Ana Sayfa›YDS Kelimeleri›YDS Fiil Listesi
YDS / YÖKDİL

YDS Fiil Listesi

YDS ve YÖKDİL'de sık karşılaşılan 1222 fiil içinden en sık kullanılan 100'ü; Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 fiilörnek cümleliücretsiz

YDS ve YÖKDİL'de fiiller çok sık karşına çıkar. Sınav metinleri akademik olduğu için fiiller de günlük konuşmadakilerden farklı: ascertain, corroborate, supersede gibi. Bunları tanımazsan cümlenin tamamını kaçırırsın.

Aşağıda sınavda sık geçen 1222 fiil içinden en sık kullanılan 100'ü var; her biri Türkçe karşılığı ve kendi yazdığımız örnek cümlesiyle birlikte. Cümleler önemli: abide'ın "katlanmak" olduğunu ezberlemek yetmiyor, cümle içinde nasıl kullanıldığını görmen gerekiyor.

Bu liste nasıl kullanılır? Baştan sona okumak pek işe yaramaz; bu kelimeler tek oturuşta ezberlenmez. Uygulamada bu havuzu günde 10, 20 ya da 30 kelimelik parçalara bölüp aralıklı tekrarla çalışabilirsin.

En sık kullanılan 100 fiil 100 / 1222 fiil

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1actdavranmak, hareket etmekYou must act quickly if you want to save him.
Onu kurtarmak istiyorsan hızlı hareket etmelisin.
2addtoplamak, eklemek, ilave etmekCan you add my name to the list?
Adımı listeye ekleyebilir misin?
3agreehemfikir olmak, anlaşmak, uyuşmakDo you agree with her plan?
Onun planına katılıyor musun?
4allowizin vermek, imkân vermek, koyvermekPets are not allowed in this building.
Bu binada evcil hayvanlara izin verilmez.
5approachyaklaşmak, ele almak, yönelmekThe train is slowly approaching the crowded station.
Tren yavaşça kalabalık istasyona yaklaşıyor.
6attacksaldırmak, hücum etmekHis cat attacked me when I tried to pet it.
Kedisi onu sevmeye çalışırken bana saldırdı.
7battlemücadele etmek, savaşmakThe firefighters battled the flames to prevent the fire from spreading further.
İtfaiyeciler yangının daha fazla yayılmasını önlemeye çalışarak alevlerle mücadele etti.
8beatdövmek, yenmekOur team beat the champions last night.
Takımımız dün gece şampiyonları yendi.
9believeinanmak, güvenmek, sanmakDo you believe in life after death?
Ölümden sonra hayata inanır mısın?
10boardbir araca binmek, bir yere yerleşmekThey boarded the plane just in time.
Tam zamanında uçağa bindiler.
11bookayırtmak, rezerve etmekI have already booked the tickets to France.
Fransa'ya biletleri çoktan ayırttım.
12breakkırmak, bozmakDo not break the glass.
Camı kırma.
13buildinşa etmek, kurmakThey plan to build a new house next year.
Gelecek yıl yeni bir ev inşa etmeyi planlıyorlar.
14carrytaşımak, götürmek, getirmekShe can carry heavy bags easily.
Ağır çantaları kolayca taşıyabilir.
15causesebep olmak, yol açmakHeavy rain caused serious flooding downtown.
Şiddetli yağmur şehir merkezinde ciddi sele yol açtı.
16checkkontrol etmek, denetlemekPlease check the figures before you send them.
Rakamları göndermeden önce kontrol et.
17claimiddia etmek, talep etmekHe claims he saw the whole accident.
Kazanın tamamını gördüğünü iddia ediyor.
18closekapatmak, kapanmakThe shop closes at eight every evening.
Dükkân her akşam sekizde kapanıyor.
19considerdikkate almak, durumu değerlendirmekI am going to consider your offer.
Teklifini dikkate alacağım.
20contacttemas kurmak, irtibat kurmak, iletişime geçmekPlease contact me if you need more information.
Daha fazla bilgiye ihtiyacınız olursa benimle iletişime geçin.
21continuedevam etmek, sürdürmekPlease continue with your work.
Lütfen işinize devam edin.
22contracthastalık kapmak, büzülmekHe contracted malaria during the expedition.
Sefer sırasında sıtmaya yakalandı.
23controlkontrol etmek, denetlemekA remote must be used to control the TV.
Televizyonu kontrol etmek için bir kumanda kullanılmalı.
24costmal olmak, tutmakThe repairs cost more than we expected.
Onarım beklediğimizden fazlaya mal oldu.
25coverörtmek, kapsamakSnow covered the fields overnight.
Kar bir gecede tarlaları örttü.
26createyaratmak, oluşturmakShe wants to create a new design for her house.
Evi için yeni bir tasarım oluşturmak istiyor.
27damagezarar vermek, hasar vermekThe hail damaged most of the crop.
Dolu ürünün büyük bölümüne zarar verdi.
28designtasarlamakShe loves to design her own clothes.
Kendi kıyafetlerini tasarlamayı seviyor.
29directyönetmek, yönlendirmekShe directed the project from start to finish.
Projeyi baştan sona yönetti.
30dropdüşmek, düşürmekShe accidentally dropped the vase on the floor.
Vazoyu yanlışlıkla yere düşürdü.
31endsona ermek, bitirmekThe concert ended just after midnight.
Konser gece yarısından hemen sonra sona erdi.
32expectummak, beklemekShe didn't expect such a warm welcome from her colleagues.
Meslektaşlarından böyle sıcak bir karşılama beklemiyordu.
33explainaçıklamak, izah etmek, anlatmakI don't understand; please explain again.
Anlamadım; lütfen tekrar açıkla.
34fearkorkmak, endişelenmek, çekinmekShe fears speaking in public, so she didn't participate in this project.
O, topluluk önünde konuşmaktan korkuyor; bu yüzden bu projeye katılmadı.
35finishbitirmek, sona ermekThe meeting finished earlier than expected.
Toplantı beklenenden erken sona erdi.
36focusodaklanmak, yoğunlaşmakHe is focusing on his new business idea.
O, yeni iş fikrine odaklanıyor.
37followtakip etmek, uymak, sürdürmekThe dog followed its owner home.
Köpek sahibini eve kadar takip etti.
38forcezorlamak, mecbur etmekBad weather forced them to cancel the flight.
Kötü hava onları uçuşu iptal etmeye zorladı.
39formoluşturmak, biçimlendirmekIce formed on the windows overnight.
Gece boyunca camlarda buz oluştu.
40foundkurmak, tesis etmekHe founded a charity to help homeless people.
Evsizlere yardım etmek için bir hayır kurumu kurdu.
41get marriedevlenmekThey got married in a small village church.
Küçük bir köy kilisesinde evlendiler.
42get used toalışmakIt took him a year to get used to the cold weather.
Soğuk havaya alışması bir yılını aldı.
43glidesüzülmek, kaymakThe eagle glided silently over the valley.
Kartal vadinin üzerinde sessizce süzüldü.
44growbüyümek, yetişmek, büyütmek, yetiştirmekHe wants to grow his own vegetables.
Kendi sebzelerini yetiştirmek istiyor.
45guesstahmin etmek, zannetmekCan you guess how old this building is?
Bu binanın kaç yaşında olduğunu tahmin edebilir misin?
46happenolmak, meydana gelmek, rastlamakWhat happened to you? You look tired.
Sana ne oldu? Yorgun görünüyorsun.
47hearduymak, dinlemek, işitmekCan you hear the music playing?
Çalan müziği duyabiliyor musun?
48hitvurmak, çarpmakHe intentionally hit the ball too hard.
Topa bilerek fazla sert vurdu.
49holdtutmak, elinde tutmakHold the ladder while I climb up.
Ben yukarı çıkarken merdiveni tut.
50hurtincitmek, acıtmakHis words hurt her more than he realised.
Sözleri onu farkında olduğundan çok daha fazla incitti.
#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
51judgeyargılamak, hüküm vermekDon't judge people by their appearance.
İnsanları görünüşlerine göre yargılama.
52keeptutmak, korumak, sağlamakKeep your room clean.
Odanı temiz tut.
53laykoymak, yumurtlamak, yerleştirmekHe is laying bricks to build a wall, making sure each one is securely placed.
Duvar örmek için her tuğlanın sağlamca yerleştiğinden emin olarak tuğlaları döşüyor.
54linkbağlamak, ilişkilendirmekThe bridge links the two islands.
Köprü iki adayı birbirine bağlıyor.
55losekaybetmek, kaçırmak, kaybolmakI lose my keys all the time.
Anahtarlarımı hep kaybederim.
56markişaretlemek, damgalamakMark the correct answer with a pencil.
Doğru cevabı kurşun kalemle işaretle.
57masterustalaşmak, iyice öğrenmekIt took years for her to master the art of painting.
Resim sanatında ustalaşması yıllar aldı.
58matterönemli olmak, önem taşımakIt doesn't matter how many mistakes you make, as long as you learn from them.
Ne kadar hata yaptığınız önemli değil, yeter ki onlardan ders alın.
59meankastetmek, anlamına gelmek, ifade etmekWhat does this word mean?
Bu kelime ne anlama geliyor?
60minemaden çıkarmak, kazmakThey mined copper here for over a century.
Burada yüz yılı aşkın süre bakır çıkardılar.
61noticefark etmek, dikkat etmekDid you notice the sign on the door?
Kapıdaki tabelayı fark ettin mi?
62offersunmak, önermek, teklif etmekThey offered to help with the project.
Projeye yardımcı olmayı teklif ettiler.
63ordersipariş vermek, emretmek, düzenlemekI would like to order a pizza.
Bir pizza sipariş etmek istiyorum.
64picktoplamak, seçmekWe picked apples all afternoon.
Bütün öğleden sonra elma topladık.
65pointişaret etmek, göstermekCan you kindly point out the mistake in my answer?
Lütfen cevabımdaki hatayı gösterebilir misin?
66pressbasmak, bastırmakPress the button to start the machine and wait a few seconds for it to warm up.
Makineyi başlatmak için düğmeye basın ve ısınması için birkaç saniye bekleyin.
67protectkorumak, savunmak, gözetmekSunscreen can protect your skin from harmful UV rays.
Güneş kremi cildinizi zararlı UV ışınlarından koruyabilir.
68providesağlamak, donatmakThe company provides free lunch for its employees.
Şirket, çalışanlarına ücretsiz öğle yemeği sağlıyor.
69reachulaşmak, erişmekWe reached the summit just before noon.
Zirveye öğleden hemen önce ulaştık.
70reasonakıl yürütmek, muhakeme etmekHe reasoned that the train must be late.
Trenin gecikmiş olması gerektiği sonucuna vardı.
71releaseserbest bırakmak, salıvermek, yayımlamakShe released the bird back into the wild, hoping it would find its way safely.
Kuşu tekrar doğaya saldı, güvenli bir şekilde yolunu bulacağını umarak.
72rememberhatırlamak, anımsamak, yâd etmekDo you remember where my phone is?
Telefonumun nerede olduğunu hatırlıyor musun?
73reportbildirmek, rapor, rapor etmekShe reported the incident to the police immediately.
Olayı hemen polise bildirdi.
74researcharaştırmak, araştırma yapmakThe students are researching for their thesis.
Öğrenciler tezleri için araştırma yapıyorlar.
75respectsaygı duymak, saygı göstermekWe should respect other people's opinions when discussing topics.
Başka insanların fikirlerine, tartışırken saygı duymalıyız.
76restdinlenmek, mola vermekLet's rest here for ten minutes.
Burada on dakika dinlenelim.
77returngeri dönmek, geri vermek, iade etmekReturn the book to the library by Sunday.
Kitabı pazara kadar kütüphaneye geri verin.
78reviewincelemek, gözden geçirmekShe spent the weekend reviewing her notes for the exam.
Hafta sonunu sınav için notlarını gözden geçirerek geçirdi.
79riskriske atmak, tehlikeye atmakSmoking can risk your health, so it's important to quit.
Sigara içmek sağlığınızı riske atabilir, bu yüzden bırakmak önemlidir.
80ruleyönetmek, hükmetmek, kural koymakA dictator rules the nation with strict laws and people fear speaking against him.
Bir diktatör, ulusu katı yasalarla yönetir ve halk ona karşı konuşmaktan korkar.
81savekurtarmak, kaydetmek, biriktirmekWe need to save money for our upcoming vacation.
Yaklaşan tatilimiz için para biriktirmemiz gerekiyor.
82sealmühürlemek, kapatmak, damgalamakThe clerk sealed the envelope before sending it.
Memur, göndermeden önce zarfı kapattı.
83setkoymak, yerleştirmekShe set the tray on the small table.
Tepsiyi küçük masanın üstüne koydu.
84sewdikmek, dikiş dikmekShe sewed a button onto the shirt.
Gömleğe bir düğme dikti.
85sharepaylaşmak, bölüşmekThey shared one small room for months.
Aylarca küçük bir odayı paylaştılar.
86showgöstermekLet me show you how the machine works.
Makinenin nasıl çalıştığını sana göstereyim.
87sleepuyumak, uyuklamakI usually sleep for eight hours every night.
Genellikle her gece sekiz saat uyurum.
88stagesahnelemek, düzenlemekThe theater company will stage a new play next month.
Tiyatro topluluğu önümüzdeki ay yeni bir oyun sahneleyecek.
89stateifade etmek, belirtmek, beyan etmekThe report clearly states the reasons for the delay.
Rapor, gecikmenin nedenlerini açıkça belirtiyor.
90supportdesteklemek, destek olmakWe need to support each other during difficult times.
Zor zamanlarda birbirimize destek olmamız gerekiyor.
91taxvergilendirmek, vergi koymakThe government taxes imported cars heavily.
Hükümet ithal arabaları ağır vergilendiriyor.
92touchdokunmak, ellemekPlease do not touch the paintings.
Lütfen tablolara dokunmayın.
93travelseyahat etmek, gezmek, yolculuk etmekShe loves to travel and explore new cultures.
Seyahat etmeyi ve yeni kültürleri keşfetmeyi sever.
94trustgüvenmek, itimat etmekI trust him with my most important work.
En önemli işlerimde ona güvenirim.
95undergogeçirmek, maruz kalmak, başından geçmekShe is currently undergoing major heart surgery.
Şu anda büyük bir kalp ameliyatı geçiriyor.
96underlinealtını çizmek, vurgulamakThe report underlines the need for reform.
Rapor reform ihtiyacının altını çiziyor.
97underminebaltalamak, sarsmakHis constant lateness began to undermine his credibility with his colleagues.
Sürekli geç kalması meslektaşları nezdindeki güvenilirliğini zedelemeye başladı.
98undertakeüstlenmek, girişmekI undertook this job willingly.
Bu işi istekli bir şekilde aldım.
99voteoy vermekEveryone has the right to vote, which is a fundamental part of a democracy.
Herkesin, demokrasinin temel bir parçası olan oy verme hakkı vardır.
100wondermerak etmek, hayret etmekI wonder why she never called back.
Neden hiç geri aramadığını merak ediyorum.

Fiilden sonra ne çalışmalı?

Sınava mı hazırlanıyorsun? 30 günlük YDS kelime planı her gün hangi kelime türünü çalışacağını gösteriyor.

Fiiller iyi bir başlangıç ama tek başına yetmez. Sıradaki grup isimler: YDS isim listesine göz atabilirsin. Phrasal verb'ler da YDS'de sık sık tuzak olarak karşına çıkar.

Seviyeni bilmiyorsan önce üç dakikalık seviye testini yapabilirsin. YDS için gereken kelime seviyesi genellikle B2 ve C1 aralığındadır.