeEine genaue Analyse der Ursachen steht noch aus.
Nedenlerin ayrıntılı bir analizi henüz yapılmadı.
4die Anerkennungtakdir, tanınmaFür ihr Lebenswerk erhielt sie endlich die verdiente Anerkennung.
Hayat boyu yaptığı çalışmalar için nihayet hak ettiği takdiri gördü.
5angesehensaygın, itibarlıDer Beruf des Arztes ist in fast allen Ländern hoch angesehen.
Doktorluk mesleği neredeyse tüm ülkelerde çok saygın.
6angesichtskarşısında, göz önünde bulunduruluncaAngesichts der hohen Kosten wurde das Projekt vorläufig gestoppt.
Yüksek maliyetler göz önünde bulundurularak proje şimdilik durduruldu.
7anhandyardımıyla, temel alarakAnhand dieser Beispiele lässt sich das Problem gut erklären.
Bu örnekler yardımıyla sorun iyi açıklanabilir.
8der Anspruchhak, talepJeder Arbeitnehmer hat Anspruch auf einen bezahlten Urlaub.
Her çalışanın ücretli izin hakkı vardır.
9ausgesprochenson derece, çokDie Mitarbeiter waren ausgesprochen freundlich und hilfsbereit.
Çalışanlar son derece güler yüzlü ve yardımseverdi.
10die Aussageifade, beyanDie Aussage der Zeugin widersprach der Version des Angeklagten.
Tanığın ifadesi sanığın anlattıklarıyla çelişiyordu.
11ausschließlichyalnızca, sadeceDer Parkplatz ist ausschließlich für Kunden des Hotels reserviert.
Otopark yalnızca otel müşterilerine ayrılmıştır.
12der Begriffkavram, terimDer Begriff Nachhaltigkeit stammt ursprünglich aus der Forstwirtschaft.
Sürdürülebilirlik kavramı aslen ormancılıktan gelir.
13die BegründunggerekçeDer Antrag wurde ohne nähere Begründung abgelehnt.
Başvuru ayrıntılı bir gerekçe gösterilmeden reddedildi.
14betroffenetkilenen, üzgünVon den Kürzungen sind vor allem kleine Unternehmen betroffen.
Kesintilerden özellikle küçük işletmeler etkileniyor.
15der Beweiskanıt, delilDas Gericht sah die Beweise als nicht ausreichend an.
Mahkeme delilleri yeterli bulmadı.
16bezüglichile ilgili olarak, hakkındaBezüglich Ihrer Anfrage möchte ich Ihnen Folgendes mitteilen.
Talebinizle ilgili olarak size şunu bildirmek isterim.
17bislangşimdiye kadarBislang gibt es keine Hinweise auf ein Verbrechen.
Şimdiye kadar bir suça dair hiçbir ipucu yok.
18daraufhinbunun üzerineDer Kunde reklamierte die Ware, daraufhin bekam er sein Geld zurück.
Müşteri üründeki kusur için şikâyette bulundu, bunun üzerine parasını geri aldı.
19demnachbuna göre, bu durumdaLaut Wetterbericht wird es morgen regnen, demnach fällt das Picknick aus.
Hava raporuna göre yarın yağmur yağacak, bu durumda piknik iptal.
20demnächstyakında, çok geçmedenDas Buch erscheint demnächst auch in türkischer Übersetzung.
Kitap yakında Türkçe çevirisiyle de yayımlanacak.
21die Ansicht vertretengörüşünü savunmakIch vertrete die Ansicht, dass Bildung kostenlos sein sollte.
Eğitimin ücretsiz olması gerektiği görüşünü savunuyorum.
22durchauspekâlâ, kesinlikle, oldukçaIhr Vorschlag ist durchaus interessant, aber schwer umzusetzen.
Öneriniz oldukça ilginç ama uygulanması zor.
23ehe-meden önceEhe du eine Entscheidung triffst, solltest du gut nachdenken.
Bir karar vermeden önce iyice düşünmelisin.
24der Einflussetki, nüfuzSoziale Medien haben einen großen Einfluss auf die Meinungsbildung.
Sosyal medyanın kamuoyu oluşumu üzerinde büyük etkisi var.
25endgültigkesin, nihaiDie endgültige Entscheidung fällt erst nächste Woche.
Nihai karar ancak gelecek hafta verilecek.
26das Engagementbağlılık, katılım, gönüllü çalışmaOhne das Engagement vieler Ehrenamtlicher wäre das Fest nicht möglich.
Birçok gönüllünün katılımı olmasaydı şenlik mümkün olmazdı.
27entgegenaksine, karşınEntgegen allen Erwartungen hat unsere Mannschaft das Spiel gewonnen.
Tüm beklentilerin aksine takımımız maçı kazandı.
28es sei dennmeğer ki, -mediği süreceWir treffen uns morgen im Park, es sei denn, es regnet.
Yağmur yağmadığı sürece yarın parkta buluşuyoruz.
29fernerayrıca, bundan başkaFerner möchte ich darauf hinweisen, dass die Kosten gestiegen sind.
Ayrıca maliyetlerin arttığını belirtmek isterim.
30die Förderungdestek, teşvikOhne staatliche Förderung könnten viele Theater nicht überleben.
Devlet desteği olmasaydı birçok tiyatro ayakta kalamazdı.
31gefragtaranan, rağbet görenIT-Spezialisten sind auf dem Arbeitsmarkt derzeit sehr gefragt.
Bilişim uzmanları şu anda iş piyasasında çok aranıyor.
32gelassensakin, soğukkanlıTrotz des Zeitdrucks blieb der Chef ganz gelassen.
Zaman baskısına rağmen patron gayet sakin kaldı.
33gemäßuyarınca, -e göreGemäß der Hausordnung ist Rauchen im Treppenhaus verboten.
Bina yönetmeliği uyarınca merdiven boşluğunda sigara içmek yasaktır.
34generellgenel olarakGenerell sollte man im Internet vorsichtig mit persönlichen Daten umgehen.
Genel olarak internette kişisel verilere karşı dikkatli olmak gerekir.
35die GerechtigkeitadaletViele Menschen haben das Gefühl, dass es an sozialer Gerechtigkeit fehlt.
Birçok insan sosyal adaletin eksik olduğunu hissediyor.
36gestaltentasarlamak, düzenlemek, şekillendirmekDie Schüler durften ihr Klassenzimmer nach eigenen Ideen gestalten.
Öğrenciler sınıflarını kendi fikirlerine göre düzenleyebildi.
37grundsätzlichtemelde, prensip olarakGrundsätzlich bin ich mit dem Plan einverstanden, aber ich habe noch Fragen.
Prensip olarak plana katılıyorum ama hâlâ sorularım var.
38die Hafthapis, tutuklulukNach fünf Jahren Haft wurde er vorzeitig entlassen.
Beş yıl hapisten sonra erken tahliye edildi.
39die Haltungtutum, duruşIn dieser Frage hat die Partei eine klare Haltung eingenommen.
Parti bu konuda net bir tutum takındı.
40der HandelticaretDer internationale Handel ist durch neue Zölle erschwert worden.
Uluslararası ticaret yeni gümrük vergileriyle zorlaştı.
41die Handlungolay örgüsü, eylemDie Handlung des Films ist leider sehr vorhersehbar.
Filmin olay örgüsü maalesef çok tahmin edilebilir.
42hingegenbuna karşın, oysaMein Bruder liebt Sport, ich hingegen lese lieber Bücher.
Kardeşim sporu çok sever, bense daha çok kitap okumayı tercih ederim.
43hinsichtlichbakımından, açısındanHinsichtlich der Qualität gibt es keine Unterschiede zwischen den Produkten.
Kalite açısından ürünler arasında hiçbir fark yok.
44in Anspruch nehmenyararlanmak, (zaman) almakViele Familien nehmen die kostenlose Beratung in Anspruch.
Birçok aile ücretsiz danışmanlık hizmetinden yararlanıyor.
45in erster Linieöncelikle, her şeyden önceEs geht in erster Linie um die Sicherheit der Kinder.
Mesele her şeyden önce çocukların güvenliği.
46in Kauf nehmengöze almak, katlanmakFür den besseren Job nimmt sie einen längeren Arbeitsweg in Kauf.
Daha iyi bir iş için işe gidiş yolunun daha uzun olmasını göze alıyor.
47je nachdem-e göre, duruma bağlı olarakJe nachdem, wie das Wetter wird, fahren wir ans Meer oder bleiben zu Hause.
Havanın nasıl olacağına bağlı olarak ya denize gideceğiz ya da evde kalacağız.
48die KoalitionkoalisyonDie Koalition ist nach monatelangem Streit zerbrochen.
Koalisyon aylarca süren anlaşmazlıktan sonra dağıldı.
49die Kooperationiş birliğiDie Kooperation zwischen Hochschule und Industrie soll ausgebaut werden.
Üniversite ile sanayi arasındaki iş birliği genişletilecek.
50mehrfachbirçok kezDer Sportler wurde mehrfach für seine Leistungen ausgezeichnet.
Sporcu başarılarından dolayı birçok kez ödüllendirildi.
#AlmancaTürkçeÖrnek cümle
51möglicherweisebelki, olasılıklaMöglicherweise wird die Veranstaltung wegen des Wetters abgesagt.
Etkinlik hava nedeniyle iptal edilebilir.
52nach wie vorhâlâ, eskisi gibiDas Problem mit der Heizung ist nach wie vor ungelöst.
Kalorifer sorunu hâlâ çözülmüş değil.
53die NachfragetalepDie Nachfrage nach Elektroautos übertrifft derzeit das Angebot.
Elektrikli otomobillere olan talep şu anda arzı aşıyor.
54nahezuneredeyse, hemen hemenNahezu alle Teilnehmer haben die Prüfung beim ersten Versuch bestanden.
Katılımcıların neredeyse hepsi sınavı ilk denemede geçti.
55nicht zuletztözellikle de, son olarak ama önemli olarakDer Erfolg ist nicht zuletzt dem Engagement der Mitarbeiter zu verdanken.
Başarı, özellikle de çalışanların özverisi sayesinde elde edildi.
56die Öffentlichkeitkamuoyu, halkDie Öffentlichkeit wurde erst spät über die Gefahr informiert.
Kamuoyu tehlike hakkında ancak geç bilgilendirildi.
57ohnehinzatenDu musst dich nicht beeilen, der Bus hat ohnehin Verspätung.
Acele etmene gerek yok, otobüs zaten gecikmeli.
58die OppositionmuhalefetDie Opposition kritisierte den Gesetzentwurf als unausgewogen.
Muhalefet yasa tasarısını dengesiz olarak eleştirdi.
59die PlattformplatformDie Plattform wurde wegen Hassbotschaften scharf kritisiert.
Platform nefret mesajları nedeniyle sert şekilde eleştirildi.
60profitieren (von)yararlanmak, kâr sağlamakVon der neuen Regelung profitieren vor allem junge Familien.
Yeni düzenlemeden özellikle genç aileler yararlanıyor.
61der Prozessdava, süreçDer Prozess gegen die Betrüger dauerte fast ein Jahr.
Dolandırıcılara karşı açılan dava neredeyse bir yıl sürdü.
62die QuellekaynakSeriöse Journalisten müssen ihre Quellen vor der Veröffentlichung sorgfältig überprüfen.
Ciddi gazeteciler kaynaklarını yayımlamadan önce dikkatle kontrol etmelidir.
63der RassismusırkçılıkViele Migranten berichten, dass sie im Alltag regelmäßig Rassismus erleben.
Birçok göçmen gündelik hayatta düzenli olarak ırkçılığa maruz kaldığını anlatıyor.
64die Schuldsuçluluk, kabahatNach dem Unfall quälte ihn lange ein Gefühl der Schuld.
Kazadan sonra uzun süre bir suçluluk duygusu ona eziyet etti.
65sich ergeben (aus)ortaya çıkmak, -den kaynaklanmakAus dem Gespräch ergaben sich einige neue Fragen.
Görüşmeden bazı yeni sorular ortaya çıktı.
66sofern-dığı takdirde, eğerSofern das Wetter mitspielt, findet das Fest im Garten statt.
Hava elverdiği takdirde şenlik bahçede yapılacak.
67somitböylece, dolayısıylaSie hat alle Prüfungen bestanden und somit ihr Studium abgeschlossen.
Tüm sınavları geçti ve böylece üniversite eğitimini tamamladı.
68soweit-dığı kadarıylaSoweit ich weiß, ist das Büro heute wegen eines Feiertags geschlossen.
Bildiğim kadarıyla ofis bugün bir tatil nedeniyle kapalı.
69der Standortkonum, üretim yeriDer Konzern will den Standort trotz hoher Kosten erhalten.
Holding yüksek maliyetlere rağmen üretim yerini korumak istiyor.
70Stellung nehmen (zu)görüş bildirmek, tavır almakBitte nehmen Sie in Ihrem Text Stellung zu dieser Frage.
Lütfen metninizde bu soruya ilişkin görüşünüzü belirtin.
71stetsher zaman, daimaUnser Personal ist stets bemüht, Ihnen schnell zu helfen.
Personelimiz size hızlıca yardımcı olmak için daima çaba gösteriyor.
72der Täterfail, suçluDer Täter konnte kurz nach der Tat festgenommen werden.
Fail olaydan kısa süre sonra yakalandı.
73übertragenaktarmak, yayınlamak, devretmekDas Fußballspiel wird heute Abend live im Fernsehen übertragen.
Futbol maçı bu akşam televizyonda canlı yayınlanıyor.
74überwiegendbüyük ölçüde, çoğunluklaDie Reaktionen auf den Vorschlag waren überwiegend positiv.
Öneriye verilen tepkiler büyük ölçüde olumluydu.
75das Urteilkarar, hükümGegen das Urteil will die Verteidigung Berufung einlegen.
Savunma karara itiraz etmek istiyor.
76die Verbreitungyayılma, yaygınlıkDie Verbreitung des Virus konnte nur langsam eingedämmt werden.
Virüsün yayılması ancak yavaş yavaş kontrol altına alınabildi.
77der VerdachtşüpheDer Mann steht im Verdacht, mehrere Einbrüche begangen zu haben.
Adamın birkaç hırsızlık yaptığından şüpheleniliyor.
78das Verfahrenyöntem, süreç, davaDas neue Verfahren senkt den Energieverbrauch um ein Drittel.
Yeni yöntem enerji tüketimini üçte bir oranında azaltıyor.
79die VerfassunganayasaDie Meinungsfreiheit ist in der Verfassung garantiert.
İfade özgürlüğü anayasada güvence altındadır.
80die Veröffentlichungyayın, yayımlamaDie Veröffentlichung der Studie löste eine heftige Debatte aus.
Araştırmanın yayımlanması hararetli bir tartışma başlattı.
81vielmehrdaha doğrusu, aksineEs geht nicht um Geld, vielmehr geht es um Anerkennung.
Mesele para değil, daha çok takdir görmek.
82vor diesem Hintergrundbu bağlamda, bu çerçevedeVor diesem Hintergrund ist die Entscheidung der Firma verständlich.
Bu bağlamda firmanın kararı anlaşılabilir.
83der Vorstandyönetim kuruluDer Vorstand trat nach dem Skandal geschlossen zurück.
Yönetim kurulu skandalın ardından topluca istifa etti.
84der Wahlkampfseçim kampanyasıIm Wahlkampf stand vor allem die Migrationspolitik im Mittelpunkt.
Seçim kampanyasında özellikle göç politikası ön plandaydı.
85weitgehendbüyük ölçüdeDie Bauarbeiten an der neuen Brücke sind inzwischen weitgehend abgeschlossen.
Yeni köprüdeki inşaat çalışmaları artık büyük ölçüde tamamlandı.
86weltweitdünya çapındaWeltweit leiden noch immer Millionen Menschen an Hunger und Armut.
Dünya genelinde hâlâ milyonlarca insan açlık ve yoksulluk çekiyor.
87Wert legen (auf)önem vermekUnser Unternehmen legt großen Wert auf die Zufriedenheit seiner Kunden.
Şirketimiz müşterilerinin memnuniyetine büyük önem veriyor.
88der Widerstanddireniş, karşı koymaGegen die Pläne regt sich in der Bevölkerung zunehmend Widerstand.
Planlara karşı halk arasında giderek artan bir direniş oluşuyor.
89wiederholtdefalarca, tekrar tekrarWir haben den Vermieter wiederholt auf den Schaden hingewiesen.
Ev sahibinin dikkatini defalarca hasara çektik.
90die Würdeonur, haysiyetIm Grundgesetz heißt es, dass die Würde des Menschen unantastbar ist.
Anayasa'da insan onurunun dokunulmaz olduğu yazar.
91das ZitatalıntıJedes Zitat muss in der Arbeit korrekt belegt werden.
Çalışmadaki her alıntının kaynağı doğru şekilde gösterilmelidir.
92zudemayrıca, üstelikDie Wohnung ist zu klein und zudem sehr teuer.
Daire çok küçük ve üstelik çok pahalı.
93zufolge-e göreEiner aktuellen Studie zufolge schlafen Jugendliche zu wenig.
Güncel bir araştırmaya göre gençler çok az uyuyor.
94zum Ausdruck bringendile getirmek, ifade etmekIn ihrer Rede brachte sie ihre Dankbarkeit zum Ausdruck.
Konuşmasında minnettarlığını dile getirdi.
95zumalhele ki, özellikle deIch komme heute nicht mit, zumal ich noch viel arbeiten muss.
Bugün sizinle gelmiyorum, hele ki daha yapacak çok işim var.
96zunehmendgiderek, gitgideJunge Menschen informieren sich zunehmend über soziale Medien.
Gençler giderek daha fazla sosyal medya üzerinden bilgi ediniyor.
97zur Sprache bringengündeme getirmekIch werde das Problem in der nächsten Sitzung zur Sprache bringen.
Sorunu bir sonraki toplantıda gündeme getireceğim.
98zur Verfügung stellenhizmete sunmak, sağlamakDie Firma stellt allen Mitarbeitern einen Laptop zur Verfügung.
Şirket tüm çalışanlarına bir dizüstü bilgisayar sağlıyor.
99der Zusammenhangbağlam, ilişkiZwischen Stress und Krankheit besteht ein enger Zusammenhang.
Stres ile hastalık arasında yakın bir ilişki var.
100zwar … abergerçi ... ama, ... olsa daDie Wohnung ist zwar klein, aber sehr gemütlich und hell.
Daire gerçi küçük ama çok rahat ve aydınlık.

Diğer seviyeler

Bu, Almanca listelerinin en üst seviyesi. Eksik kaldığın yerleri tamamlamak için: Almanca A1, Almanca A2, Almanca B1. Hepsi bir arada: Almanca kelimeler.

Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen Almanca kelime oyunları sayfasına bak.

İsimlerin artikelleri ayrı bir konu: der, die, das kuralları ve tam isim listesi.

Okuma pratiği: B2 seviyesindeki kısa hikâyeler ve Türkçe çevirileri için Almanca Hikâyeler sayfasına bak.

Almanca B2 kelimeleriyle çalışmaya başla

Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. Almanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Uygulamada çalış