DELE B1 Kelimeleri
DELE B1 sınavının konularına göre gruplanmış 100 İspanyolca kelime; artikelleri, Türkçe karşılıkları ve örnek cümleleriyle.
DELE B1, Instituto Cervantes'in İspanya Eğitim Bakanlığı adına verdiği İspanyolca diplomalarından biri. İspanyolcayı günlük hayatta ve işte kendi başına kullanabildiğini belgeliyor ve süresiz geçerli.
Bu sayfadaki kelimeler sıklığa göre değil, sınavda işine yarayacakları yere göre seçildi: görüşünü anlatırken, bir e-posta yazarken, havalimanı anonsunu dinlerken ya da bir fotoğrafı anlatırken. Her grubun başında o kelimelerin sınavın hangi bölümünde karşına çıkacağı yazıyor.
Sınav nasıl bir şey?
Sınav dört bölümden oluşuyor ve toplam yaklaşık 3 saat 20 dakika sürüyor. Konuşma bölümünden önce 15 dakikalık hazırlık süresi var.
Toplam 100 puan. Apto (başarılı) sayılmak için en az 60 puan gerekiyor ve iki grubun her birinden en az 30 puan almalısın: okuma ile yazma bir grup, dinleme ile konuşma diğer grup.
Sınav konularına göre 100 kelime
Her konuda en çok işine yarayacak kelimeler var. Konuları sırayla çalışabilirsin; sınavdan önceki haftalarda günde bir iki konu iyi bir tempo.
Görüş bildirmek Expresión oral · escrita
Konuşmanın ilk iki görevinde ve ikinci yazma görevinde görüşünü söyleyip gerekçelendiriyorsun. Bu kelimeler cevabının iskeleti.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | el punto de vista | bakış açısı | Desde mi punto de vista, deberíamos esperar un poco más. Benim bakış açıma göre biraz daha beklemeliyiz. |
| 2 | la ventaja | avantaj, üstünlük | La gran ventaja de vivir en el centro es poder ir andando. Merkezde yaşamanın büyük avantajı, her yere yürüyerek gidebilmek. |
| 3 | la desventaja | dezavantaj | ¿Qué desventajas crees que tiene trabajar desde casa? Sence evden çalışmanın ne gibi dezavantajları var? |
| 4 | la postura | tutum, duruş, pozisyon | Cada partido defendió su postura durante el debate. Her parti tartışma sırasında kendi tutumunu savundu. |
| 5 | la propuesta | öneri, teklif | Nos parece muy interesante tu propuesta de viaje. Seyahat önerini çok ilginç buluyoruz. |
| 6 | considerar | dikkate almak, saymak | Lo considero uno de mis mejores amigos. Onu en iyi arkadaşlarımdan biri olarak görüyorum. |
| 7 | en primer lugar | ilk olarak, öncelikle | En primer lugar, quiero dar las gracias a todos por venir. Öncelikle, geldiğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. |
| 8 | por un lado | bir yandan | Por un lado quiero viajar, pero por otro necesito ahorrar. Bir yandan seyahat etmek istiyorum ama öte yandan para biriktirmem gerekiyor. |
| 9 | por otro lado | öte yandan, diğer taraftan | La ciudad es cara; por otro lado, hay muchas oportunidades. Şehir pahalı; öte yandan pek çok fırsat var. |
| 10 | sin duda | şüphesiz, kuşkusuz | Sin duda, es la mejor paella que he probado. Şüphesiz, bu tattığım en iyi paella. |
| 11 | en conclusión | sonuç olarak | En conclusión, necesitamos más tiempo para terminar el proyecto. Sonuç olarak, projeyi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var. |
E-posta ve mektup Expresión escrita · 1. görev
İlk yazma görevi bir e-posta ya da mektup: şikâyet etmek, bir şey önermek, teşekkür etmek ya da bir planı değiştirmek.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 12 | el/la remitente | gönderen | La carta llegó sin remitente, así que no sé quién la envió. Mektup gönderen bilgisi olmadan geldi, bu yüzden kimin gönderdiğini bilmiyorum. |
| 13 | adjuntar | eklemek (e-postaya), iliştirmek | Te adjunto el currículum en este correo electrónico. Özgeçmişimi bu e-postanın ekinde gönderiyorum. |
| 14 | la reclamación | şikâyet, talep | Hice una reclamación porque me habían cobrado de más. Benden fazla ücret aldıkları için şikâyette bulundum. |
| 15 | la queja | şikâyet, yakınma | Los vecinos presentaron una queja por el ruido del bar. Komşular bardaki gürültü yüzünden şikâyette bulundu. |
| 16 | la sugerencia | öneri, tavsiye | Si tienes alguna sugerencia, escríbela en el buzón. Herhangi bir önerin varsa kutuya yaz. |
| 17 | el agradecimiento | minnet, teşekkür | Quiero expresar mi agradecimiento a todos los que me han ayudado. Bana yardım eden herkese minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. |
| 18 | confirmar | onaylamak, teyit etmek | Tienes que confirmar la reserva antes de las doce. Rezervasyonu saat on ikiden önce onaylaman gerekiyor. |
| 19 | la cancelación | iptal | La cancelación del vuelo nos obligó a dormir en el aeropuerto. Uçuşun iptali bizi havalimanında uyumak zorunda bıraktı. |
| 20 | aplazar | ertelemek | Hemos aplazado la reunión hasta el próximo martes. Toplantıyı gelecek salıya erteledik. |
| 21 | informar | bilgilendirmek, bildirmek | El guía nos informó de los horarios de las visitas. Rehber bizi ziyaret saatleri hakkında bilgilendirdi. |
| 22 | cuanto antes | bir an önce, en kısa sürede | Llama al médico cuanto antes si sigues con fiebre. Ateşin devam ederse bir an önce doktoru ara. |
| 23 | urgente | acil | Necesito hablar contigo, es un asunto urgente. Seninle konuşmam lazım, acil bir mesele. |
İş Comprensión de lectura
Okuma metinlerinde iş ilanları ve çalışma hayatı üzerine haberler sık çıkar.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 24 | el ascenso | terfi, yükselme | Después de tres años, por fin le dieron el ascenso que esperaba. Üç yılın ardından nihayet beklediği terfiyi ona verdiler. |
| 25 | el despido | işten çıkarma, kovulma | El despido de veinte trabajadores provocó una huelga en la fábrica. Yirmi işçinin işten çıkarılması fabrikada bir greve yol açtı. |
| 26 | el desempleo | işsizlik | El desempleo juvenil sigue siendo un problema grave en España. Genç işsizliği İspanya'da ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. |
| 27 | la vacante | boş kadro, açık pozisyon | Hay una vacante en el departamento de marketing, por si te interesa. İlgini çekerse, pazarlama departmanında açık bir pozisyon var. |
| 28 | el teletrabajo | uzaktan çalışma | Me encanta el teletrabajo porque no pierdo tiempo en el transporte. Uzaktan çalışmayı çok seviyorum çünkü ulaşımda vakit kaybetmiyorum. |
| 29 | el autónomo / la autónoma | serbest çalışan | Desde que es autónoma, trabaja muchas más horas que antes. Serbest çalışmaya başladığından beri eskisinden çok daha fazla saat çalışıyor. |
| 30 | laboral | işle ilgili, çalışma | Tiene mucha experiencia laboral en el sector turístico. Turizm sektöründe çok fazla iş deneyimi var. |
| 31 | cualificado | nitelikli, kalifiye | La empresa busca personal cualificado para el laboratorio. Şirket laboratuvar için nitelikli personel arıyor. |
| 32 | dimitir | istifa etmek | El ministro dimitió después del escándalo. Bakan skandaldan sonra istifa etti. |
| 33 | la plantilla | personel, kadro | La empresa quiere ampliar la plantilla el año que viene. Şirket gelecek yıl kadrosunu genişletmek istiyor. |
| 34 | la trayectoria | kariyer, gidişat | Tiene una larga trayectoria como periodista deportivo. Spor gazeteciliğinde uzun bir kariyeri var. |
| 35 | el sindicato | sendika | Mi hermana se afilió al sindicato cuando empezó a trabajar allí. Kız kardeşim orada çalışmaya başladığında sendikaya üye oldu. |
Konut Comprensión de lectura
Ev ilanları ve komşuluk ilişkileri: okuma bölümünün ve günlük hayatın ortak konusu.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 36 | la vivienda | konut, mesken | El precio de la vivienda no para de subir en las grandes ciudades. Büyük şehirlerde konut fiyatları durmadan artıyor. |
| 37 | el casero / la casera | ev sahibi | La casera nos ha subido el alquiler cincuenta euros. Ev sahibi kiramızı elli avro artırdı. |
| 38 | la inmobiliaria | emlak ofisi | Encontramos el piso a través de una inmobiliaria del barrio. Daireyi mahalledeki bir emlak ofisi aracılığıyla bulduk. |
| 39 | el ático | çatı katı | Alquilaron un ático con una terraza enorme. Kocaman bir terası olan bir çatı katı kiraladılar. |
| 40 | las afueras (pl.) | banliyö, şehir dışı | Vivimos en las afueras porque los pisos son más baratos. Daireler daha ucuz olduğu için şehir dışında yaşıyoruz. |
| 41 | el vecindario | mahalle, komşular | Todo el vecindario se enteró de la noticia en pocas horas. Bütün mahalle birkaç saat içinde haberi öğrendi. |
| 42 | la urbanización | site, yerleşim alanı | Viven en una urbanización con piscina y pistas de tenis. Havuzu ve tenis kortları olan bir sitede yaşıyorlar. |
| 43 | la convivencia | birlikte yaşama, bir arada yaşam | La convivencia con mis compañeros de piso es muy buena. Ev arkadaşlarımla birlikte yaşamak çok iyi gidiyor. |
| 44 | la gotera | su sızıntısı, tavan akıntısı | Cada vez que llueve, tenemos una gotera en el salón. Her yağmur yağdığında salonda tavandan su damlıyor. |
| 45 | la cerradura | kilit | Cambiamos la cerradura después de perder las llaves. Anahtarları kaybettikten sonra kilidi değiştirdik. |
| 46 | acogedor | sıcak, samimi, rahat | Tienen una casa pequeña pero muy acogedora. Küçük ama çok sıcak bir evleri var. |
| 47 | averiarse | arızalanmak, bozulmak | El coche se averió en mitad de la autopista. Araba otoyolun ortasında arızalandı. |
Sağlık Comprensión auditiva
Doktor ve eczane konuşmaları, sağlık programları. Bir teşhis ya da bir tedavi cevabı değiştirebilir.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 48 | el diagnóstico | teşhis, tanı | El médico no pudo darme un diagnóstico hasta ver los análisis. Doktor tahlilleri görene kadar bana teşhis koyamadı. |
| 49 | el tratamiento | tedavi | El tratamiento dura seis meses, pero ya me encuentro mejor. Tedavi altı ay sürüyor ama şimdiden daha iyi hissediyorum. |
| 50 | el efecto secundario | yan etki | Este medicamento puede tener algunos efectos secundarios, como el sueño. Bu ilacın uyku hali gibi bazı yan etkileri olabilir. |
| 51 | la dosis | doz | No tomes una dosis mayor de la que te ha indicado el médico. Doktorun sana söylediğinden daha yüksek bir doz alma. |
| 52 | la pomada | merhem, krem | Ponte esta pomada dos veces al día en la quemadura. Bu merhemi günde iki kez yanığın üzerine sür. |
| 53 | la inyección | iğne, enjeksiyon | Me da mucho miedo que me pongan una inyección. İğne yapılması beni çok korkutuyor. |
| 54 | el esguince | burkulma | Me hice un esguince de tobillo jugando al baloncesto. Basketbol oynarken ayak bileğimi burktum. |
| 55 | la fractura | kırık | Tiene una fractura en el brazo y lleva escayola. Kolunda kırık var ve alçı takıyor. |
| 56 | la migraña | migren | Cuando tengo migraña, necesito estar a oscuras y en silencio. Migrenim olduğunda karanlıkta ve sessizlikte kalmam gerekiyor. |
| 57 | el insomnio | uykusuzluk | El café por la tarde me provoca insomnio. Öğleden sonra içtiğim kahve uykusuzluk yapıyor. |
| 58 | resfriarse | üşütmek, soğuk algınlığına yakalanmak | Abrígate bien o te vas a resfriar. İyice sarın yoksa üşüteceksin. |
Seyahat ve anonslar Comprensión auditiva
Dinleme bölümünde havalimanı ve istasyon anonsları çıkar: aktarma, bagaj teslimi, son dakika değişiklikleri.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 59 | la escala | aktarma, ölçek | El vuelo a Lima hace escala en Madrid. Lima uçuşu Madrid'de aktarma yapıyor. |
| 60 | el transbordo | aktarma (araç değiştirme) | Para llegar al museo hay que hacer transbordo en Sol. Müzeye ulaşmak için Sol'da aktarma yapmak gerekiyor. |
| 61 | la facturación | bagaj teslimi, check-in, ciro | La facturación cierra cuarenta minutos antes de la salida. Check-in kalkıştan kırk dakika önce kapanıyor. |
| 62 | el itinerario | güzergâh, gezi programı | La agencia nos envió el itinerario completo del viaje. Acente bize yolculuğun tam programını gönderdi. |
| 63 | la estancia | kalış, konaklama | Espero que disfruten de su estancia en nuestro hotel. Otelimizdeki konaklamanızın keyfini çıkarmanızı umuyorum. |
| 64 | el desplazamiento | yolculuk, yer değiştirme | La empresa paga los desplazamientos de sus trabajadores. Şirket çalışanlarının yol masraflarını ödüyor. |
| 65 | el viajero / la viajera | yolcu, gezgin | Los viajeros del tren de las nueve deben ir al andén cuatro. Saat dokuz trenindeki yolcuların dört numaralı perona gitmesi gerekiyor. |
| 66 | la tripulación | mürettebat | La tripulación nos atendió muy bien durante todo el vuelo. Mürettebat uçuş boyunca bizimle çok iyi ilgilendi. |
| 67 | el mochilero / la mochilera | sırt çantalı gezgin | Recorrió Sudamérica como mochilero durante seis meses. Altı ay boyunca sırt çantalı gezgin olarak Güney Amerika'yı dolaştı. |
| 68 | el peaje | geçiş ücreti, gişe | Si vamos por la autopista, tendremos que pagar peaje. Otoyoldan gidersek geçiş ücreti ödememiz gerekecek. |
| 69 | a última hora | son anda, son dakikada | Cancelaron la cena a última hora y no nos avisaron. Yemeği son anda iptal ettiler ve bize haber vermediler. |
| 70 | el imprevisto | beklenmedik durum, aksilik | Siento llegar tarde, he tenido un imprevisto. Geç kaldığım için üzgünüm, beklenmedik bir şey çıktı. |
Çevre Expresión oral · 1. görev
Konuşmanın sunum görevinde sık çıkan konulardan biri: geri dönüşüm, tüketim ve iklim.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 71 | el cambio climático | iklim değişikliği | El cambio climático está provocando veranos cada vez más calurosos. İklim değişikliği giderek daha sıcak yazlara yol açıyor. |
| 72 | la sostenibilidad | sürdürülebilirlik | La sostenibilidad es clave en el nuevo plan urbanístico. Sürdürülebilirlik yeni kentsel planın anahtarıdır. |
| 73 | sostenible | sürdürülebilir | Queremos un turismo más sostenible en nuestra región. Bölgemizde daha sürdürülebilir bir turizm istiyoruz. |
| 74 | renovable | yenilenebilir | España produce mucha energía renovable gracias al sol. İspanya güneş sayesinde çok fazla yenilenebilir enerji üretiyor. |
| 75 | reutilizable | yeniden kullanılabilir | Llevo siempre una bolsa reutilizable para hacer la compra. Alışveriş için yanımda hep yeniden kullanılabilir bir çanta taşırım. |
| 76 | desechable | tek kullanımlık | Deberíamos usar menos vasos desechables en la oficina. Ofiste daha az tek kullanımlık bardak kullanmalıyız. |
| 77 | contaminado | kirlenmiş, kirli | El aire de la ciudad está muy contaminado. Şehrin havası çok kirli. |
| 78 | la emisión | emisyon, salım, yayın | Hay que reducir las emisiones de dióxido de carbono. Karbondioksit salımını azaltmak gerekiyor. |
| 79 | el envase | ambalaj, kap | Los envases de yogur van al contenedor amarillo. Yoğurt kapları sarı konteynere gider. |
| 80 | el consumo | tüketim | El consumo de agua aumenta mucho durante el verano. Yaz boyunca su tüketimi çok artar. |
| 81 | reducir | azaltmak, düşürmek | Deberíamos reducir el uso del coche en la ciudad. Şehirde araba kullanımını azaltmalıyız. |
| 82 | malgastar | boşa harcamak, israf etmek | No malgastes el dinero en cosas que no necesitas. Paranı ihtiyacın olmayan şeylere boşa harcama. |
Medya ve boş zaman Comprensión de lectura · auditiva
Radyo programları, haber metinleri ve anketler. Okuma ve dinlemenin ortak malzemesi.
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 83 | los medios de comunicación (pl.) | iletişim araçları, medya | Los medios de comunicación influyen mucho en la opinión pública. Medya kamuoyunu çok etkiler. |
| 84 | la prensa | basın, gazeteler | La noticia apareció ayer en toda la prensa nacional. Haber dün tüm ulusal basında yer aldı. |
| 85 | el reportaje | haber dosyası, belgesel haber programı | Anoche vi un reportaje sobre la vida en las islas Canarias. Dün gece Kanarya Adaları'ndaki yaşam hakkında bir haber programı izledim. |
| 86 | la encuesta | anket | Según una encuesta reciente, la mayoría de los jóvenes lee en el móvil. Yakın zamanda yapılan bir ankete göre gençlerin çoğu cep telefonundan okuyor. |
| 87 | el bulo | yalan haber, asılsız söylenti | Antes de compartir una noticia, comprueba que no sea un bulo. Bir haberi paylaşmadan önce yalan haber olmadığından emin ol. |
| 88 | la cadena | kanal, zincir | ¿En qué cadena ponen el partido esta noche? Maç bu akşam hangi kanalda? |
| 89 | el estreno | gala, ilk gösterim | El estreno de la película será el próximo viernes. Filmin ilk gösterimi önümüzdeki cuma olacak. |
| 90 | el espectador / la espectadora | seyirci, izleyici | Más de cincuenta mil espectadores llenaron el estadio. Elli binden fazla seyirci stadyumu doldurdu. |
| 91 | el pasatiempo | hobi, eğlence | Hacer crucigramas es su pasatiempo favorito. Bulmaca çözmek onun en sevdiği hobi. |
| 92 | entretenido | eğlenceli, oyalayıcı | El libro es muy entretenido, lo leí en dos días. Kitap çok eğlenceli, iki günde okudum. |
| 93 | emocionante | heyecan verici | Fue un partido muy emocionante hasta el último minuto. Son dakikaya kadar çok heyecan verici bir maçtı. |
Duygular Expresión oral · 3. görev
Üçüncü konuşma görevinde bir fotoğrafı anlatıyorsun: kişiler ne hissediyor, neden?
| # | İspanyolca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 94 | la ilusión | heves, heyecan, yanılsama | Me hace mucha ilusión que vengáis a visitarnos en verano. Yazın bizi ziyarete gelmeniz beni çok heyecanlandırıyor. |
| 95 | agobiado | bunalmış | Estoy agobiado con tantos correos sin contestar. Cevaplanmamış bu kadar e-postayla bunalmış durumdayım. |
| 96 | decepcionado | hayal kırıklığına uğramış | Estoy decepcionado con el servicio de este hotel. Bu otelin hizmetinden hayal kırıklığına uğradım. |
| 97 | estresado | stresli | Últimamente estoy muy estresado por el trabajo. Son zamanlarda iş yüzünden çok stresliyim. |
| 98 | agradecido | minnettar | Te estoy muy agradecido por todo lo que has hecho. Yaptığın her şey için sana çok minnettarım. |
| 99 | avergonzado | utanmış, mahcup | Me sentí avergonzado cuando me caí delante de todos. Herkesin önünde düştüğümde utandım. |
| 100 | la nostalgia | özlem, nostalji | Cuando escucho esa canción, siento nostalgia de mi infancia. O şarkıyı dinlediğimde çocukluğumu özlüyorum. |
Sınava kelime çalışırken
- Bağlayıcı ifadeleri çalış. por un lado … por otro lado, sin embargo, por lo tanto gibi ifadeler hem yazıda hem konuşmada metnini düzenli gösterir.
- E-posta kalıplarını ezberle. Resmî bir hitap (Estimados señores), bir amaç cümlesi ve bir kapanış (Un saludo cordial) ilk yazma görevinin yarısı demek.
- Fotoğraf anlatımına hazırlan. Kim, nerede, ne yapıyor, ne hissediyor ve sonra ne olacak: bu beş soruya cevap verebiliyorsan üçüncü görev kolaylaşır.
- İsimleri artikeliyle öğren. el ve la farkı sıfatların ekini de belirliyor; kelimeyi baştan artikeliyle ezberle.
Sonraki adım
Seviyenin en sık kullanılan kelimeleri için İspanyolca B1 kelime listesine bak; sonraki seviye İspanyolca B2. Bütün seviyeler İspanyolca kelimeler sayfasında.
Kelimeleri kartlarla ve oyunlarla tekrar etmek istersen İspanyolca kelime oyunları sayfasına göz at.
Sınava kadar her gün biraz çalış
Kelime kartları, aralıklı tekrar ve dokuz oyun B1'in 980 kelimeleriyle çalışıyor; unuttukların tekrar karşına çıkıyor. İspanyolca havuzu Premium üyelikle açılıyor. Önce denemek istersen Genel İngilizce ücretsiz; kartlar ve günlük görev için kayıt da gerekmiyor.
Uygulamada çalış