Kur'an'da En Çok Geçen Kelimeler
Kur'an'daki kelimelerin büyük kısmı birkaç yüz kelimenin tekrarından oluşur. İşte en çok geçen 50 kelime; harekeli yazılışı, okunuşu, kökü, anlamı ve renkli bir örnek cümleyle.
Kur'an yaklaşık 77.000 kelimeden oluşur, ama bu kelimelerin çok büyük kısmı aynı kelimelerin tekrarıdır. Bu sayfadaki 50 kelime, Kur'an'daki kelimelerin yaklaşık %44'ünü oluşturur. İlk 100 kelimeyle oran %55'e, 1000 kelimeyle %85'e çıkar.
Liste Kur'an'daki geçiş sıklığına göre dizildi; yalnızca ilk sırada, 2.699 kez geçen Allah lafzı var. Her kelimenin yanında kaç kez geçtiği, kökü ve okunuşu yazıyor. Örnek cümlede bir renge bak, Türkçede aynı rengi bul: aynı renk, aynı anlam.
En çok geçen 50 kelime 50 / 1000 kelime
| # | Kelime | Anlam | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | اللّٰهAllâhkök أ ل ه | Allahisim · Kur'an'da 2.699 kez | يَذْكُرُ الْحُجَّاجُ اللَّهَ كَثِيرًا عَلَى جَبَلِ عَرَفَةَ yezkuru'l-huccâcu'llâhe kesîran 'alâ cebeli 'arafete Hacılar Arafat dağında Allah'ı çokça anarlar. |
| 2 | وَve | vebağlaç · Kur'an'da 9.594 kez | تَعَلَّمْنَا الْقُرْآنَ وَالصَّلَاةَ مِنْ آبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا te'allemne'l-kur'âne ve's-salâte min âbâinâ ve ummehâtinâ Kur'an'ı ve namazı babalarımızdan ve annelerimizden öğrendik. |
| 3 | لِli | için; -e; -inedat · Kur'an'da 4.380 kez | حَمَلَ الْحَفِيدُ الطَّعَامَ لِجَدَّتِهِ الْمَرِيضَةِ بَعْدَ الْعَصْرِ hamele'l-hafîdu't-ta'âme li-ceddetihi'l-merîdati ba'de'l-'asri Torun ikindiden sonra hasta ninesine yemek götürdü. |
| 4 | مِنْmin | -den, -dan; -den biriedat · Kur'an'da 3.226 kez | خَرَجَ النَّاسُ مِنَ الْمَسْجِدِ يَوْمَ الْعِيدِ فَرِحِينَ harace'n-nâsu mine'l-mescidi yevme'l-'îdi ferihîne Bayram günü insanlar camiden sevinçle çıktı. |
| 5 | فَfe | ve hemen; bu yüzdenbağlaç · Kur'an'da 3.001 kez | أَخْطَأَ الْوَلَدُ فَاعْتَذَرَ إِلَى أُمِّهِ وَقَبَّلَ يَدَهَا ahta'e'l-veledu fe'tezera ilâ ummihî ve kabbele yedehâ Çocuk hata yaptı, annesinden hemen özür diledi ve elini öptü. |
| 6 | مَاmâ | ne; -an şey; değiledat · Kur'an'da 2.565 kez | شَكَرَ الْفَقِيرُ رَبَّهُ عَلَى مَا رَزَقَهُ مِنْ طَعَامٍ şekera'l-fakîru rabbehû 'alâ mâ razakahû min ta'âmin Yoksul adam, rızık olarak verilen yiyecek için Rabbine şükretti. |
| 7 | بِbi | ile; -de; -eedat · Kur'an'da 2.544 kez | كَتَبَ الْخَطَّاطُ آيَةَ الْكُرْسِيِّ بِقَلَمٍ مِنَ الْقَصَبِ ketebe'l-hattâtu âyete'l-kursiyyi bi-kalemin mine'l-kasabi Hattat Âyetü'l-kürsî'yi kamıştan yapılmış bir kalemle yazdı. |
| 8 | لَاlâ | hayır; -me (olumsuzluk)edat · Kur'an'da 1.742 kez | لَا يَنَامُ الرَّاعِي حَتَّى يَطْمَئِنَّ عَلَى غَنَمِهِ lâ yenâmu'r-râ'î hattâ yatma'inne 'alâ ğanemihî Çoban, koyunlarından emin olmadan uyumaz. |
| 9 | فِيfî | -de, içindeedat · Kur'an'da 1.701 kez | صَلَّيْنَا الْجُمُعَةَ فِي الْمَسْجِدِ الْكَبِيرِ مَعَ أَهْلِ الْقَرْيَةِ salleyne'l-cum'ate fi'l-mescidi'l-kebîri ma'a ehli'l-karyeti Cumayı köy halkıyla birlikte büyük camide kıldık. |
| 10 | إِنَّinne | şüphesiz, gerçektenedat · Kur'an'da 1.682 kez | إِنَّ قِيَامَ اللَّيْلِ يُنِيرُ قَلْبَ الْمُؤْمِنِ وَوَجْهَهُ inne kıyâme'l-leyli yunîru kalbe'l-mu'mini ve vechehû Şüphesiz gece namazı müminin kalbini ve yüzünü aydınlatır. |
| 11 | قَالَ – يَقُولُkâle – yekûlukök ق و ل | söylemek, demekfiil · Kur'an'da 1.618 kez | قَالَتِ الْأُمُّ لِوَلَدِهَا: قُلْ بِسْمِ اللَّهِ قَبْلَ الطَّعَامِ kâleti'l-ummu li-veledihâ: kul bismi'llâhi kable't-ta'âmi Anne çocuğuna “Yemekten önce Bismillah de” dedi. |
| 12 | الَّذِيellezî | ki o; -en, -an (ilgi zamiri)zamir · Kur'an'da 1.468 kez | الَّذِي يَصْبِرُ عَلَى الْأَذَى يَنَالُ أَجْرًا عَظِيمًا ellezî yasbiru 'ale'l-ezâ yenâlu ecran 'azîmen Eziyete sabreden kişi büyük bir ecir kazanır. |
| 13 | عَلَى'alâ | üzerinde; -e (karşı)edat · Kur'an'da 1.445 kez | صَبَرَ أَيُّوبُ عَلَى الْمَرَضِ سِنِينَ طَوِيلَةً وَلَمْ يَشْكُ sabera eyyûbu 'ale'l-meradı sinîne tavîleten ve lem yeşku Eyyub uzun yıllar hastalığa sabretti ve hiç şikâyet etmedi. |
| 14 | كَانَ – يَكُونُkâne – yekûnukök ك و ن | olmak; (geçmişte) idifiil · Kur'an'da 1.358 kez | كَانَ النَّبِيُّ رَحِيمًا بِالصِّغَارِ وَالضُّعَفَاءِ kâne'n-nebiyyu rahîmen bi's-sığâri ve'd-du'afâi Peygamber küçüklere ve zayıflara karşı çok merhametli idi. |
| 15 | هٰذَا – ذٰلِكَhâzâ – zâlike | bu – şu, oişaret · Kur'an'da 1.058 kez | هٰذَا الْمَسْجِدُ بَنَاهُ أَهْلُ الْقَرْيَةِ بِأَمْوَالِهِمْ hâze'l-mescidu benâhu ehlu'l-karyeti bi-emvâlihim Bu camiyi köy halkı kendi mallarıyla yaptı. |
| 16 | رَبّrabbkök ر ب ب | Rab; sahip, terbiye edenisim · Kur'an'da 975 kez | يَدْعُو الْمُؤْمِنُ رَبَّهُ فِي اللَّيْلِ بِقَلْبٍ خَاشِعٍ yed'u'l-mu'minu rabbehû fi'l-leyli bi-kalbin hâşi'in Mümin geceleyin huşu dolu bir kalple Rabbine dua eder. |
| 17 | مَنْmen | kim; kim kisoru · Kur'an'da 871 kez | مَنْ يَقْرَأُ لَنَا سُورَةَ الْكَهْفِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ؟ men yakra'u lenâ sûrete'l-kehfi yevme'l-cum'ati Cuma günü bize Kehf suresini kim okuyacak? |
| 18 | إِلَىilâ | -e doğru, -e kadaredat · Kur'an'da 742 kez | رَجَعَ الْعَاصِي إِلَى رَبِّهِ بِقَلْبٍ نَادِمٍ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ race'a'l-'âsî ilâ rabbihî bi-kalbin nâdimin fî leyleti'l-kadri Günahkâr kişi Kadir gecesinde pişman bir kalple Rabbine döndü. |
| 19 | إِنْin | eğeredat · Kur'an'da 703 kez | إِنْ تَصْدُقْ فِي حَدِيثِكَ يَثِقْ بِكَ النَّاسُ in tasduk fî hadîsike yesik bike'n-nâsu Sözünde doğru olursan insanlar sana güvenir. |
| 20 | إِلَّاillâ | -den başka, ancakedat · Kur'an'da 659 kez | صَامَ إِخْوَتِي كُلُّهُمْ إِلَّا الصَّغِيرَ مِنْهُمْ sâme ihvetî kulluhum ille's-sağîra minhum En küçükleri dışında kardeşlerimin hepsi oruç tuttu. |
| 21 | أَنْen | -mek, -mesi (fiilden önce)edat · Kur'an'da 616 kez | نَوَى الشَّيْخُ أَنْ يَحُجَّ بَيْتَ اللَّهِ مَعَ زَوْجَتِهِ neve'ş-şeyhu en yehucce beyte'llâhi ma'a zevcetihî Yaşlı adam hanımıyla birlikte Beytullah'ı haccetmeye niyet etti. |
| 22 | آمَنَ – يُؤْمِنُâmene – yu'minukök أ م ن | inanmak, iman etmekfiil · Kur'an'da 537 kez | آمَنَ أَبُو بَكْرٍ بِالنَّبِيِّ دُونَ تَرَدُّدٍ âmene ebû bekrin bi'n-nebiyyi dûne tereddudin Ebu Bekir hiç tereddüt etmeden Peygamber'e iman etti. |
| 23 | يَوْمyevmkök ي و م | günisim · Kur'an'da 475 kez | فِي يَوْمِ الْجُمُعَةِ يَجْتَمِعُ الْمُسْلِمُونَ لِلصَّلَاةِ وَالذِّكْرِ fî yevmi'l-cum'ati yectemi'u'l-muslimûne li's-salâti ve'z-zikri Cuma günü Müslümanlar namaz ve zikir için bir araya gelir. |
| 24 | عَنْ'an | -den; hakkındaedat · Kur'an'da 465 kez | تَحَدَّثَ الْإِمَامُ عَنْ صَبْرِ أَيُّوبَ بَعْدَ صَلَاةِ الْعَصْرِ tehaddese'l-imâmu 'an sabri eyyûbe ba'de salâti'l-'asri İmam ikindi namazından sonra Eyyub'un sabrından bahsetti. |
| 25 | أَرْضardkök أ ر ض | yer, toprak, yeryüzüisim · Kur'an'da 461 kez | تَشْرَبُ الْأَرْضُ مَاءَ السَّمَاءِ فَتُخْرِجُ الزَّرْعَ teşrebu'l-ardu mâe's-semâi fe-tuhricu'z-zer'a Toprak gökten inen suyu içer ve ekinleri bitirir. |
| # | Kelime | Anlam | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 26 | إِذَاizâ | -dığında, -ıncaedat · Kur'an'da 423 kez | إِذَا سَمِعْتَ الْأَذَانَ فَاتْرُكْ مَا فِي يَدِكَ وَقُمْ لِلصَّلَاةِ izâ semi'te'l-ezâne fe'truk mâ fî yedike ve kum li's-salâti Ezanı duyduğunda elindekini bırak ve namaza kalk. |
| 27 | قَدْkad | -mış (kesinlik); bazenedat · Kur'an'da 406 kez | قَدْ تَابَ الظَّالِمُ مِنْ ظُلْمِهِ وَرَدَّ الْحُقُوقَ إِلَى أَهْلِهَا kad tâbe'z-zâlimu min zulmihî ve radde'l-hukûka ilâ ehlihâ Zalim zulmünden gerçekten tevbe etti, hakları sahiplerine geri verdi. |
| 28 | قَوْمkavmkök ق و م | kavim, toplum, halkisim · Kur'an'da 383 kez | دَعَا نُوحٌ قَوْمَهُ إِلَى عِبَادَةِ اللَّهِ سِنِينَ طَوِيلَةً de'â nûhun kavmehû ilâ 'ibâdeti'llâhi sinîne tavîleten Nuh uzun yıllar boyunca kavmini Allah'a kulluk etmeye çağırdı. |
| 29 | عَلِمَ – يَعْلَمُ'alime – ya'lemukök ع ل م | bilmekfiil · Kur'an'da 382 kez | عَلِمَ الْجَارُ أَنَّ جَارَهُ مَرِيضٌ فَزَارَهُ بِهَدِيَّةٍ 'alime'l-câru enne cârahû merîdun fe-zârahû bi-hediyyetin Komşu, komşusunun hasta olduğunu öğrendi ve onu hediyeyle ziyaret etti. |
| 30 | آيَةâyekök أ ي ي | ayet; işaret, delilisim · Kur'an'da 382 kez | قَرَأَ الطَّالِبُ آيَةً مِنْ سُورَةِ الْبَقَرَةِ بَعْدَ صَلَاةِ الْفَجْرِ kara'e't-tâlibu âyeten min sûreti'l-bakarati ba'de salâti'l-fecri Öğrenci sabah namazından sonra Bakara suresinden bir ayet okudu. |
| 31 | أَنَّenne | -dığı, kiedat · Kur'an'da 362 kez | أَيْقَنَ الْمَرِيضُ أَنَّ الشِّفَاءَ مِنَ اللَّهِ فَصَبَرَ عَلَى الْأَلَمِ eykane'l-merîdu enne'ş-şifâe mine'llâhi fe-sabera 'ale'l-elemi Hasta şifanın Allah'tan olduğuna kesin inandı, acıya sabretti. |
| 32 | كُلّkullkök ك ل ل | her, bütünisim · Kur'an'da 359 kez | يَقْرَأُ أَخِي جُزْءًا مِنَ الْقُرْآنِ كُلَّ يَوْمٍ yakra'u ahî cuz'en mine'l-kur'âni kulle yevmin Kardeşim her gün Kur'an'dan bir cüz okur. |
| 33 | لَمْlem | -medi (geçmişte olumsuz)edat · Kur'an'da 348 kez | لَمْ يَيْأَسْ يُونُسُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهِ فِي بَطْنِ الْحُوتِ lem yey'es yûnusu min rahmeti rabbihî fî batni'l-hûti Yunus balığın karnında Rabbinin rahmetinden ümidini kesmedi. |
| 34 | جَعَلَ – يَجْعَلُce'ale – yec'alukök ج ع ل | kılmak, yapmak, dönüştürmekfiil · Kur'an'da 340 kez | جَعَلَ الْأَبُ بَيْتَهُ مَكَانًا لِتَعْلِيمِ الْقُرْآنِ ce'ale'l-ebu beytehû mekânen li-ta'lîmi'l-kur'âni Baba evini Kur'an öğretilen bir yer yaptı. |
| 35 | ثُمَّsumme | sonrabağlaç · Kur'an'da 338 kez | تَوَضَّأَ الرَّجُلُ ثُمَّ قَامَ إِلَى الصَّلَاةِ بِخُشُوعٍ teveddae'r-raculu summe kâme ile's-salâti bi-huşû'in Adam abdest aldı, sonra huşu içinde namaza durdu. |
| 36 | رَسُولresûlkök ر س ل | elçi, peygamberisim · Kur'an'da 332 kez | أَحَبَّ الصَّحَابَةُ رَسُولَ اللَّهِ أَكْثَرَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ ehabbe's-sahâbetu resûla'llâhi eksera min enfusihim Sahabeler Allah'ın Resulünü kendi canlarından çok sevdi. |
| 37 | عَذَاب'azâbkök ع ذ ب | azap, acı, cezaisim · Kur'an'da 322 kez | يَخَافُ التَّائِبُ عَذَابَ الْآخِرَةِ فَيَتْرُكُ الْمَعَاصِيَ yehâfu't-tâibu 'azâbe'l-âhirati fe-yetruku'l-me'âsiye Tevbe eden kişi ahiret azabından korkar ve günahları bırakır. |
| 38 | سَمَاءsemâ'kök س م و | gök, gökyüzüisim · Kur'an'da 310 kez | يَتَفَكَّرُ الْعَالِمُ فِي السَّمَاءِ وَنُجُومِهَا فَيَزْدَادُ إِيمَانًا yetefekkeru'l-'âlimu fi's-semâi ve nucûmihâ fe-yezdâdu îmânen Âlim göğü ve yıldızlarını düşünür ve imanı artar. |
| 39 | إِذْiz | o sırada, haniedat · Kur'an'da 309 kez | بَيْنَمَا الْأَوْلَادُ نِيَامٌ إِذْ قَامَ الْأَبُ إِلَى صَلَاةِ اللَّيْلِ beyneme'l-evlâdu niyâmun iz kâme'l-ebu ilâ salâti'l-leyli Çocuklar uyurken işte o sırada baba gece namazına kalktı. |
| 40 | نَفْسnefskök ن ف س | nefis, can; kişinin kendisiisim · Kur'an'da 295 kez | يُحَاسِبُ الْعَاقِلُ نَفْسَهُ قَبْلَ النَّوْمِ عَلَى أَعْمَالِ يَوْمِهِ yuhâsibu'l-'âkilu nefsehû kable'n-nevmi 'alâ a'mâli yevmihî Akıllı kişi uyumadan önce o günkü amelleri için kendini hesaba çeker. |
| 41 | كَفَرَ – يَكْفُرُkefera – yekfurukök ك ف ر | inkâr etmek; nankörlük etmekfiil · Kur'an'da 289 kez | لَا تَكْفُرْ نِعْمَةَ الصِّحَّةِ بَلِ اشْكُرْ رَبَّكَ عَلَيْهَا lâ tekfur ni'mete's-sıhhati beli'şkur rabbeke 'aleyhâ Sağlık nimetine nankörlük etme; onun için Rabbine şükret. |
| 42 | كَke | gibiedat · Kur'an'da 287 kez | صَارَ الْمَسْجِدُ فِي لَيَالِي رَمَضَانَ كَخَلِيَّةِ النَّحْلِ sâra'l-mescidu fî leyâlî ramadâne ke-haliyyeti'n-nahli Ramazan gecelerinde cami arı kovanı gibi oldu. |
| 43 | شَيْءşey'kök ش ي ء | şeyisim · Kur'an'da 283 kez | قَسَمَتِ الْأُمُّ كُلَّ شَيْءٍ بَيْنَ أَوْلَادِهَا بِالْعَدْلِ kasemeti'l-ummu kulle şey'in beyne evlâdihâ bi'l-'adli Anne her şeyi çocukları arasında adaletle paylaştırdı. |
| 44 | أَوْev | veya, ya dabağlaç · Kur'an'da 280 kez | هَلْ تَقْرَأُ الْقُرْآنَ فِي الصَّبَاحِ أَوْ فِي الْمَسَاءِ؟ hel takra'u'l-kur'âne fi's-sabâhi ev fi'l-mesâi Kur'an'ı sabahleyin ya da akşamleyin okur musun? |
| 45 | جَاءَ – يَجِيءُcâe – yecî'ukök ج ي ء | gelmekfiil · Kur'an'da 278 kez | جَاءَ شَهْرُ رَمَضَانَ فَامْتَلَأَتِ الْمَسَاجِدُ بِالْمُصَلِّينَ câe şehru ramadâne fe'mtele'eti'l-mesâcidu bi'l-musallîne Ramazan ayı geldi, camiler namaz kılanlarla doldu. |
| 46 | عَمِلَ – يَعْمَلُ'amile – ya'melukök ع م ل | yapmak, çalışmakfiil · Kur'an'da 276 kez | عَمِلَ الشَّبَابُ فِي بِنَاءِ الْمَسْجِدِ مِنَ الْفَجْرِ إِلَى الْمَغْرِبِ 'amile'ş-şebâbu fî binâi'l-mescidi mine'l-fecri ile'l-mağribi Gençler sabahtan akşama kadar caminin yapımında çalıştılar. |
| 47 | آتَى – يُؤْتِيâtâ – yu'tîkök أ ت ي | vermekfiil · Kur'an'da 271 kez | آتَى الْغَنِيُّ الْفُقَرَاءَ زَكَاةَ مَالِهِ بِطِيبِ نَفْسٍ âte'l-ğaniyyu'l-fukarâe zekâte mâlihî bi-tîbi nefsin Zengin adam gönül hoşluğuyla yoksullara malının zekâtını verdi. |
| 48 | رَأَى – يَرَىra'â – yerâkök ر ء ي | görmekfiil · Kur'an'da 271 kez | رَأَى الصَّيَّادُ عَظَمَةَ اللَّهِ فِي أَمْوَاجِ الْبَحْرِ ra'e's-sayyâdu 'azamete'llâhi fî emvâci'l-bahri Balıkçı denizin dalgalarında Allah'ın azametini gördü. |
| 49 | بَيْنَbeynekök ب ي ن | arasındaedat · Kur'an'da 266 kez | أَصْلَحَ الرَّجُلُ بَيْنَ أَخَوَيْهِ بَعْدَ خِلَافٍ طَوِيلٍ aslaha'r-raculu beyne ahaveyhi ba'de hilâfin tavîlin Adam, uzun bir anlaşmazlıktan sonra iki kardeşinin arasını buldu. |
| 50 | أَتَى – يَأْتِيetâ – ye'tîkök أ ت ي | gelmek; (bi ile) getirmekfiil · Kur'an'da 264 kez | أَتَى الضَّيْفُ بَعْدَ الْمَغْرِبِ فَأَكْرَمَهُ أَهْلُ الدَّارِ ete'd-dayfu ba'de'l-mağribi fe-ekramehû ehlu'd-dâri Misafir akşam namazından sonra geldi, ev halkı ona ikram etti. |
Bu kelimeler neden önemli?
Listenin başındaki kelimelerin çoğu edat, bağlaç ve zamir: وَ (ve), فِي (-de), مِنْ (-den), الَّذِي (ki o). Bunlar Kur'an'ın hemen her ayetinde geçer. Bir kısmı kelimenin başına yapışır: بِسْمِ = بِ + اسْم (adıyla). Bu küçük kelimeleri tanımak, uzun ayetlerin iskeletini görmeyi sağlar.
Ardından gelen isim ve fiiller Kur'an'ın ana kavramları: رَبّ (Rab), يَوْم (gün), قَالَ (dedi), آمَنَ (iman etti), عَلِمَ (bildi). Bunların çoğu Türkçeye de geçmiştir; kökünü tanıyınca yeni kelimeleri tahmin etmek kolaylaşır.