Ana Sayfa›YDS Kelimeleri›YDS Sıfat Listesi
YDS / YÖKDİL

YDS Sıfat Listesi

YDS ve YÖKDİL'de sık karşılaşılan 776 sıfat içinden en sık kullanılan 100'ü; Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.

En sık 100 sıfatörnek cümleliücretsiz

YDS ve YÖKDİL'de sıfatlar çok soru getirir. Kelime sorularında bazen şıkların hepsi sıfattır ve aralarındaki fark çoğu zaman küçük bir nüanstır: ambiguous mu obscure mü, plausible mı feasible mi?

Aşağıda sınavda sık geçen 776 sıfat içinden en sık kullanılan 100'ü var; Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle. Sıfatlarda örnek cümle en az Türkçe karşılık kadar önemli: susceptible'ın "duyarlı" olduğunu bilmek yetmez, neye duyarlı olduğunu (susceptible to) görmen gerekir.

Sıfat çalışırken Sıfatları eş anlamlı öbekler hâlinde çalış: "bol" anlamına gelen abundant / ample / plentiful / bountiful dördü de listede. Sınav bunları birbirinin şıkkı yapar; farkı yan yana görünce daha kolay ayırt edersin.

En sık kullanılan 100 sıfat 100 / 776 sıfat

#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
1activeaktif, hareketliThe volcano is still active.
Volkan hâlâ aktif.
2alivecanlı, hayatta, hayat doluThe forest comes alive at night.
Orman geceleri canlanır.
3amazingharika, şaşırtıcı, inanılmazShe gave an amazing performance in the play.
Oyunda muhteşem bir performans sergiledi.
4annualyıllık, senelikThe annual festival starts tomorrow, bringing excitement for everyone.
Yıllık festival yarın başlıyor ve herkese heyecan getiriyor.
5associatedilişkili, bağlantılıStress is often strongly associated with poor physical health.
Stres genellikle kötü fiziksel sağlıkla güçlü bir şekilde ilişkilendirilir.
6availablemüsait, ulaşılabilir, mevcutShe said she was available after the meeting.
Toplantıdan sonra müsait olduğunu söyledi.
7averageortalama, sıradanIn Turkey, the average height for women is 160 cm.
Türkiye'de kadınların ortalama boyu 160 cm'dir.
8awarehaberdar, farkında, uyanıkShe was not aware of the changes in the schedule.
Takvimdeki değişikliklerin farkında değildi.
9certainkesin, bazıThere are certain rules that everybody must follow.
Herkesin uyması gereken belirli kurallar vardır.
10chiefbaş, başlıcaFishing is the chief industry of the town.
Balıkçılık kasabanın başlıca sanayisidir.
11civilsivil, medeni, resmî, nazikThe civil rights movement changed history by fighting for equality and justice.
Sivil haklar hareketi eşitlik ve adalet için savaşarak tarihi değiştirdi.
12commercialticariThe building is used for commercial purposes.
Bina ticari amaçlarla kullanılıyor.
13commonyaygın, ortakThey have a common interest in music.
Müzik konusunda ortak ilgi alanları var.
14completetam, eksiksiz, tamamlanmışThe puzzle is complete; we finished it together.
Bulmaca tamamlandı; birlikte bitirdik.
15complexkarmaşıkThe problem is more complex than it looks.
Sorun göründüğünden daha karmaşık.
16concernedendişeli, ilgiliThe manager is concerned with meeting the deadline.
Yönetici, son teslim tarihini karşılamakla ilgileniyor.
17contentmemnun, hoşnutShe was content with her simple lifestyle, finding joy in small things.
Basit yaşam tarzından memnundu ve küçük şeylerden keyif alıyordu.
18coolserin, havalıThis is a cool place to hang out with friends.
Arkadaşlarla takılmak için havalı bir yer.
19correctdoğru, yanlışsızThe correct answer is option B.
Doğru cevap seçenek B'dir.
20criticalkritik, acil, önemliThe patient's condition is critical, requiring immediate medical attention.
Hastanın durumu kritik, acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyuyor.
21currentgüncel, şu ankiWhat is the current price of gold?
Altının güncel fiyatı nedir?
22dangeroustehlikeli, riskliIt's dangerous to drive without a seatbelt.
Emniyet kemeri takmadan araç kullanmak tehlikelidir.
23drykuruKeep the seeds in a dry place.
Tohumları kuru bir yerde saklayın.
24economicekonomik, iktisadi, kârlıThe new economic plan helped many people by providing financial assistance.
Yeni ekonomik plan finansal yardım sağlayarak, birçok insana yardımcı oldu.
25effectiveetkili, verimli, geçerli, tesirliThis medicine is very effective for headaches.
Bu ilaç, baş ağrıları için çok etkilidir.
26enoughyeterli, kâfiThere is not enough milk for the cake.
Pasta için yeterli süt yok.
27entiretüm, tamamı, bütünThe entire city was affected by the power outage.
Tüm şehir elektrik kesintisinden etkilendi.
28evilkötü, şeytaniThe villain in the story had evil plans to take over the city.
Hikâyedeki kötü adamın şehri ele geçirmek için kötü planları vardı.
29excellentmükemmel, kusursuzThe food at this restaurant is excellent.
Bu restorandaki yemekler mükemmel.
30excitedheyecanlı, heyecanlanmışI'm so excited to see the new movie.
Yeni filmi göreceğim için çok heyecanlıyım.
31fairadil, açık tenli, dürüstFair treatment is a basic human right.
Adil muamele temel bir insan hakkıdır.
32finalson, final, nihaiHe always wins the final stage of the game.
O her zaman oyunun son aşamasını kazanır.
33firmsert, sağlam; kararlıThe mattress is firm but comfortable.
Yatak sert ama rahat.
34fitformda, sağlıklı; uygunHe stays fit by cycling to work.
İşe bisikletle giderek formda kalıyor.
35foreignyabancı, yurt dışıShe speaks five foreign languages fluently.
Beş yabancı dili akıcı bir şekilde konuşuyor.
36formereski, öncekiThe former president was invited to speak at the event.
Eski başkan etkinlikte konuşmaya davet edildi.
37full-timetam zamanlıShe took a full-time job at the hospital.
Hastanede tam zamanlı bir işe girdi.
38furtherdaha fazla, ekWe need further information before deciding.
Karar vermeden önce daha fazla bilgiye ihtiyacımız var.
39gladmemnun, mutlu, sevinçliWe are glad that you made the effort to come.
Gelmek için çaba harcadığınıza sevindik.
40globalküresel, dünya çapında, evrenselThe global economy is going through a turbulent period.
Küresel ekonomi çalkantılı bir dönemden geçiyor.
41grandgörkemli, etkileyici, ihtişamlıThe palace had a grand staircase in the main hall.
Sarayın ana salonunda görkemli bir merdiven vardı.
42healthysağlıklı, sağlam, sağlığa yararlıEating vegetables helps you stay healthy.
Sebze yemek sağlıklı kalmanıza yardımcı olur.
43heavyağır, çokThis box is too heavy for him to carry.
Bu kutu onun taşıması için çok ağır.
44honestdürüst, samimi, doğruHe gave an honest and sincere answer to the question.
Soruya dürüst ve samimi bir cevap verdi.
45hugeçok büyük, kocamanThe elephant is a huge animal.
Fil çok büyük bir hayvandır.
46lastson; geçenThis is the last train of the night.
Bu gecenin son treni.
47leanyağsız, zayıfThis dish uses lean meat only.
Bu yemekte yalnızca yağsız et kullanılır.
48mainana, başlıca, esasOur main aim is to design new items.
Ana amacımız yeni ürünler tasarlamaktır.
49majorana, büyük, asıl, önemliThey made a major contribution to the project.
Projeye büyük bir katkı sağladılar.
50masskitlesel, topluThe concert drew a mass audience.
Konser kitlesel bir seyirci çekti.
#İngilizceTürkçeÖrnek cümle
51massivebüyük, devasa, kocamanShe received a massive amount of support from her friends.
Arkadaşlarından büyük bir destek aldı.
52mentalzihinsel, akliThe puzzle is good for mental exercise to improve problem-solving skills.
Bulmaca, problem çözme becerilerini geliştirmeye yönelik zihinsel egzersiz için iyidir.
53militaryaskerîA military band played at the ceremony.
Törende bir askerî bando çaldı.
54missingkayıp, eksik, kaybolanThe missing cat was found yesterday.
Kaybolan kedi dün bulundu.
55mobilemobil, seyyar, hareketliHer mobile nature makes her adaptable to new situations.
Hareketli yapısı, onu yeni durumlara uyumlu hâle getiriyor.
56necessarygerekli, gereken, zorunluIt is necessary to bring your ID for registration.
Kayıt için kimliğinizi getirmeniz gerekli.
57originalorijinal, özgünThe artwork in the museum is truly original.
Müzedeki sanat eserleri gerçekten orijinal.
58overallgenel, tümThe overall performance of the team was impressive.
Takımın genel performansı etkileyiciydi.
59ownkendi, kendine aitShe wants a room of her own.
Kendine ait bir oda istiyor.
60particularözel, titiz, belirliHe is very particular about the details in his work.
İşindeki ayrıntılar konusunda çok titizdir.
61patientsabırlı, tahammüllüYou need to be patient when learning a new language.
Yeni bir dil öğrenirken sabırlı olmanız gerekir.
62perfectmükemmel, kusursuz, eksiksizShe has perfect golden hair.
Onun mükemmel altın saçları var.
63possiblemümkün, olasıThere are many possible solutions to the problem.
Sorunun birçok olası çözümü var.
64potentialolası, potansiyelThey discussed the potential risks first.
Önce olası riskleri tartıştılar.
65prettygüzel, hoşThey live in a pretty village by the lake.
Göl kenarında güzel bir köyde yaşıyorlar.
66previousönceki, geçmiş, evvelkiI learned from my previous mistakes, and they taught me valuable lessons.
Önceki hatalarımdan ders aldım ve bunlar bana değerli dersler öğretti.
67primarytemel, birincilHealth is my primary concern, as I want to maintain mental well-being.
Sağlık benim öncelikli kaygımdır; çünkü ruhsal iyilik hâlimi korumak istiyorum.
68primebirincil, en önemli, ilk, asılHe was a prime suspect in a murder investigation.
Bir cinayet soruşturmasında baş şüpheliydi.
69priorönceki, öncedenPlease ensure you have prior approval before making any schedule changes.
Lütfen herhangi bir program değişikliği yapmadan önce önceden onay aldığınızdan emin olun.
70privateözel, kişisel, gizliThis is a private property; no entry allowed without permission.
Burası özel mülktür; izinsiz giriş yasaktır.
71properuygun, düzgün, doğru, münasipThis is not the proper way to solve the problem.
Bu, problemi çözmenin uygun yolu değil.
72proudgururlu, onurlu, kıvanç duyanI am proud of my daughter's achievements, as she has worked hard.
Kızımın başarılarından gurur duyuyorum, çünkü çok çalıştı.
73quickhızlı, çabuk, seriI took a quick shower before leaving.
Çıkmadan önce hızlı bir duş aldım.
74independentbağımsız, özgürHe wants to be independent and live on his own.
Bağımsız olmak ve kendi başına yaşamak istiyor.
75rarenadir, ender, az bulunanThis flower is very rare in our country, and it can only be found in this yard.
Bu çiçek ülkemizde çok nadirdir ve sadece bu bahçede bulunabilir.
76recentson, en son, güncelHer recent work has been praised by critics.
Onun son çalışmaları eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı.
77regulardüzenli, düzgün, olağanShe maintains a regular schedule to stay organized.
Düzenli bir program yaparak organize kalıyor.
78religiousdindar, dinîReligious festivals are celebrated in many cultures.
Dinî bayramlar birçok kültürde kutlanır.
79responsiblesorumlu, güvenilirShe is responsible for organizing the event to ensure everything runs smoothly.
Her şeyin sorunsuz işlemesini sağlamak için etkinliği düzenlemekten sorumludur.
80richzengin, bol, varlıklıDo you think rich people are happy?
Sence zengin insanlar mutlu mudur?
81roundyuvarlakThe table in the dining room is perfectly round.
Yemek odasındaki masa tamamen yuvarlaktır.
82significantönemli, anlamlıThe discovery was a significant breakthrough in the field of medicine.
Bu buluş, tıp alanında önemli bir atılımdı.
83similarbenzer, benzeyen, eşMy father and I have similar views on politics.
Babam ve ben siyaset konusunda benzer görüşlere sahibiz.
84smartakıllı, şık, akıllıcaThat was a smart solution to the problem that saved both time and effort.
Bu, hem zamandan hem emekten tasarruf sağlayan, soruna yönelik akıllıca bir çözüm idi.
85solidkatı, sağlamThe bridge rests on solid rock.
Köprü sağlam kayanın üzerinde duruyor.
86soundsağlam, sağlıklıThe engineer provided a sound solution to the problem, ensuring the project's stability and success.
Mühendis, soruna sağlam bir çözüm sunarak projenin istikrarını ve başarısını garantiledi.
87specificbelirli, özelDo you have a specific topic in mind?
Aklında belirli bir konu var mı?
88stronggüçlü, kuvvetli, sağlamBe careful with this medicine; it is very strong.
Bu ilacı kullanırken dikkatli olun; çok güçlüdür.
89successfulbaşarılıShe is a successful businesswoman who inspires many.
O, birçok insana ilham veren başarılı bir iş kadınıdır.
90toughzorlu, dayanıklıShe is a tough person who doesn't give up easily.
O, kolay pes etmeyen dayanıklı bir kişidir.
91traditionalgelenekselWe enjoyed a traditional dinner with local dishes.
Yerel yemeklerle geleneksel bir akşam yemeği ziyafeti çektik.
92unableyapamayan, beceriksiz, güçsüzI'm unable to attend the meeting today because of a prior commitment.
Bugün toplantıya katılamıyorum çünkü önceden bir randevum var.
93unlimitedsınırsızThe ticket gives unlimited travel for a week.
Bilet bir hafta sınırsız seyahat sağlıyor.
94unpreparedhazırlıksızHe was completely unprepared for the question.
Soruya tamamen hazırlıksızdı.
95usefulkullanışlı, yararlı, faydalıShe gave me some useful advice.
Bana bazı faydalı tavsiyeler verdi.
96variousçeşitli, farklı, türlüWe offer various types of tea to suit different tastes and preferences.
Farklı tatlara ve zevklere hitap eden çeşitli çay türleri sunuyoruz.
97weirdtuhaf, garip, değişikThe movie had a weird plot twist that left the audience both confused and intrigued.
Filmde, seyircinin hem kafasını karıştıran hem de ilgisini çeken tuhaf bir sürpriz gelişme vardı.
98well-knowntanınmış, meşhurShe is a well-known painter in this region.
Bu bölgede tanınmış bir ressamdır.
99wildvahşiThey saw wild animals while hiking in the forest.
Ormanda yürüyüş yaparken vahşi hayvanlar gördüler.
100worthdeğerinde, değerThe old coin is worth a lot of money.
Eski madenî para çok para değerinde.

Sonraki adım

Sınava mı hazırlanıyorsun? 30 günlük YDS kelime planı her gün hangi kelime türünü çalışacağını gösteriyor.

Sıfatların yanına zarfları ve fiilleri ekleyebilirsin. Uygulamada YDS/YÖKDİL havuzunu seçersen beş grubu birlikte, aralıklı tekrarla çalışırsın.