Goethe B1 Kelimeleri
Goethe-Zertifikat B1 sınavının konularına göre gruplanmış 100 Almanca kelime; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
Goethe-Zertifikat B1, Almancayı günlük hayatta ve işte kendi başına kullanabildiğini belgeleyen sınav. Almanya'da iş ve meslek eğitimi başvurularında, oturum ve vatandaşlık işlemlerinde en sık istenen seviye B1.
Bu sayfadaki kelimeler sıklığa göre değil, sınavda işine yarayacakları yere göre seçildi: görüşünü savunurken, sunum yaparken, resmî bir e-posta yazarken ya da radyodaki bir tartışmayı dinlerken. Her grubun başında o kelimelerin hangi modülde karşına çıkacağı yazıyor.
Sınav nasıl bir şey?
Sınav dört modülden oluşuyor. Yazılı modüller toplam yaklaşık 165 dakika sürüyor; konuşma modülü genelde iki adayla birlikte yapılıyor.
Her modül 100 puan üzerinden değerlendiriliyor; bir modülü geçmek için en az 60 puan gerekiyor. Konuşma modülünden önce 15 dakikalık hazırlık süresi var.
Sınav konularına göre 100 kelime
Her konuda en çok işine yarayacak kelimeler var. Konuları sırayla çalışabilirsin; sınavdan önceki haftalarda günde bir iki konu iyi bir tempo.
Görüş bildirmek Sprechen · Schreiben
Konuşmanın son bölümünde ve forum yazısında görüşünü söyleyip gerekçelendirmen bekleniyor. Bu kelimeler cümleni kurmanın iskeleti.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | die Ansicht | görüş, kanaat | Ich bin der Ansicht, dass Kinder früh eine Fremdsprache lernen sollten. Çocukların erken yaşta yabancı dil öğrenmesi gerektiği görüşündeyim. |
| 2 | der Standpunkt | bakış açısı, görüş | Kannst du deinen Standpunkt bitte genauer erklären? Görüşünü lütfen daha ayrıntılı açıklar mısın? |
| 3 | das Argument | argüman, gerekçe | Das ist ein gutes Argument, aber ich sehe das anders. Bu iyi bir argüman ama ben farklı düşünüyorum. |
| 4 | der Vorschlag | öneri | Hast du einen besseren Vorschlag für das Wochenende? Hafta sonu için daha iyi bir önerin var mı? |
| 5 | der Kompromiss | uzlaşma, orta yol | Nach langer Diskussion haben wir einen Kompromiss gefunden. Uzun bir tartışmadan sonra bir orta yol bulduk. |
| 6 | behaupten | iddia etmek | Er behauptet, dass er den Brief nie bekommen hat. Mektubu hiç almadığını iddia ediyor. |
| 7 | begründen | gerekçelendirmek | Können Sie Ihre Meinung bitte kurz begründen? Görüşünüzü lütfen kısaca gerekçelendirebilir misiniz? |
| 8 | zustimmen | onaylamak, katılmak | Die Mehrheit hat dem Vorschlag zugestimmt. Çoğunluk öneriyi onayladı. |
| 9 | widersprechen | itiraz etmek, karşı çıkmak | Ich muss dir in diesem Punkt widersprechen. Bu konuda sana itiraz etmek zorundayım. |
| 10 | überzeugen | ikna etmek | Seine Argumente haben mich nicht überzeugt. Onun argümanları beni ikna etmedi. |
| 11 | einerseits | bir yandan | Einerseits mag ich meinen Job, andererseits verdiene ich zu wenig. Bir yandan işimi seviyorum, diğer yandan çok az kazanıyorum. |
| 12 | andererseits | öte yandan | Ich möchte gern reisen, andererseits habe ich kaum Geld. Seyahat etmeyi çok isterim, öte yandan neredeyse hiç param yok. |
Sunum yapmak Sprechen · 2. bölüm
İkinci bölümde bir konuyu birkaç adımda sunuyorsun: konuyu tanıt, deneyimini anlat, artılarını ve eksilerini say, toparla.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 13 | der Vortrag | konferans, konuşma, sunum | Der Vortrag über Gesundheit war sehr interessant. Sağlık hakkındaki konferans çok ilginçti. |
| 14 | die Folge | sonuç, bölüm | Die Folgen des Klimawandels sind schon heute sichtbar. İklim değişikliğinin sonuçları bugünden görülüyor. |
| 15 | die Ursache | neden, sebep | Die Polizei sucht noch nach der Ursache des Unfalls. Polis hâlâ kazanın nedenini araştırıyor. |
| 16 | die Stärke | güçlü yön, güç | Geduld ist eine meiner größten Stärken. Sabır en güçlü yönlerimden biridir. |
| 17 | die Schwäche | zayıf yön, zayıflık | Im Vorstellungsgespräch fragte man mich nach meinen Schwächen. İş görüşmesinde bana zayıf yönlerimi sordular. |
| 18 | erwähnen | bahsetmek, söz etmek | Hat er erwähnt, wann er zurückkommt? Ne zaman döneceğinden bahsetti mi? |
| 19 | betonen | vurgulamak | Der Minister betonte, wie wichtig gute Bildung ist. Bakan iyi eğitimin ne kadar önemli olduğunu vurguladı. |
| 20 | zusammenfassen | özetlemek | Fassen Sie den Text bitte in drei Sätzen zusammen. Lütfen metni üç cümlede özetleyin. |
| 21 | erstens | birincisi, ilk olarak | Erstens ist die Wohnung zu teuer und zweitens zu weit weg. Birincisi daire çok pahalı, ikincisi de çok uzak. |
| 22 | anschließend | ardından, sonra | Wir essen zuerst und gehen anschließend ins Kino. Önce yemek yiyip ardından sinemaya gidiyoruz. |
| 23 | insgesamt | toplamda, genel olarak | Insgesamt waren über hundert Gäste auf der Hochzeit. Düğünde toplamda yüzden fazla misafir vardı. |
Resmî e-posta Schreiben · 3. görev
Son yazma görevi kısa ve resmî bir e-posta: bir randevuyu iptal etmek, bir şey sormak ya da özür dilemek.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 24 | der Betreff | konu (e-posta) | Vergiss nicht, einen Betreff in die E-Mail zu schreiben. E-postaya bir konu yazmayı unutma. |
| 25 | die Anfrage | talep, bilgi isteme | Vielen Dank für Ihre Anfrage, wir melden uns bald. Talebiniz için çok teşekkürler, yakında size dönüş yapacağız. |
| 26 | die Absage | ret cevabı, iptal | Leider habe ich auf meine Bewerbung eine Absage bekommen. Maalesef başvuruma olumsuz cevap aldım. |
| 27 | die Zusage | olumlu cevap, onay | Endlich kam die Zusage, dass ich die Stelle bekomme. Sonunda işi alacağıma dair olumlu cevap geldi. |
| 28 | die Bestätigung | onay, teyit | Nach der Buchung bekommen Sie eine Bestätigung per E-Mail. Rezervasyondan sonra e-posta ile bir onay alacaksınız. |
| 29 | der Anhang | ek (e-posta eki) | Den Lebenslauf finden Sie im Anhang dieser E-Mail. Özgeçmişi bu e-postanın ekinde bulabilirsiniz. |
| 30 | die Mitteilung | bildiri, duyuru | Wir haben eine schriftliche Mitteilung von der Schule bekommen. Okuldan yazılı bir bildiri aldık. |
| 31 | die Frist | süre, son tarih | Die Frist für die Anmeldung endet am Freitag. Kayıt için son tarih cuma günü sona eriyor. |
| 32 | im Voraus | önceden, şimdiden | Vielen Dank im Voraus für Ihre schnelle Antwort. Hızlı cevabınız için şimdiden çok teşekkürler. |
| 33 | ausrichten | (mesaj) iletmek | Kannst du ihm bitte ausrichten, dass ich später komme? Ona daha geç geleceğimi iletebilir misin? |
| 34 | benachrichtigen | haber vermek, bilgilendirmek | Bitte benachrichtigen Sie uns, wenn sich Ihre Adresse ändert. Adresiniz değişirse lütfen bize haber verin. |
İş ve meslek Lesen · Hören
Okuma ve dinleme metinlerinin en sık konusu: iş sözleşmesi, çalışma saatleri, maaş ve eğitim.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 35 | der Arbeitsvertrag | iş sözleşmesi | Lesen Sie den Arbeitsvertrag genau, bevor Sie ihn unterschreiben. İş sözleşmesini imzalamadan önce dikkatlice okuyun. |
| 36 | die Probezeit | deneme süresi | Während der Probezeit kann einem schneller gekündigt werden. Deneme süresi boyunca insan daha çabuk işten çıkarılabilir. |
| 37 | die Teilzeit | yarı zamanlı çalışma | Seit der Geburt ihres Sohnes arbeitet sie in Teilzeit. Oğlunun doğumundan beri yarı zamanlı çalışıyor. |
| 38 | die Vollzeit | tam zamanlı çalışma | Ich suche eine Stelle in Vollzeit mit festem Gehalt. Sabit maaşlı, tam zamanlı bir iş arıyorum. |
| 39 | die Gehaltserhöhung | maaş zammı | Nächste Woche will ich meinen Chef um eine Gehaltserhöhung bitten. Gelecek hafta patronumdan maaş zammı istemek niyetindeyim. |
| 40 | der Stundenlohn | saat ücreti | Der Stundenlohn für diesen Nebenjob liegt bei 14 Euro. Bu ek işin saat ücreti 14 avro civarında. |
| 41 | die Weiterbildung | mesleki gelişim eğitimi, ileri eğitim | Die Firma bezahlt mir eine Weiterbildung im Bereich Marketing. Firma, pazarlama alanındaki ileri eğitimimin masrafını karşılıyor. |
| 42 | die Qualifikation | nitelik, yeterlilik | Für diesen Job fehlt mir leider die nötige Qualifikation. Maalesef bu iş için gerekli niteliğe sahip değilim. |
| 43 | die Kündigungsfrist | ihbar süresi, fesih süresi | Die Kündigungsfrist beträgt in meinem Vertrag drei Monate. Sözleşmemde ihbar süresi üç aydır. |
| 44 | der Nebenjob | ek iş | Viele Studenten haben einen Nebenjob, um ihre Miete zu bezahlen. Birçok öğrencinin kirasını ödemek için bir ek işi var. |
| 45 | einstellen | işe almak, ayarlamak | Die Firma will im Herbst zehn neue Mitarbeiter einstellen. Şirket sonbaharda on yeni çalışan almak istiyor. |
| 46 | entlassen | işten çıkarmak, taburcu etmek | Wegen der Krise wurden viele Arbeiter entlassen. Kriz nedeniyle birçok işçi işten çıkarıldı. |
Ev ve kira Lesen
İlanlarda ve bina kurallarında geçen kelimeler. Almanya'da kira ilanını okuyabilmek sınav dışında da işine yarar.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 47 | die Kaltmiete | ısınma hariç kira, çıplak kira | Zur Kaltmiete kommen noch die Nebenkosten dazu. Çıplak kiraya bir de yan giderler ekleniyor. |
| 48 | die Warmmiete | ısınma dahil kira | Die Warmmiete beträgt 950 Euro im Monat. Isınma dahil kira ayda 950 avro. |
| 49 | der Makler | emlakçı, komisyoncu | Wir haben die Wohnung über einen Makler gefunden. Daireyi bir emlakçı aracılığıyla bulduk. |
| 50 | der Nachmieter | sonraki kiracı | Wir suchen dringend einen Nachmieter für unsere Wohnung. Dairemiz için acilen yeni bir kiracı arıyoruz. |
| 51 | die Wohnungssuche | ev arama | Die Wohnungssuche in München ist sehr schwierig. Münih'te ev aramak çok zor. |
| 52 | die Wohnfläche | oturma alanı, konut alanı | Die Wohnung hat eine Wohnfläche von 75 Quadratmetern. Dairenin 75 metrekarelik bir oturma alanı var. |
| 53 | möbliert | eşyalı, mobilyalı | Ich suche ein möbliertes Zimmer in der Nähe der Uni. Üniversiteye yakın eşyalı bir oda arıyorum. |
| 54 | der Eigentümer | mal sahibi | Der Eigentümer des Hauses wohnt in einer anderen Stadt. Evin sahibi başka bir şehirde oturuyor. |
| 55 | die Renovierung | tadilat, yenileme | Während der Renovierung wohnen wir bei meinen Eltern. Tadilat süresince annemlerde kalıyoruz. |
| 56 | der Schimmel | küf | Im Badezimmer hat sich Schimmel an der Wand gebildet. Banyoda duvarda küf oluştu. |
| 57 | die Störung | arıza, rahatsızlık | Wegen einer technischen Störung fallen heute viele Züge aus. Teknik bir arıza nedeniyle bugün birçok tren iptal ediliyor. |
Sağlık Hören · Lesen
Doktor anonsları, ilaç prospektüsleri ve hastalık bildirimleri. Bu metinlerde küçük bir kelime cevabı değiştirir.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 58 | das Attest | doktor raporu | Für die Schule braucht mein Sohn ein ärztliches Attest. Oğlumun okul için bir doktor raporuna ihtiyacı var. |
| 59 | die Krankmeldung | hastalık bildirimi, rapor | Die Krankmeldung muss spätestens am dritten Tag beim Arbeitgeber sein. Hastalık raporu en geç üçüncü gün işverene ulaşmış olmalı. |
| 60 | die Nebenwirkung | yan etki | Lesen Sie die Packungsbeilage wegen möglicher Nebenwirkungen. Olası yan etkiler için prospektüsü okuyun. |
| 61 | die Packungsbeilage | prospektüs, kullanma talimatı | In der Packungsbeilage steht, wie oft man die Tabletten nehmen muss. Prospektüste tabletlerin ne sıklıkla alınması gerektiği yazıyor. |
| 62 | das Symptom | belirti, semptom | Welche Symptome haben Sie seit gestern? Dünden beri hangi belirtileriniz var? |
| 63 | die Übelkeit | mide bulantısı | Dieses Medikament kann bei manchen Patienten Übelkeit verursachen. Bu ilaç bazı hastalarda mide bulantısına neden olabilir. |
| 64 | der Schwindel | baş dönmesi, dolandırıcılık | Wenn ich zu schnell aufstehe, habe ich manchmal Schwindel. Çok hızlı kalktığımda bazen başım dönüyor. |
| 65 | der Blutdruck | tansiyon, kan basıncı | Der Arzt hat meinen Blutdruck gemessen. Doktor tansiyonumu ölçtü. |
| 66 | die Entzündung | iltihap | Ich habe eine Entzündung im Hals und kann kaum sprechen. Boğazımda iltihap var ve neredeyse konuşamıyorum. |
| 67 | behandeln | tedavi etmek, davranmak | Der Arzt hat die Wunde sofort behandelt. Doktor yarayı hemen tedavi etti. |
| 68 | einnehmen | (ilaç) almak, kullanmak | Nehmen Sie die Tabletten dreimal täglich nach dem Essen ein. Tabletleri günde üç kez yemekten sonra alın. |
Çevre ve tüketim Lesen · Sprechen
Görüş yazılarının ve sunum konularının sevilen başlığı: geri dönüşüm, ambalaj, iklim.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 69 | der Klimawandel | iklim değişikliği | Der Klimawandel ist eines der größten Probleme unserer Zeit. İklim değişikliği çağımızın en büyük sorunlarından biridir. |
| 70 | der Naturschutz | doğa koruma | Dieses Gebiet steht unter Naturschutz, deshalb darf man hier nicht campen. Bu bölge doğa koruma altında, bu yüzden burada kamp yapılamaz. |
| 71 | die Nachhaltigkeit | sürdürülebilirlik | Beim Einkaufen achte ich immer mehr auf Nachhaltigkeit. Alışveriş yaparken sürdürülebilirliğe giderek daha çok dikkat ediyorum. |
| 72 | das Recycling | geri dönüşüm | Durch Recycling kann man viele Rohstoffe sparen. Geri dönüşüm sayesinde birçok hammadde tasarruf edilebilir. |
| 73 | die Verpackung | ambalaj | Viele Produkte haben zu viel Verpackung aus Plastik. Birçok ürünün fazla plastik ambalajı var. |
| 74 | der Abfall | atık, çöp | In der Küche trennen wir den Abfall in drei Eimer. Mutfakta atıkları üç ayrı kovaya ayırıyoruz. |
| 75 | die Verschmutzung | kirlilik, kirlenme | Die Verschmutzung der Meere durch Plastik nimmt zu. Denizlerin plastikle kirlenmesi artıyor. |
| 76 | umweltfreundlich | çevre dostu | Das Fahrrad ist das umweltfreundlichste Verkehrsmittel in der Stadt. Bisiklet şehirdeki en çevre dostu ulaşım aracıdır. |
| 77 | entsorgen | (atığı) uygun şekilde atmak | Alte Batterien muss man bei einer Sammelstelle entsorgen. Eski pilleri bir toplama noktasına atmak gerekir. |
| 78 | verbrauchen | tüketmek | Unser altes Auto verbraucht viel zu viel Benzin. Eski arabamız çok fazla benzin yakıyor. |
| 79 | reduzieren | azaltmak, indirmek | Wir wollen den Stromverbrauch im Büro reduzieren. Ofisteki elektrik tüketimini azaltmak istiyoruz. |
Medya ve toplum Hören · 4. bölüm
Dinlemenin son bölümü bir radyo tartışması. Konuşmacıların kim ne düşünüyor sorusuna cevap verebilmek için bu kelimeler şart.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 80 | die Medien (Pl.) | medya | Die Medien berichten jeden Tag über den Klimawandel. Medya her gün iklim değişikliği hakkında haber yapıyor. |
| 81 | die Presse | basın | Der Minister hat vor der Presse eine Erklärung abgegeben. Bakan basının önünde bir açıklama yaptı. |
| 82 | die Schlagzeile | manşet | Der Skandal um den Minister machte sofort Schlagzeilen. Bakanla ilgili skandal hemen manşetlere taşındı. |
| 83 | das Interview | röportaj, mülakat | Im Interview sprach der Sänger über sein neues Album. Şarkıcı röportajda yeni albümü hakkında konuştu. |
| 84 | die Umfrage | anket | Laut einer Umfrage lesen junge Leute kaum noch Zeitung. Bir ankete göre gençler artık neredeyse hiç gazete okumuyor. |
| 85 | der Kommentar | yorum | Unter dem Artikel gab es viele negative Kommentare. Makalenin altında birçok olumsuz yorum vardı. |
| 86 | die Veranstaltung | etkinlik, organizasyon | Die Veranstaltung musste wegen des schlechten Wetters abgesagt werden. Etkinlik kötü hava nedeniyle iptal edilmek zorunda kaldı. |
| 87 | das Ehrenamt | gönüllü görev | Neben ihrem Beruf übt sie ein Ehrenamt im Altenheim aus. Mesleğinin yanı sıra huzurevinde gönüllü olarak çalışıyor. |
| 88 | das Publikum | seyirci, izleyici kitlesi | Das Publikum war von dem Konzert begeistert. Seyirciler konserden büyülenmişti. |
| 89 | veröffentlichen | yayımlamak | Die Ergebnisse der Studie werden nächste Woche veröffentlicht. Araştırmanın sonuçları gelecek hafta yayımlanacak. |
| 90 | aktuell | güncel | Hier finden Sie die aktuellen Nachrichten aus der Region. Burada bölgeden güncel haberleri bulabilirsiniz. |
Resmî işler ve alışveriş Hören · Lesen
Resmî dairede başvuru, iade ve şikâyet: günlük hayatın ve sınavın ortak konuları.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 91 | die Ausländerbehörde | yabancılar dairesi | Ich habe morgen einen Termin bei der Ausländerbehörde. Yarın yabancılar dairesinde randevum var. |
| 92 | beantragen | (resmi) başvurmak, talep etmek | Beim Konsulat muss ich ein Visum beantragen. Konsoloslukta vize başvurusu yapmam gerekiyor. |
| 93 | die Genehmigung | izin, ruhsat | Für den Umbau braucht man eine Genehmigung von der Stadt. Tadilat için belediyeden izin almak gerekiyor. |
| 94 | die Bescheinigung | belge, sertifika | Für das Amt brauche ich eine Bescheinigung vom Arbeitgeber. Resmi daire için işverenden bir belge almam gerekiyor. |
| 95 | die Reklamation | şikâyet (ürün), iade talebi | Ihre Reklamation wird so schnell wie möglich bearbeitet. Şikâyetiniz mümkün olan en kısa sürede işleme alınacak. |
| 96 | die Rückgabe | iade, geri verme | Die Rückgabe der Ware ist innerhalb von 14 Tagen möglich. Ürünün iadesi 14 gün içinde mümkündür. |
| 97 | die Lieferung | teslimat | Die Lieferung erfolgt innerhalb von drei Werktagen. Teslimat üç iş günü içinde yapılır. |
| 98 | der Kundendienst | müşteri hizmetleri, teknik servis | Wenn das Gerät kaputt ist, rufen Sie den Kundendienst an. Cihaz bozulursa müşteri hizmetlerini arayın. |
| 99 | die Ermäßigung | indirim | Studenten bekommen im Museum eine Ermäßigung. Öğrenciler müzede indirim alıyor. |
| 100 | der Gutschein | hediye çeki, kupon | Zum Geburtstag habe ich einen Gutschein für eine Buchhandlung bekommen. Doğum günümde bir kitapçı için hediye çeki aldım. |
Sınava kelime çalışırken
- Bağlaçları çalış. einerseits … andererseits, obwohl, deshalb gibi bağlaçlar hem yazıda hem konuşmada puanı yükseltiyor; B1'de basit cümleleri birbirine bağlayabilmek bekleniyor.
- Resmî e-posta kalıplarını ezberle. Sehr geehrte Damen und Herren ile başlayıp Mit freundlichen Grüßen ile biten birkaç hazır cümle, üçüncü yazma görevinin yarısı demek.
- Sunum için iskelet hazırla. Konuyu tanıt, kendi deneyimini anlat, ülkendeki durumu anlat, artıları ve eksileri söyle, teşekkür ederek bitir. İskelet hazırsa 15 dakikalık hazırlık süresi yeter.
- İsimleri artikeli ve çoğuluyla öğren. B1'de yazım hataları kadar artikel hataları da puan kaybettiriyor. Kurallar için Almanca artikeller sayfasına bak.
Sonraki adım
Seviyenin en sık kullanılan kelimeleri için Almanca B1 kelime listesine bak; sonraki seviye Almanca B2. Temelden başlıyorsan Goethe A1 kelimeleri sayfası da var. Bütün seviyeler Almanca kelimeler sayfasında.
Kelimeleri kartlarla ve oyunlarla tekrar etmek istersen Almanca kelime oyunları sayfasına göz at.
Sınava kadar her gün biraz çalış
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun B1'in 979 kelimeleriyle çalışıyor; unuttukların tekrar karşına çıkıyor. Almanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış