Ana Sayfa›YDS Kelimeleri›YDS İsim Listesi
YDS / YÖKDİL

YDS İsim Listesi

YDS ve YÖKDİL'de sık karşılaşılan 1322 isim içinden en sık kullanılan 100'ü; Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 isimörnek cümleliücretsiz

Fiiller cümlede ne olduğunu, isimler neyden bahsedildiğini söyler. YDS ve YÖKDİL paragraflarında konuyu taşıyan kelimeler çoğunlukla isimlerdir: discrepancy, proliferation, setback gibi soyut isimleri tanımadığında cümlenin öznesini kaçırırsın.

Aşağıda sınavda sık geçen 1322 isim içinden en sık kullanılan 100'ü var; her biri Türkçe karşılığı ve örnek cümlesiyle birlikte. Listedeki kelimelerin bir kısmı fiil hâliyle de karşına çıkar (charge, result, impact); burada isim anlamlarını verdik.

İsimleri çalışırken Soyut isimleri tek başına ezberlemek zordur; hangi fiille birlikte kullanıldığını da not et. take a precaution, reach a stalemate, pose a threat gibi eşleşmeler sınavda soru olarak da çıkabiliyor.

En sık kullanılan 100 isim 100 / 1322 isim

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1accesserişim, giriş, ulaşımMany people lack access to clean drinking water.
Birçok insan temiz içme suyuna erişimden yoksundur.
2accounthesap; anlatımShe opened a savings account at the bank.
Bankada bir tasarruf hesabı açtı.
3actioneylem, hareket, davranış, aksiyonThis movie has lots of action.
Bu filmin çok fazla aksiyonu var.
4airhava, yayınHe went outside to get some fresh air.
Temiz hava almak için dışarı çıktı.
5amountmiktar, tutarThey spent a large amount of money on the repair.
Tamir için büyük bir miktar para harcadılar.
6areabölge, alan, yerDogs are not allowed in the children's play area.
Çocukların oyun alanında köpeklere izin verilmez.
7armyordu, topluluk, kalabalıkHe served in the army all his life.
Tüm hayatı boyunca orduda hizmet etti.
8articlemakale, yazı, maddeThe article was published last week.
Makale geçen hafta yayımlandı.
9attentionilgi, özen, dikkatPlease pay attention to the lesson.
Lütfen derse dikkatinizi verin.
10backsırt, arkaShe carried the heavy bag on her back.
Ağır çantayı sırtında taşıdı.
11bankbanka, nehir kıyısı, kıyıThe children sat on the river bank, watching the boats pass by.
Çocuklar nehir kıyısına oturmuş, teknelerin geçişini izliyordu.
12basetaban, temel, üsThe base of the statue was covered in flowers.
Heykelin tabanı çiçeklerle kaplıydı.
13bloodkan, kan bağıWould you donate your blood for someone else?
Bir başkası için kanını bağışlar mıydın?
14bodyvücut, bedenHe exercises to keep his body healthy.
Vücudunu sağlıklı tutmak için egzersiz yapar.
15carebakım, özen, ilgiThe president is receiving excellent care.
Başkan mükemmel bakım alıyor.
16careerkariyer, meslekHe is thinking about changing his career.
Kariyerini değiştirmeyi düşünüyor.
17casedava, kılıf, kasaThe case has been postponed due to lack of evidence.
Dava kanıt yetersizliğinden dolayı ertelendi.
18chanceşans, ihtimalThis is an amazing chance to learn something new.
Bu yeni bir şeyler öğrenmek için harika bir şans.
19chargesuçlama; ücretHe denied every charge brought against him.
Kendisine yöneltilen her suçlamayı reddetti.
20choiceseçenek, çareThis restaurant is a great choice for dinner.
Bu restoran akşam yemeği için harika bir seçenek.
21codeşifre, kanunThe teacher will give us a simple code to break.
Öğretmen çözmemiz için basit bir şifre verecek.
22collegeüniversite, yüksekokul, kolejShe is studying biology at the college.
Üniversitede biyoloji okuyor.
23communitytopluluk, camia, cemaat, toplumHe is an active member of the community.
O, topluluğun aktif bir üyesidir.
24companyşirket, firmaShe works for a software company.
Bir yazılım şirketinde çalışıyor.
25councilmeclis, konsey, kurulHe was elected to the student council, which allowed him to represent his class.
Öğrenci konseyine seçildi ve bu, sınıfını temsil etmesine imkân sağladı.
26countykontluk, il, idari bölge (ABD'de ilçe)He works for the county government, where he handles various tasks.
İlçe hükümeti için çalışıyor ve orada çeşitli görevleri yürütüyor.
27coupleçift, ikiA young couple moved into the flat.
Genç bir çift daireye taşındı.
28coursekurs, dersThe cooking course starts next Monday.
Yemek pişirme kursu gelecek pazartesi başlıyor.
29courtmahkeme, sahaThe basketball court was full of players practicing their shots.
Basketbol sahası, şut pratiği yapan oyuncularla doluydu.
30darkkaranlık, koyuHe is afraid of walking alone in the dark.
Karanlıkta yalnız yürümekten korkar.
31datetarihPlease write the date at the top of the page.
Lütfen sayfanın üstüne tarihi yazın.
32dealanlaşma, muameleThey made a deal to share the profits equally.
Kârları eşit paylaşmak için bir anlaşma yaptılar.
33deathölüm, vefatDeath is inevitable.
Ölüm kaçınılmazdır.
34decisionkarar, hükümIt is a tough decision.
Bu zor bir karar.
35dietdiyet, beslenmeA balanced diet is important for your health.
Dengeli bir beslenme, sağlığın için gereklidir.
36districtbölge, mahalleEach district has its own local government.
Her bölgenin kendi yerel yönetimi vardır.
37earthyeryüzü, dünya, toprakThe earth's atmosphere protects us from harmful radiation.
Dünyanın atmosferi bizi zararlı radyasyondan korur.
38educationeğitim, öğretim, öğrenimEducation is the key to a successful future.
Eğitim, başarılı bir geleceğin anahtarıdır.
39eventetkinlik, olay, durumThe concert was a major event.
Konser büyük bir etkinlikti.
40evidencekanıt, delil, ifadeThe lack of evidence made it difficult to solve the case.
Kanıt eksikliği davayı çözmeyi zorlaştırdı.
41experiencedeneyim, tecrübeThe job requires at least three years of experience.
İş en az üç yıllık deneyim gerektiriyor.
42fallsonbahar, güzFall is my favorite time of the year.
Sonbahar benim yılın en sevdiğim zamanı.
43fieldalan, tarlaThe farmer worked all day in the field.
Çiftçi tüm gün tarlada çalıştı.
44figurerakam; şekilThe final figure was higher than expected.
Nihai rakam beklenenden yüksekti.
45fireateş, yangınA fire destroyed two shops in the market.
Bir yangın çarşıdaki iki dükkânı yok etti.
46goalhedef, amaçHis goal is to become fluent in several languages.
Onun amacı birkaç dili akıcı bir şekilde konuşabilmek.
47governmentdevlet, hükümetWe discussed the government's new policy in the meeting.
Toplantıda hükümetin yeni politikasını tartıştık.
48groundyer, zeminIt was lying on the ground under the tree.
O ağacın altında yerde yatıyordu.
49handelHe raised his hand to ask a question.
Soru sormak için elini kaldırdı.
50healthsağlık, sağlık durumu, sıhhatTake care of your mental health.
Zihinsel sağlığınıza dikkat edin.
#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
51humaninsan, insaniHumans need oxygen to survive.
İnsanlar hayatta kalmak için oksijene ihtiyaç duyar.
52kindtür, çeşitWhat kind of book are you looking for?
Ne tür bir kitap arıyorsun?
53lablaboratuvarThe students conducted the experiment in the lab.
Öğrenciler, deneyi laboratuvarda gerçekleştirdi.
54leisureboş zaman, eğlence, serbest zamanLeisure activities help people relax through tough times.
Boş zaman aktiviteleri insanların zor zamanlarda rahatlamasına yardımcı olur.
55lineçizgi; hatDraw a straight line across the page.
Sayfa boyunca düz bir çizgi çizin.
56loankredi, borçThe bank approved their loan application after reviewing their documents.
Banka, belgelerini inceledikten sonra kredi başvurularını onayladı.
57managementyönetim, idare, işletmeGood management is key to a successful business.
İyi yönetim, başarılı bir işin anahtarıdır.
58memberüye, tarafHe's a member of the chess club.
O, satranç kulübünün bir üyesi.
59mindzihin, kafa, fikirShe always tries to change his mind when he hears different opinions.
Farklı görüşler duyduğunda, kadın her zaman adamın fikrini değiştirmeye çalışır.
60ministerbakan, vekilThe minister announced new policies to improve education.
Bakan, eğitimi iyileştirmek için yeni politikaları açıkladı.
61missbayan (evlenmemiş kadın)Good morning, Miss Taylor, please come in.
Günaydın Bayan Taylor, lütfen içeri buyurun.
62notenot; işaretHe left a short note on the kitchen table.
Mutfak masasına kısa bir not bıraktı.
63performanceperformans, gösteri, verimHis performance in the exam was excellent.
Sınavdaki performansı mükemmeldi.
64policypolitika, ilke, kural, sigorta poliçesiThis policy aims to reduce waste by encouraging recycling.
Bu politika atıkları azaltmayı geri dönüşümü teşvik ederek hedefliyor.
65practicealıştırma, pratik, tatbikatShe has piano practice twice a week.
Haftada iki kez piyano pratiği var.
66presenthediye, armağanHe bought a small present for his sister.
Kız kardeşine küçük bir hediye aldı.
67presidentbaşkan, devlet başkanıThe president gave a speech about the economy today.
Başkan bugün ekonomi hakkında bir konuşma yaptı.
68pricefiyatThe price of bread went up again.
Ekmeğin fiyatı yine arttı.
69processsüreç, işlemLearning a language is a slow process.
Bir dil öğrenmek yavaş bir süreçtir.
70productionüretim, yapım, imalatThe production costs are too high, which is affecting the overall budget.
Üretim maliyetleri çok yüksek ve bu, genel bütçeyi etkiliyor.
71projectproje, tasarıThe building project will take two years.
İnşaat projesi iki yıl sürecek.
72propertymülk, mal, özellik, taşınmazThis land is private property, and access is restricted to authorized individuals.
Bu arazi özel mülktür ve buraya yalnızca yetkili kişiler erişebilir.
73publichalk, kamu, kamuoyuThe new park will be open to the public next month.
Yeni park gelecek ay halka açık olacak.
74qualitynitelik, kaliteThe quality of this fabric is excellent.
Bu kumaşın kalitesi mükemmel.
75raceırk, soy, milletThe law protects people regardless of their race.
Yasa, insanların ırkına bakılmaksızın onları korur.
76rangearalık; menzil, diziThe shop sells a wide range of shoes.
Dükkân geniş bir ayakkabı yelpazesi satıyor.
77rateoran; ücretThe unemployment rate fell last quarter.
İşsizlik oranı geçen çeyrekte düştü.
78recordkayıt, rekorHe broke the world record in the 200-meter sprint.
200 metre koşuda dünya rekorunu kırdı.
79relationshipilişki, bağ, yakınlıkThey have a strong relationship based on trust and respect.
Onların güven ve saygıya dayalı güçlü bir ilişkisi var.
80responsecevap, tepkiHer response to the criticism was calm and thoughtful.
Eleştiriye verdiği tepki sakin ve düşünceliydi.
81resultsonuç, neticeThe result of the exam will arrive on Friday.
Sınavın sonucu cuma günü gelecek.
82rolerol, görevHe played the lead role in the school play.
Okul oyununda ana rolü oynadı.
83sciencebilim, fen, teknikA science journal published the study.
Bir bilim dergisi çalışmayı yayımladı.
84signişaret, tabelaA red sign warned drivers about the bridge.
Kırmızı bir tabela sürücüleri köprü konusunda uyardı.
85sourcekaynak, tedarikçiBooks are an excellent source of knowledge.
Kitaplar, mükemmel bir bilgi kaynağıdır.
86spacealan, uzay, boşlukWe found a parking space near the hospital.
Hastanenin yakınında bir park alanı bulduk.
87staffpersonel, kadroThe hospital staff were very kind to the patients, so they felt comfortable.
Hastane personeli hastalara çok nazikti böylelikle rahat hissettiler.
88storyhikâye, öykü, söylentiThe Ugly Duckling is a famous children’s story.
Çirkin Ördek Yavrusu ünlü bir çocuk hikâyesidir.
89stuffşey, eşyaHe left all his stuff in the car.
Bütün eşyasını arabada bıraktı.
90successbaşarı, başarılı kimseMy dream is to achieve success in my career.
Hayalim, kariyerimde başarı elde etmek.
91teamtakım, ekip, timThe team struggled to win the match.
Takım, maçı kazanmak için zorlandı.
92termterim; dönemThe teacher explained every technical term.
Öğretmen her teknik terimi açıkladı.
93tradeticaret, alım satım; takasTrade between the two countries is growing.
İki ülke arasındaki ticaret büyüyor.
94truthgerçek, doğrulukThe truth came out during the meeting, so everything went back to normal.
Gerçek toplantı sırasında ortaya çıktı ve böylelikle her şey normale döndü.
95unionsendika, birlikThe union is negotiating with the company to reach a fair agreement.
Sendika, adil bir anlaşmaya varmak için şirketle müzakere ediyor.
96valuedeğer, kıymetThe value of the house has doubled.
Evin değeri ikiye katlandı.
97versionsürüm, uyarlamaThis is the latest version of the program.
Bu, programın en son sürümü.
98viewmanzara; görüşThe room has a wonderful view of the sea.
Odanın harika bir deniz manzarası var.
99watersuHe drank a glass of cold water after the run.
Koşudan sonra bir bardak soğuk su içti.
100willirade, vasiyetHe has a strong will to succeed, and he works hard every day.
Başarılı olmak için güçlü bir iradesi var ve her gün çok çalışır.

Sonraki adım

Sınava mı hazırlanıyorsun? 30 günlük YDS kelime planı her gün hangi kelime türünü çalışacağını gösteriyor.

İsimleri bitirdiysen fiil listesine dönebilir, ya da uygulamada YDS/YÖKDİL havuzunu seçip iki grubu birlikte aralıklı tekrarla çalışabilirsin.

Seviyeni ölçmek için seviye testi, kelime çalışmayı oyuna çevirmek için kelime oyunları sayfasına bakabilirsin.