Ana Sayfa›İspanyolca Kelimeler›İspanyolca B2 Kelime Listesi
İspanyolca

İspanyolca B2 Kelime Listesi

İleri orta seviyesindeki 940 İspanyolca kelimenin en sık kullanılan 100'ü; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 kelimeB2 · İleri ortaörnek cümleli

İspanyolca B2 seviyesi (İleri orta), soyut konular ve uzun metinler: bir görüşü savunmak, artıları ve eksileri tartmak, iş yazışması yapmak. Bu seviyedeki kelimeler akıcı ve doğru ifade etmenin anahtarı.

Bu sayfada İspanyolca B2 seviyesindeki 940 kelimeden en sık kullanılan 100'ü var. Her kelimenin yanında Türkçe karşılığı ve kelimenin geçtiği bir örnek cümle duruyor. Kalan 840 kelime, aynı düzende renkli PDF setinde ve uygulamada.

İsimler artikeliyle (el, la) veriliyor. Sıfatlar ismin cinsiyetine uyduğu için artikeli kelimeyle birlikte öğrenmek işini kolaylaştırır.

Bu liste nasıl çalışılır? Bu 100 kelimeyi tek oturumda okumak yerine birkaç güne böl. Uygulamada İspanyolca havuzunu seçip planını B2 seviyesinden başlatırsan kelimeler günde 10–30'luk parçalar hâlinde, aralıklı tekrarla önüne gelir. Unuttukların tekrar karşına çıkar.

Önce uygulamayı denemek istersen

Bu seviyenin 940 kelimesinin hepsi uygulamada var; kelime kartları, günlük görev ve dokuz oyunla çalışabilirsin. İspanyolca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

İspanyolca havuzunu aç

En sık kullanılan 100 kelime 100 / 940 kelime

#İspanyolcaTürkçeÖrnek cümle
1a base deile, sayesinde, -den yapılmışAprobó el examen a base de estudiar muchas horas cada día.
Her gün saatlerce çalışarak sınavı geçti.
2a costa depahasına, sırtındanConsiguió el ascenso a costa de su vida personal.
Terfiyi özel hayatı pahasına elde etti.
3a efectos deamacıyla, bakımındanA efectos fiscales, este dinero se considera un ingreso.
Vergi bakımından bu para bir gelir olarak kabul edilir.
4a fin de cuentassonuç olarak, nihayetindeA fin de cuentas, lo importante es que todos estamos bien.
Nihayetinde önemli olan hepimizin iyi olması.
5a fin de que-mesi için, -sin diyeHablaré despacio a fin de que todos me entiendan.
Herkes beni anlasın diye yavaş konuşacağım.
6a juicio de-e göre, -in kanaatinceA juicio de los expertos, la medida llega demasiado tarde.
Uzmanlara göre önlem çok geç geliyor.
7a la largauzun vadede, eninde sonundaInvertir en formación siempre resulta rentable a la larga.
Eğitime yatırım yapmak uzun vadede her zaman kârlı olur.
8a la paraynı anda, eşit şekildeLa tecnología avanza a la par que las necesidades de la sociedad.
Teknoloji toplumun ihtiyaçlarıyla aynı hızda ilerliyor.
9a menos que-medikçe, -mediği takdirdeNo lo sabrás a menos que se lo preguntes directamente.
Ona doğrudan sormadıkça bunu öğrenemezsin.
10a mi juiciobence, kanaatimceA mi juicio, la propuesta tiene más ventajas que inconvenientes.
Kanaatimce önerinin dezavantajlarından çok avantajı var.
11a mi modo de verbenim görüşüme göreA mi modo de ver, el problema es la falta de comunicación.
Benim görüşüme göre sorun iletişim eksikliği.
12a su vezkendi payına, bu da, aynı zamandaLa crisis provocó despidos, que a su vez redujeron el consumo.
Kriz işten çıkarmalara yol açtı, bu da tüketimi azalttı.
13a toda costane pahasına olursa olsunEl equipo quiere evitar el descenso a toda costa.
Takım ne pahasına olursa olsun küme düşmeyi önlemek istiyor.
14acasoyoksa, belki¿Acaso crees que no me he dado cuenta de lo que pasa?
Yoksa neler olduğunu fark etmediğimi mi sanıyorsun?
15la administración públicakamu yönetimiLa administración pública está modernizando sus servicios digitales.
Kamu yönetimi dijital hizmetlerini modernleştiriyor.
16ahora bienancak, bununla birliktePuedes salir esta noche; ahora bien, vuelve antes de las doce.
Bu akşam dışarı çıkabilirsin; ancak saat on ikiden önce dön.
17al fin y al cabosonuçta, ne de olsaNo te enfades con él; al fin y al cabo, es tu hermano.
Ona kızma; ne de olsa o senin kardeşin.
18el alcancekapsam, erişimTodavía no conocemos el alcance real de los daños.
Hasarın gerçek boyutunu henüz bilmiyoruz.
19el asesinatocinayet, suikastLa policía todavía no ha resuelto el asesinato del empresario.
Polis iş insanının öldürülmesini hâlâ çözemedi.
20así puesböylece, bu durumdaTodos estamos de acuerdo; así pues, podemos empezar.
Hepimiz hemfikiriz; bu durumda başlayabiliriz.
21asimismoaynı şekilde, ayrıcaEl alcalde inauguró el parque; asimismo, anunció nuevas zonas verdes.
Belediye başkanı parkı açtı; ayrıca yeni yeşil alanlar yapılacağını duyurdu.
22aun cuando-se bile, -diği haldeAun cuando lo sepa, no te lo dirá nunca.
Bilse bile sana asla söylemeyecek.
23la calidad de vidayaşam kalitesiMuchas personas se mudan al campo buscando mejor calidad de vida.
Birçok kişi daha iyi bir yaşam kalitesi arayarak kırsala taşınıyor.
24la clase mediaorta sınıfLa crisis golpeó especialmente a la clase media.
Kriz özellikle orta sınıfı vurdu.
25la colaboraciónişbirliği, katkıEl estudio se realizó en colaboración con varias universidades.
Çalışma birkaç üniversiteyle işbirliği içinde gerçekleştirildi.
26como mínimoen az, asgariPara este puesto se requieren como mínimo tres años de experiencia.
Bu pozisyon için en az üç yıllık deneyim gerekiyor.
27como si-mış gibiMe habló como si no me conociera de nada.
Benimle beni hiç tanımıyormuş gibi konuştu.
28con el fin deamacıyla, içinSe reunieron con el fin de buscar una solución al conflicto.
Çatışmaya bir çözüm bulmak amacıyla bir araya geldiler.
29con motivo devesilesiyle, nedeniyleCon motivo del aniversario, el museo abrirá gratis el domingo.
Yıl dönümü vesilesiyle müze pazar günü ücretsiz açık olacak.
30con todoyine de, her şeye rağmenEl viaje fue agotador; con todo, mereció la pena.
Yolculuk yorucuydu; yine de buna değdi.
31la concienciabilinç, vicdanCada vez hay más conciencia sobre la importancia de cuidar el planeta.
Gezegeni korumanın önemi konusunda giderek daha fazla bilinç var.
32el congresokongre, meclisMás de mil investigadores asistieron al congreso internacional.
Uluslararası kongreye binden fazla araştırmacı katıldı.
33el conocimientobilgi, bilinçEl acceso al conocimiento debería ser un derecho universal.
Bilgiye erişim evrensel bir hak olmalı.
34la constituciónanayasa, yapıLa Constitución española fue aprobada en referéndum en 1978.
İspanya Anayasası 1978'de referandumla kabul edildi.
35el contenidoiçerikLas redes sociales deberían controlar mejor el contenido que publican sus usuarios.
Sosyal medya kullanıcılarının yayımladığı içeriği daha iyi denetlemeli.
36el contextobağlamPara entender la obra hay que conocer su contexto histórico.
Eseri anlamak için tarihsel bağlamını bilmek gerekir.
37la corrienteakım, akıntıEl surrealismo fue una corriente artística muy influyente.
Gerçeküstücülük çok etkili bir sanat akımıydı.
38la culpasuçluluk duygusu, kabahatSintió culpa por no haber llamado a su madre ese día.
O gün annesini aramadığı için suçluluk duydu.
39de ahí quebu yüzden, bundan dolayıTrabaja demasiado; de ahí que siempre esté tan cansado.
Çok fazla çalışıyor; bu yüzden hep bu kadar yorgun.
40de buenas a primerasbirdenbire, hiç yoktanDe buenas a primeras, decidió dejar su trabajo y viajar por el mundo.
Birdenbire işini bırakıp dünyayı gezmeye karar verdi.
41de cara a-e yönelik, -e hazırlık olarakEstamos preparando la oficina de cara a la visita del cliente.
Müşterinin ziyareti için ofisi hazırlıyoruz.
42de golpebirdenbire, bir andaLas luces se apagaron de golpe en mitad del concierto.
Konserin ortasında ışıklar birdenbire söndü.
43de llenotamamen, bütünüyleTras jubilarse, se dedicó de lleno a la pintura.
Emekli olduktan sonra kendini tamamen resme adadı.
44dicho sea de pasobu arada, laf aramızdaAyer vi a Laura, que, dicho sea de paso, está muy cambiada.
Dün Laura'yı gördüm, bu arada kendisi çok değişmiş.
45la disposición(birinin) emrinde olma, hüküm (yasa maddesi), yatkınlıkEstoy a tu disposición para cualquier cosa que necesites.
İhtiyacın olan her şey için emrindeyim.
46la distribucióndağıtım, dağılımLa distribución de la riqueza es cada vez más desigual.
Servet dağılımı giderek daha eşitsiz hâle geliyor.
47el editorialbaşyazıEl editorial de hoy critica duramente la política de vivienda.
Bugünkü başyazı konut politikasını sert bir dille eleştiriyor.
48en adelantebundan böyle, bundan sonraDe ahora en adelante, las reuniones serán los lunes por la mañana.
Bundan böyle toplantılar pazartesi sabahları yapılacak.
49en calidad desıfatıyla, olarakAsistió a la reunión en calidad de observador.
Toplantıya gözlemci sıfatıyla katıldı.
50en cierto modobir bakıma, bir ölçüdeEn cierto modo, entiendo por qué tomó esa decisión.
Bir bakıma o kararı neden aldığını anlıyorum.
#İspanyolcaTürkçeÖrnek cümle
51en efectogerçekten de, nitekimDijeron que iba a llover y, en efecto, llovió toda la tarde.
Yağmur yağacağını söylemişlerdi ve gerçekten de bütün öğleden sonra yağdı.
52en el fondoaslında, özündeParece muy serio, pero en el fondo es una persona muy tierna.
Çok ciddi görünüyor ama özünde çok şefkatli biri.
53en función de-e bağlı olarak, -e göreEl precio del billete varía en función de la temporada.
Bilet fiyatı sezona göre değişiyor.
54en todo casoher halükârda, en azındanNo sé si podré ir; en todo caso, te aviso mañana.
Gelebilir miyim bilmiyorum; her halükârda yarın sana haber veririm.
55en torno aetrafında, yaklaşık, hakkındaEl debate giró en torno a la educación pública.
Tartışma devlet eğitimi etrafında döndü.
56en vista de que-diğine göre, -diği göz önüne alınırsaEn vista de que nadie se ofrece, lo haré yo mismo.
Kimse gönüllü olmadığına göre bunu ben kendim yapacağım.
57es máshatta, üstelikNo me apetece salir; es más, estoy pensando en acostarme ya.
Dışarı çıkmak içimden gelmiyor; hatta şimdiden yatmayı düşünüyorum.
58la esperanza de vidaortalama yaşam süresiEspaña tiene una de las esperanzas de vida más altas del mundo.
İspanya dünyanın en yüksek ortalama yaşam sürelerinden birine sahip.
59esto esyani, başka bir deyişleEl plazo termina a fin de mes, esto es, el día treinta.
Süre ay sonunda, yani ayın otuzunda bitiyor.
60la evidenciakanıt, açıklıkNo hay evidencia científica de que ese remedio sea eficaz.
O ilacın etkili olduğuna dair bilimsel bir kanıt yok.
61la formación profesionalmesleki eğitimCada vez más jóvenes eligen la formación profesional tras el bachillerato.
Giderek daha fazla genç liseden sonra mesleki eğitimi seçiyor.
62la fuentekaynak, çeşmeEl periodista se negó a revelar la identidad de su fuente.
Gazeteci kaynağının kimliğini açıklamayı reddetti.
63la gestiónyönetim, işlemUna buena gestión del tiempo reduce el estrés laboral.
İyi bir zaman yönetimi iş stresini azaltır.
64hasta cierto puntobir noktaya kadar, belli ölçüdeTienes razón hasta cierto punto, pero no del todo.
Bir noktaya kadar haklısın ama tamamen değil.
65hoy por hoyşu an için, günümüzdeHoy por hoy, no tenemos intención de vender la empresa.
Şu an için şirketi satma niyetimiz yok.
66la libertad de expresiónifade özgürlüğüLa libertad de expresión es un pilar fundamental de la democracia.
İfade özgürlüğü demokrasinin temel direklerinden biridir.
67la lista de esperabekleme listesiLleva seis meses en lista de espera para operarse de la rodilla.
Diz ameliyatı için altı aydır bekleme listesinde.
68la mano de obraiş gücüFalta mano de obra cualificada en el sector tecnológico.
Teknoloji sektöründe nitelikli iş gücü eksikliği var.
69el marcoçerçeveEl acuerdo se firmó en el marco de la cumbre europea.
Anlaşma Avrupa zirvesi çerçevesinde imzalandı.
70más biendaha çok, aksineNo es que sea antipático, más bien es muy tímido.
Soğuk biri olduğundan değil, daha ziyade çok utangaç.
71la medidaönlem, ölçüEl Gobierno adoptará nuevas medidas para abaratar la vivienda.
Hükümet konutu ucuzlatmak için yeni önlemler alacak.
72mejor dichodaha doğrusuLlegaré el lunes, mejor dicho, el martes por la mañana.
Pazartesi, daha doğrusu salı sabahı varacağım.
73el movimientohareket, akımEl movimiento feminista organizó grandes manifestaciones el 8 de marzo.
Feminist hareket 8 Mart'ta büyük gösteriler düzenledi.
74la muestraörnek, numuneTomaron una muestra de sangre para analizarla en el laboratorio.
Laboratuvarda incelemek için bir kan örneği aldılar.
75objetivonesnel, tarafsızEs difícil ser objetivo cuando se trata de tu propia familia.
Söz konusu kendi ailen olunca nesnel olmak zordur.
76la oposiciónmuhalefet, karşı çıkmaLa oposición acusó al Gobierno de ocultar información sobre la crisis.
Muhalefet hükümeti kriz hakkında bilgi saklamakla suçladı.
77el permiso de trabajoçalışma izniSin permiso de trabajo no podía firmar ningún contrato.
Çalışma izni olmadan hiçbir sözleşme imzalayamıyordu.
78la plataformaplatformLas plataformas de streaming han cambiado nuestros hábitos de consumo.
Dijital yayın platformları tüketim alışkanlıklarımızı değiştirdi.
79el poder judicialyargı erkiLa independencia del poder judicial es esencial en un Estado de derecho.
Yargının bağımsızlığı bir hukuk devletinde vazgeçilmezdir.
80por lo vistogörünüşe göre, anlaşılanPor lo visto, el concierto se ha cancelado por el mal tiempo.
Görünüşe göre konser kötü hava nedeniyle iptal edilmiş.
81por más quene kadar -se dePor más que lo intento, no consigo recordar su nombre.
Ne kadar uğraşsam da adını hatırlayamıyorum.
82por mucho quene kadar -se dePor mucho que insistas, no voy a cambiar de opinión.
Ne kadar ısrar etsen de fikrimi değiştirmeyeceğim.
83la prisiónhapishane, hapis cezasıFue condenado a cinco años de prisión por blanqueo de capitales.
Kara para aklamaktan beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.
84el programa electoralseçim programıEsa promesa no aparecía en su programa electoral.
O vaat seçim programında yer almıyordu.
85la referenciareferans, atıfEn su artículo hay numerosas referencias a autores clásicos.
Makalesinde klasik yazarlara çok sayıda atıf var.
86el régimenrejim, düzenEl régimen autoritario reprimió duramente a los opositores.
Otoriter rejim muhalifleri sert bir şekilde bastırdı.
87sea como seane olursa olsun, her halükârdaSea como sea, tenemos que terminar el trabajo hoy.
Ne olursa olsun işi bugün bitirmemiz gerekiyor.
88si bienher ne kadar, gerçiSi bien el hotel era caro, el servicio fue excelente.
Otel her ne kadar pahalı olsa da hizmet mükemmeldi.
89siempre y cuando-mek şartıyla, yeter kiTe dejo el libro siempre y cuando lo cuides bien.
Ona iyi bakman şartıyla kitabı sana veriyorum.
90el supuestovarsayım, durumEn el supuesto de que no llegues a tiempo, avísanos.
Zamanında yetişemeyecek olursan bize haber ver.
91la tasaoran, harçLa tasa de abandono escolar ha disminuido ligeramente este año.
Okulu bırakma oranı bu yıl hafifçe düştü.
92la tendenciaeğilim, trendExiste una tendencia creciente a comprar productos de proximidad.
Yerel ürünler satın almaya yönelik artan bir eğilim var.
93el titularmanşet, başlıkMuchos lectores solo leen el titular y no la noticia completa.
Birçok okur haberin tamamını değil, sadece başlığını okuyor.
94tras-den sonra, arkasındaTras varios meses de negociaciones, llegaron a un acuerdo.
Aylarca süren müzakerelerden sonra bir anlaşmaya vardılar.
95la trata de personasinsan ticaretiLa policía desarticuló una red dedicada a la trata de personas.
Polis insan ticareti yapan bir şebekeyi çökertti.
96el tratadoantlaşmaEl tratado de paz puso fin a décadas de enfrentamientos.
Barış antlaşması onlarca yıllık çatışmalara son verdi.
97una vez que-dikten sonra, -inceUna vez que termines el formulario, entrégalo en recepción.
Formu doldurduktan sonra resepsiyona teslim et.
98la violencia de génerokadına yönelik şiddetSe han reforzado las medidas de protección contra la violencia de género.
Kadına yönelik şiddete karşı koruma önlemleri güçlendirildi.
99la voluntadirade, istekSe fue del país en contra de su voluntad.
Ülkeden kendi isteği dışında ayrıldı.
100ya seaister ... ister, ya ... yaPuedes pagar como prefieras, ya sea en efectivo o con tarjeta.
İster nakit ister kartla, nasıl istersen ödeyebilirsin.

Diğer seviyeler

Bu, İspanyolca listelerinin en üst seviyesi. Eksik kaldığın yerleri tamamlamak için: İspanyolca A1, İspanyolca A2, İspanyolca B1. Hepsi bir arada: İspanyolca kelimeler.

Bu kelimeleri oyunlarla ve kelime kartlarıyla çalışmak istersen İspanyolca kelime oyunları sayfasına bak.

Okuma pratiği: B2 seviyesindeki kısa hikâyeler ve Türkçe çevirileri için İspanyolca Hikâyeler sayfasına bak.

İspanyolca B2 kelimeleriyle çalışmaya başla

Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun bu kelimelerle çalışıyor. İspanyolca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.

Uygulamada çalış