Goethe A1 Kelimeleri
Goethe-Zertifikat A1: Start Deutsch 1 sınavının konularına göre gruplanmış 100 Almanca kelime; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
Goethe-Zertifikat A1: Start Deutsch 1, Almancanın ilk seviyesini belgeleyen sınav. Türkiye'de en çok, Almanya'daki eşinin yanına aile birleşimi vizesiyle gidecekler için isteniyor.
Bu sayfadaki kelimeler sıklığa göre değil, sınavda karşına çıkacakları yere göre seçildi: sözlü sınavda kendini tanıtırken, formu doldururken, istasyon anonsunu dinlerken ya da kapıdaki tabelayı okurken. Her grubun başında o kelimelerin sınavın hangi bölümünde işine yarayacağı yazıyor.
Sınav nasıl bir şey?
Sınav dört bölümden oluşuyor ve yaklaşık 80 dakika sürüyor. İlk üçü yazılı, konuşma bölümü ise birkaç adayla birlikte grup hâlinde yapılıyor.
Toplam 100 puan üzerinden değerlendiriliyor; yazılı bölümler 75, konuşma 25 puan. Geçmek için en az 60 puan gerekiyor.
Sınav konularına göre 100 kelime
Her konuda en çok işine yarayacak kelimeler var. Konuları sırayla çalışabilirsin; sınavdan önceki haftalarda günde bir iki konu iyi bir tempo.
Kendini tanıtma Sprechen · 1. bölüm
Sözlü sınav, gruptaki herkesin kendini tanıtmasıyla başlar: adın, nereli olduğun, nerede oturduğun, hangi dilleri konuştuğun, mesleğin ve hobin. Adını harf harf söylemen de istenebilir.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | der Name | ad, isim | Wie ist Ihr Name, bitte? Adınız nedir, lütfen? |
| 2 | der Vorname | ad, ön ad | Mein Vorname ist Ayşe. Adım Ayşe. |
| 3 | der Familienname | soyadı | Wie schreibt man Ihren Familiennamen? Soyadınız nasıl yazılıyor? |
| 4 | sich vorstellen | kendini tanıtmak | Darf ich mich kurz vorstellen? Kendimi kısaca tanıtabilir miyim? |
| 5 | heißen | adı olmak | Ich heiße Ayşe und wohne in Köln. Adım Ayşe ve Köln'de oturuyorum. |
| 6 | woher | nereden | Woher kommen Sie, Frau Kaya? Nerelisiniz, Bayan Kaya? |
| 7 | wohnen | oturmak, ikamet etmek | Wir wohnen in einer kleinen Wohnung. Küçük bir dairede oturuyoruz. |
| 8 | die Sprache | dil | Deutsch ist keine leichte Sprache. Almanca kolay bir dil değil. |
| 9 | sprechen | konuşmak | Sprechen Sie auch Englisch oder Türkisch? İngilizce ya da Türkçe de konuşuyor musunuz? |
| 10 | der Beruf | meslek | Was sind Sie von Beruf? Mesleğiniz nedir? |
| 11 | das Hobby | hobi | Mein Hobby ist Fotografieren. Hobim fotoğraf çekmek. |
| 12 | buchstabieren | harf harf söylemek, kodlamak | Können Sie Ihren Namen bitte buchstabieren? Adınızı lütfen harf harf söyler misiniz? |
Aile ve medeni durum Sprechen · Schreiben
Tanıtımda ve formlarda en sık sorulan bilgiler: evli misin, çocuğun var mı, kardeşlerin kim.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 13 | die Familie | aile | Meine Familie ist sehr groß. Ailem çok kalabalık. |
| 14 | die Eltern (Pl.) | anne baba, ebeveynler | Meine Eltern wohnen in Berlin. Annem ve babam Berlin'de oturuyor. |
| 15 | die Mutter | anne | Meine Mutter kocht heute Suppe. Annem bugün çorba pişiriyor. |
| 16 | der Vater | baba | Mein Vater arbeitet bei der Post. Babam postanede çalışıyor. |
| 17 | die Geschwister (Pl.) | kardeşler | Hast du noch Geschwister? Başka kardeşin var mı? |
| 18 | der Bruder | erkek kardeş, ağabey | Mein Bruder ist zehn Jahre alt. Erkek kardeşim on yaşında. |
| 19 | die Schwester | kız kardeş, abla | Ich habe eine ältere Schwester. Bir ablam var. |
| 20 | das Kind | çocuk | Das Kind spielt im Garten. Çocuk bahçede oynuyor. |
| 21 | die Ehefrau | karı, eş | Seine Ehefrau kommt aus Spanien. Karısı İspanyalı. |
| 22 | der Ehemann | koca, eş | Ihr Ehemann ist Arzt von Beruf. Kocası meslek olarak doktor. |
| 23 | verheiratet | evli | Mein Chef ist verheiratet und hat drei Kinder. Patronum evli ve üç çocuğu var. |
| 24 | ledig | bekâr | Ich bin ledig und habe keine Kinder. Bekârım ve çocuğum yok. |
Form doldurma Schreiben · 1. bölüm
Yazılı bölümün ilk görevi, bir metne bakarak formdaki 5 boşluğu doldurmak. Bu kelimeleri formun üstünde görünce ne istendiğini hemen anlaman gerekir.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 25 | das Formular | form | Füllen Sie bitte das Formular aus. Lütfen formu doldurun. |
| 26 | ausfüllen | doldurmak (form) | Bitte füllen Sie das Formular aus. Lütfen formu doldurun. |
| 27 | ankreuzen | çarpı ile işaretlemek | Kreuzen Sie die richtige Antwort an. Doğru cevabı çarpı ile işaretleyin. |
| 28 | die Adresse | adres | Schreib mir bitte deine Adresse auf. Adresini bana yazar mısın lütfen? |
| 29 | die Straße | cadde, sokak | Die Straße vor unserem Haus ist sehr laut. Evimizin önündeki cadde çok gürültülü. |
| 30 | die Hausnummer | kapı numarası | Die Hausnummer ist zwölf. Kapı numarası on iki. |
| 31 | die Postleitzahl | posta kodu | Ich kenne die Postleitzahl leider nicht. Maalesef posta kodunu bilmiyorum. |
| 32 | die Telefonnummer | telefon numarası | Gib mir bitte deine Telefonnummer. Bana telefon numaranı ver lütfen. |
| 33 | der Geburtstag | doğum günü | Herzlichen Glückwunsch zum Geburtstag! Doğum günün kutlu olsun! |
| 34 | das Datum | tarih | Welches Datum ist heute? Bugün ayın kaçı? |
| 35 | unterschreiben | imzalamak | Bitte unterschreiben Sie den Vertrag hier. Lütfen sözleşmeyi buradan imzalayın. |
| 36 | der Ausweis | kimlik kartı | Haben Sie Ihren Ausweis dabei? Kimliğiniz yanınızda mı? |
Saat, gün ve randevu Hören · Lesen
Dinleme ve okuma sorularının çoğu bir saate, bir güne ya da bir randevuya dayanır. "halb drei"nin 2.30 olduğunu bilmek puan kazandırır.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 37 | die Uhr | saat | Die Uhr hängt an der Wand. Saat duvarda asılı. |
| 38 | halb | yarım, buçuk | Es ist halb acht. Saat yedi buçuk. |
| 39 | die Minute | dakika | Warte bitte fünf Minuten! Lütfen beş dakika bekle! |
| 40 | die Stunde | saat (süre), ders saati | Der Film dauert zwei Stunden. Film iki saat sürüyor. |
| 41 | der Termin | randevu | Ich brauche einen Termin beim Arzt. Doktordan randevu almam lazım. |
| 42 | der Montag | pazartesi | Am Montag beginnt der neue Kurs. Yeni kurs pazartesi başlıyor. |
| 43 | das Wochenende | hafta sonu | Was machst du am Wochenende? Hafta sonu ne yapıyorsun? |
| 44 | der Vormittag | öğleden önce | Am Vormittag bin ich im Deutschkurs. Öğleden önce Almanca kursundayım. |
| 45 | der Nachmittag | öğleden sonra | Am Nachmittag gehe ich schwimmen. Öğleden sonra yüzmeye gidiyorum. |
| 46 | heute | bugün | Was kochen wir heute? Bugün ne pişiriyoruz? |
| 47 | morgen | yarın | Morgen fahren wir nach Köln. Yarın Köln'e gidiyoruz. |
| 48 | pünktlich | dakik, zamanında | Der Zug ist heute pünktlich. Tren bugün zamanında. |
İstasyon ve havalimanı anonsları Hören · 2. bölüm
İkinci dinleme bölümünde tren istasyonu, havalimanı ya da mağaza anonsları dinletilir; doğru mu yanlış mı diye işaretlersin.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 49 | der Bahnhof | tren istasyonu, gar | Wir treffen uns um acht am Bahnhof. Saat sekizde garda buluşuyoruz. |
| 50 | das Gleis | peron, hat | Der Zug nach München fährt von Gleis 5. Münih treni 5. perondan kalkıyor. |
| 51 | der Zug | tren | Der Zug hat zehn Minuten Verspätung. Tren on dakika rötarlı. |
| 52 | die Abfahrt | kalkış | Die Abfahrt ist um 9:15 Uhr. Kalkış saat 9.15'te. |
| 53 | die Ankunft | varış | Die Ankunft in Berlin ist um 18 Uhr. Berlin'e varış saat 18'de. |
| 54 | abfahren | kalkmak, hareket etmek | Wann fährt der Bus nach Hamburg ab? Hamburg otobüsü ne zaman kalkıyor? |
| 55 | ankommen | varmak, gelmek | Der Zug kommt um 14 Uhr in München an. Tren saat 14'te Münih'e varıyor. |
| 56 | umsteigen | aktarma yapmak | In Frankfurt müssen Sie umsteigen. Frankfurt'ta aktarma yapmanız gerekiyor. |
| 57 | einsteigen | (araca) binmek | Bitte schnell einsteigen, der Zug fährt gleich! Lütfen çabuk binin, tren birazdan kalkıyor! |
| 58 | die Fahrkarte | bilet (ulaşım) | Ich kaufe eine Fahrkarte am Automaten. Otomattan bir bilet alıyorum. |
| 59 | der Flughafen | havalimanı | Wie komme ich zum Flughafen? Havalimanına nasıl gidebilirim? |
| 60 | der Flug | uçuş | Der Flug nach Istanbul dauert drei Stunden. İstanbul uçuşu üç saat sürüyor. |
Alışveriş ve yemek Hören · Sprechen
Kısa diyalogların ve sözlü sınavdaki rica kartlarının en sevilen konusu: fiyat sormak, sipariş vermek, hesabı ödemek.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 61 | der Supermarkt | süpermarket | Der Supermarkt ist bis 22 Uhr offen. Süpermarket saat 22'ye kadar açık. |
| 62 | einkaufen | alışveriş yapmak | Am Samstag kaufen wir immer ein. Cumartesi günleri hep alışveriş yaparız. |
| 63 | kaufen | satın almak | Ich kaufe Brot und Milch im Supermarkt. Süpermarketten ekmek ve süt alıyorum. |
| 64 | kosten | (fiyatı) tutmak, mal olmak | Das Ticket kostet zwanzig Euro. Bilet yirmi avro tutuyor. |
| 65 | der Preis | fiyat | Wie hoch ist der Preis für das Zimmer? Odanın fiyatı ne kadar? |
| 66 | billig | ucuz | Das Obst auf dem Markt ist billig. Pazardaki meyveler ucuz. |
| 67 | teuer | pahalı | Die Wohnungen in München sind teuer. Münih'teki daireler pahalı. |
| 68 | die Kasse | kasa | Bitte zahlen Sie vorne an der Kasse. Lütfen öndeki kasada ödeyin. |
| 69 | bezahlen | ödemek | Kann ich mit Karte bezahlen? Kartla ödeyebilir miyim? |
| 70 | bestellen | sipariş etmek | Wir bestellen eine Pizza und zwei Cola. Bir pizza ve iki kola sipariş ediyoruz. |
| 71 | die Rechnung | hesap, fatura | Wir möchten bitte die Rechnung. Hesabı alabilir miyiz, lütfen? |
| 72 | die Speisekarte | menü, yemek listesi | Die Speisekarte gibt es auch auf Englisch. Menünün İngilizcesi de var. |
Tabelalar ve ilanlar Lesen · 2. ve 3. bölüm
Okuma bölümünde kapıdaki tabelalar, ilanlar ve duyurular çıkar. Kısa metinlerden doğru bilgiyi seçmek bu kelimelere bağlı.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 73 | geschlossen | kapalı | Am Sonntag ist die Post geschlossen. Pazar günü postane kapalı. |
| 74 | offen | açık | Das Fenster ist offen, mir ist kalt. Pencere açık, üşüyorum. |
| 75 | verboten | yasak | Rauchen ist hier verboten. Burada sigara içmek yasak. |
| 76 | besetzt | dolu, meşgul | Die Toilette ist gerade besetzt. Tuvalet şu an dolu. |
| 77 | frei | boş, serbest | Ist dieser Platz noch frei? Bu yer hâlâ boş mu? |
| 78 | drücken | basmak, itmek | Drücken Sie bitte auf den Knopf. Lütfen düğmeye basın. |
| 79 | das Angebot | teklif, indirim | Heute sind Äpfel im Angebot. Bugün elmalar indirimde. |
| 80 | die Wohnung | daire, ev | Die Wohnung hat drei Zimmer und einen Balkon. Dairenin üç odası ve bir balkonu var. |
| 81 | die Miete | kira | Die Miete ist sehr hoch. Kira çok yüksek. |
| 82 | der Aufzug | asansör | Der Aufzug ist leider kaputt. Asansör maalesef bozuk. |
Telefon, mesaj ve davet Hören · 3. bölüm · Schreiben · 2. bölüm
Üçüncü dinleme bölümünde telesekreter mesajları var. Yazma bölümünde de yaklaşık 30 kelimelik kısa bir mesaj ya da davet yazarsın.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 83 | anrufen | telefon etmek, aramak | Ich rufe dich heute Abend an. Seni bu akşam ararım. |
| 84 | telefonieren | telefonla konuşmak | Er telefoniert gerade mit seiner Mutter. Şu anda annesiyle telefonda konuşuyor. |
| 85 | das Handy | cep telefonu | Ich habe mein Handy zu Hause vergessen. Cep telefonumu evde unuttum. |
| 86 | die E-Mail | e-posta | Ich schreibe dir morgen eine E-Mail. Yarın sana bir e-posta yazarım. |
| 87 | schicken | göndermek, yollamak | Ich schicke dir morgen die Fotos. Fotoğrafları sana yarın gönderirim. |
| 88 | abholen | (gidip) almak, karşılamak | Ich hole dich um sieben Uhr vom Bahnhof ab. Seni saat yedide istasyondan alırım. |
| 89 | einladen | davet etmek | Ich lade dich zu meiner Party ein. Seni partime davet ediyorum. |
| 90 | treffen | buluşmak, rastlamak | Ich treffe meine Freunde im Café. Arkadaşlarımla kafede buluşuyorum. |
| 91 | die Party | parti | Kommst du auch zu meiner Party? Sen de partime geliyor musun? |
| 92 | das Geschenk | hediye | Das Geschenk ist für dich. Hediye senin için. |
| 93 | leider | maalesef, ne yazık ki | Ich kann leider nicht kommen. Maalesef gelemiyorum. |
| 94 | zurückkommen | geri gelmek, dönmek | Wann kommst du aus dem Urlaub zurück? Tatilden ne zaman dönüyorsun? |
Doktor ve resmî işler Sprechen · Lesen
Randevu almak, eczane bulmak, bir daireye kaydolmak: günlük hayatın ve sınavın ortak konuları.
| # | Almanca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 95 | der Arzt | doktor, hekim | Ich muss heute zum Arzt. Bugün doktora gitmem gerekiyor. |
| 96 | die Apotheke | eczane | Die Apotheke hat bis 20 Uhr geöffnet. Eczane saat 20'ye kadar açık. |
| 97 | krank | hasta | Mein Sohn ist krank und hat Fieber. Oğlum hasta ve ateşi var. |
| 98 | die Schmerzen (Pl.) | ağrı, acı | Haben Sie starke Schmerzen? Şiddetli ağrınız var mı? |
| 99 | das Amt | resmî daire | Ich muss morgen aufs Amt. Yarın resmî daireye gitmem gerekiyor. |
| 100 | sich anmelden | kaydolmak, kayıt yaptırmak | Ich möchte mich für den Deutschkurs anmelden. Almanca kursuna kaydolmak istiyorum. |
Sınava kelime çalışırken
- İsimleri artikeliyle öğren. Yazma bölümünde der, die, das hatası puan kaybettirir; kelimeyi baştan artikeliyle ezberlemek sonradan düzeltmekten kolay. Kurallar için Almanca artikeller sayfasına bak.
- Kelimeyi cümlenin içinde tekrar et. Sınavda kelimeler tek başına değil, bir anonsun ya da bir mesajın içinde geçiyor. Örnek cümleleri sesli okumak dinleme bölümüne de hazırlar.
- Kendini tanıtmayı ezberle. Adın, nereli olduğun, nerede oturduğun, dillerin, mesleğin ve hobin: bu altı cümleyi hazırda tutarsan konuşma bölümüne rahat başlarsın.
- Saatleri ve sayıları çalış. Dinleme ve okuma sorularının çoğunun cevabı bir saat, bir tarih ya da bir fiyat.
Sonraki adım
Seviyenin en sık kullanılan kelimeleri için Almanca A1 kelime listesine bak; sınavdan sonra sıradaki seviye Almanca A2. Daha ileri bir hedefin varsa Goethe B1 kelimeleri de hazır. Bütün seviyeler Almanca kelimeler sayfasında.
Kelimeleri kartlarla ve oyunlarla tekrar etmek istersen Almanca kelime oyunları sayfasına göz at.
Sınava kadar her gün biraz çalış
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun A1'in 800 kelimeleriyle çalışıyor; unuttukların tekrar karşına çıkıyor. Almanca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış